24
Yorum
18
Beğeni
0,0
Puan
3337
Okunma

Ne bahtsızdı kim bilir sen doğmadan kâinat
Sapıtmıştı insanlar peygamberlere inat
Put yaparak tapmaktı; buydu en gözde sanat!
Bilmek hayli zor işti doğru yanlış hangisi
Furkan’ımla yetişti; Ümmetin Efendisi
Gamlı gönüller çöldü; sen geldin oldu vaha
Güneş bile bir başka gülümsedi sabaha
Çağlar nûra kavuştu, çaresizler felaha...
Bölüştü lokmasını aç kalsa da kendisi
Yegâne şanlı rehber; Ümmetin Efendisi
Vahşetin adı töre, kız doğurmak ayıptı
Cahillik had safhada, akıl ise kayıptı
Mazlum kan ağlıyordu; zaman bir acaipti
Beklenen peygamberdi Âmine’nin incisi!
Âleme şeref verdi Ümmetin Efendisi
Puta tapanı irşâd kolay bir iş değildi
Lâkin, fazla geçmeden akıl gerçeği bildi
Eğilmez denen başlar saygı ile eğildi...
Tebliğiyle yıkandı kalplerin kiri, isi
Kalpler sürûra kandı; Ümmetin Efendisi
En mümtaz sembolüydü ahlakın, asaletin
Mî’râç ile taçlandı taltifi risaletin
Arzumuz şefaatin, dilimizde salat´in
Sensizlik yüreğe yük Ey Nebîler Nebîsi
Özlemimiz çok büyük, Ümmetin Efendisi
Aciz kullar omzuna ağır geldi zimmetin
Asırlar acımadı; öksüz, gamlı ümmetin
Sarsın, kuşatsın bizi her adımda himmetin
Muhammed-ül Emîn’sin, ey gönüller Bani´si;
Bu hasret nasıl dinsin Ümmetin Efendisi...
Mecit AKTÜRK
Berlin 16.06.2012
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.