20
Yorum
21
Beğeni
0,0
Puan
4421
Okunma

Batarken akşam üzeri güneş,
Ve saklanırken zarif bir kadın edasıyla dağların arkasına.
Turuncu bir renk alıyor şehri, belki de altın sarısı,
Pencereler açılıyor, içimdeki fırtınaya,
Rüzgar taşıyor teninin kokusunu kollarıma.
Odamda sen .
Kalp atışlarım sana teslim.
Kızıl bir tutku ve tadımlık dudakların,
Biraz çilek ve biraz bal.
Ahh Delâl
Hırçın bir deniz olunca ve sarmalayınca ellerin,
Hayal ve gerçek arasında, düşüncelerim med cezir.
Rıhtımlar uzak,
Gemiler olabildiğince alabora,
Aklımın filikaları çözük.
Ah Delâl;
Ana vatanını özleyen, kırlangıçlar kadar,
Bir yudum su gözlerin.
Ve bir okyanusun ortasında kayıp anahtar gibi gömülü aşk,
Öyle derin ve çırılçıplak.
Ve ben sana aşktan bahsetmeyecek kadar tövbeliyim,
Kırdığım yeminlere ekmek ve tuz şahit,
Bir de belalı başım…
Bana aşk dedirtme Delâl
Sırası değil.
Kapıda ihtirası başından aşkın ilkbahar,
Bakma bulutlara, şımartır hüznün.
Biliyorum ki,
Her yağmur sonrası kar.
Aynadaki yüzün kadar iyi bilirsin,
Ben bir sana sus/ar/ım,
Ve yine susarım, mühürlenir kurak dilim.
Bir yağarsam dibi delinir göğün,
İmlası bozuk sevdalar kusarım.
Sen şarkılar söylerken;
Ben elimde bir fincan çay
Bir de ruhumu esir alan son bahar izdihamı.
Ve ben küçüğüm;
Cama damlayan düşlerime
İçinden aşk geçen sevişmeleri yasakladım.
Bu kentin çıkışı yok Delâl
Okşanırsa saçları sokağın, adımız levhalarda a y r ı l ı k
Hadi sende karart kirpiklerinle, gizli kıyıları
Şimdi hiç sırası değil.
Kalbimde uyuttuğum gökkuşağı ayaklanmasın...
HaSaN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.