0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1329
Okunma
Puslu bir elma soyuyorum
bıçak kullanmayı ne iyi biliyormuşum
dışarıda serin bir hava
ve iş makinaları işkence ediyor toprağa
hoparlörde ezan sesi arkası konuşmalar.
At yarışlarına oynuyorum
geçim zor
ve bugün ikiliden 1’e 26 kazandım
hemen arkasından 1 lira cimrilik yüzünden
1’e 55 kaçırdım.
İçki ve sigara paramı kumar ödüyor
iyisi can sağlığı.
Puslu bir elma soyuyor
ardından dilimliyorum
baş parmağım ve bıçak yardımıyla atıyorum ağzıma
dışarıda serin bir hava
ağzımda kadife elma
ve iş makinaları
işkence ediyor toprağa.
Bir yandan Ece Ayhan’ın kitabını okuyorum
hastane günlerinden söz ediyor.
Dün gece hafif bir zelzele oldu
savrulma diyorum ben
yeraltı suları bol olduğundan alışkınız burada
altın tozu süpürüyor rüzgar
kaldırımlar yenilenmek üzere
çekildi ayağımızdan
şehirde çamurdan bol bir şey yok.
Sanırım sözcükler artık çiftleşmiyor
heyecan verici bir yazı bulmak zor
kütüphaneye dönüyorum
eskilerden birkaçı her zaman işe yarıyor
kimbilir kaç defa okudum aynı kitabı
sabahları Maupassant öykülerinde
yıkıyorum yüzümü.
Bir zaman bazı can sıkıcı adamlar vardı
evlenme telaşına düşmüş endişeli bir yüz ifadesiyle
etrafta dolanır şöyle derlerdi:
“Evlenicem, ama kız bulamıyorum.” “Tanıdığın biri var mı?”
Ve genellikle bakire peşine giderlerdi.
Ne oldu onlara?
Şiir yazdıktan sonra
kenarda bir süre bekletmeli
sirkeye mi dönüşecek
yoksa şaraba mı?
Bekleyip görmeli...
Her şeyin modası geçiyor
ve zaman kendi toplumunu yaratıyor.
Bazen bir şey yaratmıyor
dünyanın binlerce yıl soğuması için beklediği gibi
Yine bekliyor sanki…
Puslu bir elma soyuyor
bekliyorum…