1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
831
Okunma
Her seni anışımda kanayan yetim yaramı
Sırtıma yüklenip, düş atımı mahmuzlayıp
Gecenin kalabalıklarına sığınan
Kendi içimdeki tenha gurbetlere
Savrulan ben.
Yokluğunda siyah denizlere kaçıyorum
Karanlığa baki hüzünler üretiyorum
Gözyaşı tarlasına dönen yanağımda.
Kuşatılmış hasretlerin kör bıçağında
Can çekişen ben oluyorum,
Sensizlik nöbetlerinde biçare
Tebessümlere konan laleler şahitti
Anadolu kadar eski aşklara aşina kalbim
Bir yeni aşka kilitleri kırılamayan
Ruhumun gökdelenlerine sığınan
Korkular inşa ediyor
Yükseklik korkusuna rağmen sevdalarım...
Sefil bir yalnızlığın kıyısına oturmuşum
Gönlümün semalarında batan,
Bu kaçıncı dolunay…
Yine sensizlik sarası
Kırılan ışık damlaları
Kuruyan bengisu
Ben çöl gecelerinden
Züleyha diledim oysa
Yaşlı Nil’den medet umdum
Yusuf gibi sevilmek için
Fırat’tan kan damladı
Kerbela’dan beri yaralı göğsünden
Resul’ün öptüğü yanaklarından
Kan seli akıyordu çöllere
Ta o zamanda ekilen kin
Meyve topluyor şimdi
Benimse geleceğim kanıyor
Geçmişi hançerli geleceğim
Uçuyorum akşamları dertli mısralara
Duvarlara kazınan gözlerinde
Kendini resmeden ben
Gözlerini öldüren yine ben
Hüseyin Özbay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.