4
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1038
Okunma

Yüreğimize uzanan
Ellerin gölgesi siyahtır dudu dillim
Dokunmalarda kırılır, dağılır tespih tanesi gibi
Gözyaşlarımıza oyalı mendil arama
Silersen akar, tuzlu su gibi
Hazan mevsimin rüzgârları sert esiyor
Göğsümün üzerinde kırbaç gibi
Geçmişimin karanlık koyaklarında
Aşkımı yargılama
Yağlı ilmeklerde sallanırım idam
Mahkûmu gibi
Sonbaharın hicranlı yaprakları yere düşüyor
Dökülen her yaprak yeryüzünü örter gibi
Avuçlarımda bir çocuk ağlıyor
Anasını kaybetmiş yetim gibi
Sesler içimi titretiyor dudu dillim
İçimi titretiyor
Sanki zemheri ayında kalmış gibi
Yüreğin
Karanlık köşelerinde saklambaç oynuyorum
Boğaza sallanan kör bıçaklardan kaçar gibi
Dudaklarım, yokluğuna yarılmış kan damlatıyor
Sanki gökyüzü yeryüzüne ağlar gibi
Üstüne tünediğimiz
Kuru ağaçlardan kuşlar uçuyor
Yanık tenlim
Kandı kırılmış her biri, bir yerlere düşüyor
Sanki bir daha uçmayacaklarmış gibi
Gözlerimiz
Suskun hayatın siyah beyaz resimlerini
Çiziyor bir tanem
Çoban, ressamın eline de vermiş fırçayı
Sanki alnımıza kara yazı yazar gibi
Yüreğimin karanlık şehirlerinde
Ormanlar yanıyor dudu dilim
Yeryüzünü yakar gibi
Uzak dağlarımın mor sümbüllü koyaklarında
Âşıklar türküler söylüyor cennet gözlüm
Türkü söylüyor
Sanki aşkına bir garip ölmüş de
Uğruna ağıtlar yakar gibi
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.