Okuduğunuz
şiir
4.11.2011 tarihinde günün şiiri olarak seçilmiştir.
SENİNLE
başka zamanlar bulmalıyız D(üzgün) başka solgun eylüller çıkarmalıyız günlüklerimizi gömdüğümüz yerlerden eklerken kendimizi dün kokan satırlara başta ve sonda aynı yanılgıyla yaprakların kurumuş damarlarında sadece ve sadece çimen sabahlara uyanmalıyız
başaramayız deme bana D(üzgün) uyanamayız deme şiddet yanlısıyız direniriz bu eylüle de muhalif taşlar fırlatırız çığlıkların acılarını boşadığı yerlere şimdi ölelim D(üzgün) yarın ölelim deme bak yarınların gözleri şaşı korkuyu öpüyor dudaklarından cesaretin yerine Işıksız kandiller bekleyişin elinde
şimdi ölelim D(üzgün) şimdi bilmelisin ki bugünün ölüsü yarının ölüsünden daha diri yoksa bu sepia rüzgar bizim ovamızda sınayacak kendini ve küllerimizi aynı eylüle savuracak
JİR-fhrn
Paylaş:
7 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
1. Dil kullandığım kelimelerin bir kısmının anlamı bilinmez, benim kelimelerimdir çünki. Şiir dili bir yönüyle dar gelince, yâni bilinç düzeyi dolunca bilinçaltına yöneliş.. Ben, bilinçaltının ortak noktalarına inanırım çünki insân yaratılmıştır. Kimi kelimelerin kendine has, o hassın da hassıma has bir fonetiği vardır. Ben bir ilâhîyâtçıyım. Arabça'ya belirli bir aşamada akrâbayım. Yalnız vurgu, bir dilden farklı bir dile aktarılınca değişime uğruyor. Dilden dile değişince, dimâğdan dimâğa göre de değişir. Biz "Meçhûl" deriz, hâlbuki(hâl Arâbî, bu Türkî, ki Fârısîdir ki hârika bir terkîbdir "hâlbuki) Evet hâlbuki meçhûlün kökü CeHeLe sülâsî mücerredidir, CeHeLe'nin mf'ul bâbı mechûl olsa gerektir ammâ u lâkin, dil estetiğine göre meçhûl diye işlenmiş. Fârısînin "Gûşe"si bizde köşe olmuştur.
Şunu demeye çalışıyorum; etimoloji, sarf-nahv, kelime hazinesi şiiryazmak için yeterli değildir ve çok hassâsiyet gösteriyorum derken kışırda kalıp lübe nüfûz edemeyebilirsiniz.
Noktalama için de bir kaç kelâm edem; Ben meselâ, mevcût noktalamanın bana yetmediğini düşünürüm. Ki ünlemden sonra noktalı virgül kullanmışlığım mukayyeddir.
"gözlerinin uzay'anında sonsuzluk çiğneli..." gibi bir cümlemiz var. Uzay'anında diye bir kelime yok. Öyle bir terkîb de yok. Sizin bakış açınızda meseleye bakarsak, bu cümle sıkıntılı olur, ammâ u lâkin derine indiğimizde çok farklı bir durum sözkonusu...
Mesele uzun, kasrediyorum. Size minik bir öneri: İbrâhîmî Feyzullah Yalçın
1. Dil kullandığım kelimelerin bir kısmının anlamı bilinmez, benim kelimelerimdir çünki. Şiir dili bir yönüyle dar gelince, yâni bilinç düzeyi dolunca bilinçaltına yöneliş.. Ben, bilinçaltının ortak noktalarına inanırım çünki insân yaratılmıştır. Kimi kelimelerin kendine has, o hassın da hassıma has bir fonetiği vardır. Ben bir ilâhîyâtçıyım. Arabça'ya belirli bir aşamada akrâbayım. Yalnız vurgu, bir dilden farklı bir dile aktarılınca değişime uğruyor. Dilden dile değişince, dimâğdan dimâğa göre de değişir. Biz "Meçhûl" deriz, hâlbuki(hâl Arâbî, bu Türkî, ki Fârısîdir ki hârika bir terkîbdir "hâlbuki) Evet hâlbuki meçhûlün kökü CeHeLe sülâsî mücerredidir, CeHeLe'nin mf'ul bâbı mechûl olsa gerektir ammâ u lâkin, dil estetiğine göre meçhûl diye işlenmiş. Fârısînin "Gûşe"si bizde köşe olmuştur.
Şunu demeye çalışıyorum; etimoloji, sarf-nahv, kelime hazinesi şiiryazmak için yeterli değildir ve çok hassâsiyet gösteriyorum derken kışırda kalıp lübe nüfûz edemeyebilirsiniz.
Noktalama için de bir kaç kelâm edem; Ben meselâ, mevcût noktalamanın bana yetmediğini düşünürüm. Ki ünlemden sonra noktalı virgül kullanmışlığım mukayyeddir.
"gözlerinin uzay'anında sonsuzluk çiğneli..." gibi bir cümlemiz var. Uzay'anında diye bir kelime yok. Öyle bir terkîb de yok. Sizin bakış açınızda meseleye bakarsak, bu cümle sıkıntılı olur, ammâ u lâkin derine indiğimizde çok farklı bir durum sözkonusu...
Mesele uzun, kasrediyorum. Size minik bir öneri: İbrâhîmî Feyzullah Yalçın
başka zamanlar bulmalıyız D(üzgün)..................."Düzgün" özel biri ise mantıklı. başka solgun eylüller....................................."Solgun eylüller" 12 Eylül'ü kastediyorsa eylülün "e"si büyük yazılmalıydı.Ayrıca klişe bir söylemdir.
