1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1340
Okunma

Gecenin sessizliği yükselir ,
Gürültülü hatıraları yutarcasına ...
Göz kapakları çevirir birer birer
Geçmişin buğulu sayfalarını ..
Yüreğim !
Yarım kalan eski bir hikayenin kenarında ,
On iki beklerken o’nu ;
Kaybolacak yine
Sarp kelimelerin arasında…
Eskici dükkânı zaman !;
kırık dökük hatıralarla dolu ,
"Gelecek" gelecek ve pahalı
Hantallığı ;
Belki bilmediğinden ,
Bir ân’a bir ömür verileceğini ..
Neyi beğendirse geçmişten ;
"Kırık" bir yani olur mutlaka ,
Ne zaman uzatsam elimi
Canım yanar hep…
Döküklüğü;
Belkide Aralıkların Hazirana uzaklığından…
Başım(n)ı alıp gider ya efkarım geceleri
b(ede)nden uzaklara ,
Kaçıp uçurumlar’dan duvarların arkasına saklanır
başı boş ürkek Yüreğim ,
Nedendir bilmem ;
Karanlığı biraz daha fazla severim.
Ne yana dönsem yüzümü
Sitem yağar anlıma,
Pişmanlık akar gözlerimden
Hangi taşı atarsam atayım ,
"Ti’ li sesler yankılanır kuyularımdan.
Ah ! deyip yansada avuçlarım
Elde avuçta bir taşım var;
Bağrıma bastığım..
Geceleri yastığım..
Bir tek onu atmadım , atamadım ,düşmedi gözlerimden..
Belki bir gün ,
Haziran’a küsen Aralıklar tekrar barışırlar diye !
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.