...
...aşk kadehinde kırılma
ölüme mülteci oyunbaz düzenleri hiçleyerek yol yorgunu ayaklarıma cansiperane bir dalgınlıkla masum kardelenler sayıkladım cilvebaz ateşlerin yüz kızartıcılığına… adayarak yanağımı sunak bildiğim yanaklara sıkıştırdıkça göğsüm yaralı şiirler öksürdüm karla kaplı yalnızlıklara… bu karşı konulmaz dağılma göz göre göre bozgun yuvası darmadağın edilmiş kuşlar sevmeler şakıdım boşu boşuna… çektim burçlarına sevi sancağımı bütün kalelerimi yıktım hesapsızca çarpa çarpa barikatlara aşk şarabı taşıdım sesinin can çeken akıntısına… uçurumlar soluyarak söylem ile eylem arasında yaşammış ölümmüş bir kısacık yolculukmuş aşk filizi sandığım yanılsamalarla bağboğanlar ektim toprağıma… salma diyordum oysa yüzümü asarım karanlığına… -geçtim gittim ömrün(m)den acı bir kesitti kundakçı geceler siluetimde- sen gramofonda bir kadın incisi ben kırılan kadeh sesi... hidayet dal/can sokağı lambaları aralık 2007/haziran 2008 |
dost kalem, incilerin aydınlattı haz verirken gönlümüze...
kimi yerde hüzün kimi yerde pişmanlık dolaştı dilimizde...
güzeldi kutlarım, saygı ve selam ile...