çıkarmalıyız günlüklerimizi gömdüğümüz yerlerden.............................."Günlükleri gömdüğümüz yerden çıkarmak" değişik bir söylem,özgün sayılabilir. eklerken kendimizi dün kokan satırlara başta ve sonda aynı yanılgıyla yaprakların kurumuş damarlarında sadece ve sadece çimen sabahlara uyanmalıyız.............."Yaprakların kurumuş damarlarından çimenlere eklenmek" fotosentez mantığıyla örtüşmemiş.
başaramayız deme bana D(üzgün) uyanamayız deme şiddet yanlısıyız direniriz bu eylüle de muhalif taşlar fırlatırız çığlıkların acılarını boşadığı yerlere..............."Çığlıkların son duruşması ilginç.. şimdi ölelim D(üzgün) yarın ölelim deme bak yarınların gözleri şaşı korkuyu öpüyor dudaklarından cesaretin yerine Işıksız kandiller bekleyişin elinde.................Bu bentte sanki bir özne sorunsalı var : Kim kimi öpüyor? Eğer "ışıksız kandiller" özneyse,bekleyişin elinde dudak olmaz;yok özne "yarınlar"sa mantıklı.Demek ki bazen noktalama gerekiyor abiler :))
şimdi ölelim D(üzgün) şimdi bilmelisin ki bugünün ölüsü yarının ölüsünden daha diri yoksa bu sepia rüzgar bizim ovamızda sınayacak kendini ve küllerimizi aynı eylüle savuracak ..............En derli toplu bent burası:Özne yüklem sütlaç kıvamında.
Tabii şiir ameliyata gelmez.
Bir bütün olarak bakıldığında Mister Jir'in şiiri kulağa hoş geliyor.Eylül günlerinin acılarını yaşatıyor yeniden,belki de hiçbir şey söylemeden yapıyor bunu.Şair de o değil midir :"Artık çocuk değiliz,susarak da bir şeyler anlatabiliriz." diyen...
Efendim kutluyorum,sımsıcak bir şiirdi acıların külleri henüz soğumamış demek ki...
Kraldan çok kralcı kesilmenize bir anlam veremedim doğrusu.Mezkur şair ifademizde bir arıza tesbît etse zikrederdi zannımca.Benim işim düz duvara tırmanmak : kaldı ki çuvaldız önerecek adamın camdan köşkte oturmaması gerekir ; zira bir Molla Kasım çıkar ve der ki :" Ey Osmanlıcayı sular seller gibi bilen arkadaş,"ma'şûk" sözcüğünün kökü "aşk"tır ve mimli mastardan sonra elif gelmez , dolayısıyla "ma'şûk" sözcüğü MÂŞÛK" şeklinde yazılmaz."
Ayrıca Osmanlıcada ne "itiram" ne de "akabir" sözcükleri mevcuttur.
Belayı malumat .
Bendeniz şiirle iştigal eden herkesi seviyorum ; pürtüklü duvara tırmansa bile :))
Saygılar efendim .
(Klavye maharetinizi de takdir ettim sağ olun ; aceleyle dikkat etmiyoruz demek ki :))
Kraldan çok kralcı kesilmenize bir anlam veremedim doğrusu.Mezkur şair ifademizde bir arıza tesbît etse zikrederdi zannımca.Benim işim düz duvara tırmanmak : kaldı ki çuvaldız önerecek adamın camdan köşkte oturmaması gerekir ; zira bir Molla Kasım çıkar ve der ki :" Ey Osmanlıcayı sular seller gibi bilen arkadaş,"ma'şûk" sözcüğünün kökü "aşk"tır ve mimli mastardan sonra elif gelmez , dolayısıyla "ma'şûk" sözcüğü MÂŞÛK" şeklinde yazılmaz."
Ayrıca Osmanlıcada ne "itiram" ne de "akabir" sözcükleri mevcuttur.
Belayı malumat .
Bendeniz şiirle iştigal eden herkesi seviyorum ; pürtüklü duvara tırmansa bile :))
Saygılar efendim .
(Klavye maharetinizi de takdir ettim sağ olun ; aceleyle dikkat etmiyoruz demek ki :))
Şiir, site ortalamasının üzerinde. Özgün, taze bir söyleyiş. mavi_dans (Oktay) Arkadaşımız, yine her zamanki gibi yerinde eleştiri ve önerilerde bulunmuş. Ben, girişteki fiilerin üst üste kullanımına ( bulmalıyız/çıkarmalıyız/uyanmalıyız... ve süreğindekiler) biraz mesafeli baktım. Akışkanlık derken, öte yandan da 'mani'leşme veya düzyazıya fazla yaslanma durumu da ortaya çıkabiliyor. Daha eksiltmeli bir kurgu olsaydı keşke. *
başka zamanlar bulmalıyız D(üzgün) başka solgun eylüller (çıkarmalıyız) günlüklerimizi gömdüğümüz yerlerden eklerken kendimizi dün kokan satırlara (başta ve sonda aynı yanılgıyla) yaprakların kurumuş damarlarında (sadece ve sadece) çimen sabahlara uyanmalıyız --- (çıkarmalıyız) günlüklerimizi gömdüğümüz yerlerden -- Bu ikili için öneri: 1) çıkarıp günlüklerimizi / gömdüğümüz yerlerden 2) gömdüğümüz yerden çıkardığımız günlüklerimizi benzeri bir kurgu. ** eklerken kendimizi dün kokan satırlara başta ve sonda aynı yanılgıyla yaprakların kurumuş damarlarında -- Dize sonlarındaki (satırlara/ başta ve sonda/ aynı yanılgıyla/ damarlarında) üst üste gelen (a/da) sesi de iyi durmamış. