4
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1265
Okunma

2.
Sen ki; sessiz yağmurum,
hani gök çatmasa kaşlarını
çakmasa ürküten şimşeklerini
ve ateş çıkmasa bulutların gözlerinden
gayet inandırıcı gelme isteğin, hissettiğim..
Yağ o halde ne bekliyorsun,
toprak gibi susamış
sana suskunluğuma benzer
Her geceye sürülen özlem yüklü damlalar biriktirdi,
Adına nasıl sözler(şiir diyorlar) büyüttü yürek bilmiyorsun?
Sen ki, ey sancım,
tabiplere sual olunmuyor
diyemiyorum ki sorma ne haldeyim ?
Sorma tutunamadığım ellerinde biçareyim
ıstırabı anlatmak öyle zor du ki
derde deva bulmaktan daha da zordu..
Saplanmak kendi kalbine,
ve bütün çıkış kapılarını mühürlemek
içerde, her seferde öldüren sonra yeniden dirilten
o yitik sevgiyle inadına yaşamak..
’Gel yeter ki !
Ebruli sabahlara aksın inciler sonunda düşüm gönlünden düşürmeyenim,
her derin bekleyişimde hercai menekşeler açar dalımda bir bilsen,
durmayan zaman gelmesen de korusun ellerine düşen satırları,
varsın izlerin kalsın geriye ne çıkar ki; yadigâr bilir sarılırım..’
Çok zordu, kendi hücreni ellerinle inşa etmek,
her eklenen taşı, neredeyse çöllerden taşınan kristal kum taneleriyle
birleştirmenin değerini sen bilebilir misin?
Bilemezsin ki, ah bilmek de b’aşka erdemdir çünkü...
Feyza muhurlu
Bir eflatun..
5 Ocak 2012- 01:30 İZMİR
5.0
100% (6)