9
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
2907
Okunma

gülüşün tenimde imza
ve küçük bir bûse mühür olur kurumuş dudağıma
nutku tutulmuş bir dileğin sağ bacağıyım
üzerimde yırtıkları dikilmiş ay silüeti
rengi akan bir yıldızın papuşları gezmekte şehri
sokaklarında kayıp desenli iniltiler
aydınlığımızdan kopan karanlıkla
başlar mücadele
yorgun koşuların durgun adımları tarar toprağın sırtını
yine bir temmuz yaprağından
tek kullanımlık kelimeler dökülür
şiirin dilinde sakız özlemin sözleri
oysa ;
sana sığındığım
sana tutunduğum o kadar belli ki
kimse ama kimseler alamıyor yerini
ne dün
ne de gerisi
yarım akıldan tamamlanır eksik bildikleri
güvertemde biriken yasak damlacıklar
karışır bedenine
eskimiş yüzlerin silinmiş bakışlarında boy atar
gençlik hikâyeleri
sanki hiç denenmemiş
hiç bir kâğıda yazılmamış gibi ismi
kandırılır
küçük bir hayâlin , derme çatma kıyılarına bırakılır nefsi
rüzgâr alıp götürmese bâri
dipsiz dalgalarla boğuşan kulaçlar
cansız nefeslere çarpar
kumların üzerine çizilirler belli belirsiz bir sûretle
arkasından güneş doğar
yaşam yeniden aşılanır ölüme
sen !
benim aynaya düşen tek resmimsin
ve takvim eylül’e ramak kala’da ...
09/07/2012
15;15
eMİNE
5.0
100% (19)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.