4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
91
Okunma
seni seviyordum biliyor muydun
biliyordun
dilim demedi ama gözlerim söyledi hep
biliyorsun
sen de beni seviyordun
biliyordum
dilin demedi ama gözlerin söyledi hep
biliyorum
"Bu yüzden kaçtım o şehirden, biliyor muydun? Tek bu yüzden. Hani gözden ırak diyerek…"
gözden ırak gönülden ırak
hani unuturum belki
hani sen de unutursun diyerek
ama kızıl ateş köz tutmaz
yanık yarası kabuk bağlamaz
kaçtım ben de
kaçtım öyle
aşk sağolsun diyerek
bir aramadın o günden sonra
bir sormadın ne var ne yok
öldüm mü kaldım mı acaba
azıcık merak ederek
ne çok yazmıştım oysa
ne çok sana
bilsen ne çok
saat beşti mesela
hani ben işe gidiyordum sen hangi yana
mesela sen mavi peri
hani adın ay-mari’ydi
hani geceydi geldin odama
hani sabahı gittin
gittin
"yurdum mor dağlardır" diyerek
hani çocuklar gibi gizlenip camını gözleyerek
veya "öyleyse gitmişim" diye isyan ederek
hani yokmuş-tun ya sen
hani ben koşmuştum peşinden
yel gibi
kaldırımdaki iğde ağacı
salkım söğütler
hani papatya falıydın sözde çayır çimende
hani yazmıştım çok
ne çok yazmıştım ne çok
bir şiirdeydi kimi kere onlar
kimi keresinde bir öyküde
bir romandaydı bazen yüzlerce sayfa
"Okudun mu hiç? Hayır! Çünkü haberin yoktu. Yok muydu? Bilmiyordun. Bilmiyordun mu gerçekten?"
işte bu yüzden kaçtım şehrinden
şehirden değil senden
hani gözden ırak
hani gönülden de
hani unuturum belki
hani unutursun sen de diyerek
"Belki küllenir ateş. Yara kabuk bağlar belki. Bencilceydi belki ama kaçtım işte. Hani göz ıraksa gönül de ırak olur. Hani öyle düşünüp öyle düşleyerek..."
Not:
Sevgili arkadaşım Faruk Yılmaz’ı bu vesile ile sizlerle tanıştırmaktan gurur duydum.
30/Haziran/2020 Koruköy
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.