1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1521
Okunma
Dün gibi değil mi? hüzün çiçeğim
Ekmek arası balık yerken kılçığı batmıştı dudaklarına
Kan damlarken yüreğim sızlıyordu oysa O kahkaha atıyordu
Gözleri yıldız doluydu, kucaklıyordu gökyüzünü
Olta sallamıştık, güneş kız kulesine saklanırken
Rengarenk poşetler çekmiştik saatlerce..
Ah İstanbul Ah ! sende her saniye yeşerir hüzün çiçeğim..
Yetmedi mi, bu şehirde sana tutsak olan yüreğim ,
Sulama artık sevginle büyümesin hüzün çiçeğim
Telaşa verme martıları elindeki simidi göstererek
Gülüşünü ekme boğazın köprüsüne,
Yüzünü serpme mavi gökyüzünün tualine
Bırak gözlerim seni doğursun damla damla
Ve bıraksın pervanenin köpüren sularına
Martının kanadında süzülsün hüzün çiçeğim
Şaşkın bakışların alaycı tavırlarına teslim olmasın
Yürürken korna sesleriyle ürkmesin hüzün çiçeğim
Hiçbir mevsime tutsak değil hüzün çiçeğim.
Hiç güneşle tanışmadı ve hiç ısınmadı
Hep üşüdü yalnızlığın gözlerinde ve gölgede yaşadı hüzün çiçeğim
Bazen tanıdık bir yüzde ya da aşina birkaç kelimede
Bazen bildik bir yerden geçerken ya da çalan bir şarkıda
Zamanın önemi yoktur, gecenin ve gündüzün de
Ansızın yeşeriverir, yürür mazinin tonlarında hüzün çiçeğim
02.06.2013
İZZETTİN AKYAPI