0
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1559
Okunma

Çok uzak diyarların yamaçlarında
Sessiz sessiz ağlayan bir çoban vardı
Bir garip başı birde dertli kavalı vardı
Kendi başına hem çalar hem ağlardı
Duyguları çok karışıktı,ve dinliyordu
Doğanın bütün gizemli seslerini..
Vakit son bahar aylarından biriydi
Yapraklar rüzgarın çıkarttığı
Islık sesiyle dans edercesine
Birer birer düşüyorlardı yerlere
Bulutların arasından,güneş bir gözüküp
Bir kayboluyordu,fotoğraf çekercesine..
Hayvanlar kendi başına irkiliyor
Kurtlar ulumaya başlıyordu o gece
Garip bir durumdu yaşanılan herşey
Sanki deli bir keman sanatçısının
Sanatın bütün telleriyle oynarcasına
Bütün dengeler bozulmuştu o anda..
Gizli bir gariplık vardı çözemediği
Çoban bazı şeylerin farkındaydı
Hava gerektiğinden fazla soğuktu
Kuşlar ötmüyor leylekler göç etmiyor
Bulutların akışı bile bir başkaydı
Ve çoban alıp dertli kavalını eline..
Başladı çalmaya içli içli ağlarcasına
Sanki çok uzak diyarlardan birisi
Yüreğinin sesini dinliyor gibiydi
Ve notasını bile bimediği çok sevdiği
Kavalını birazcık çaldıktan sonra
Öperek çantasının içine koydu..
Ve başladı kendi kendine konuşmaya
Yavaşça dönüp rüzgara seslendi
Sen anlarmısın bu garip aşığın derdini
Rüzgar sustu kaldı,cevap bile veremedi
Döndü dalda öten bülbüle sordu derdini
Peki sen anlarmısın benim derdim dedi..
Yıllarca toprağını yuttuğu suyunu içtiği
O doğanın görkemli gizemli gücü bile
Çobanın bu derdine çağre bulamamıştı
Çoban her defasında hüzünlenip ağladıkça
Kavalı dile geldi,dertli dertli çalıverdi
Dünyanın gizli kalmış,bütün notalarını...
Ufuk GÜNEY
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.