35
Yorum
38
Beğeni
5,0
Puan
2406
Okunma


karanlık hecelerle düşüyor aklıma
unuttuğum o gravür!
bıraksın diyorum artık ellerimi cehennem
oligarşi cümleleri bir bir kurşuna dizmedim mi
neden hâlâ heybemde
eski zaman öksürmeleri
neden tüm çerçeveler hâlâ senli
nefesine leblebi tozu kaçmış çocuk heyecanı
kimin adını sayıklar
nefsimden kalan buğz giyimli izler!
isyanın damarlarımda âşina patinajlar voltalarken
ezberlenmiş formül gibi bakışların
ağır depresif eşitsizlik sentezi gibi
ne olur bakma bana öyle
temyizi, hasıraltı melankoli kusar imlerle
o bir zamanlardı, ömrüm diyordum adına
şimdi önlenemez bir ötenazi kumpası yakamda
dolanıyorum dünlerin kalın bileklerinde
örse yatan demir gibi şakalaşıyorum zamanla
yaşamak, öldürürmüş rahvan adımlarla bilerek!
biliyorum faydasız
y a ş ı m ilerliyor giderek!
aborjin ritüellerine sığınıyorum şimdi
daha iyi anlıyorum yapraksız ağaç türkülerini
saçlarından yakamoz gürültüsü kesilen denizleri
ikindi vakti bitiyor gün
yalaz rüzgârların uğrak yeri içim
dilim korunaksız limanlara gebe
sarıyorum kendimi mutlak inançlara
uykularım metamorfoz birikintilere defin
nüktesiz cümleler gibi ifadem eksik
giderek tükeniyor içimdeki Guevera eğilim
ne yana dönsem muğlak
ne yana baksam kendim değilim...
üşüyorum demir soğukluğuyla zan altı hücrelerde
zamanı zincirli bir hiyeroglif gibi
ve biliyorum, haykırmam sadece kendime
sentaksı yalancı cümleler doğruluyor şaşkınlığımı
bilirim;
ne zaman tapansız kehanetlerin ucuzluğuna serersem kendimi
ya da durduk yere tepinirse içimde Mona Roza ayetleri
müridi kalmamış bir din gibiyimdir
pusulası, kıblesini kaybetmiş
aşk ininde yalnız...
hani sarılmaz bir hışımla sırtına
telaşlı bir sancıdan sebep olmasa, fırtına
nasıl tek başına sallanmaktan haz almaz bir salıncak
öznesi kayıp şiir gibidir
yarım kalan dudak!..
ToprağınSesi
.
5.0
100% (45)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.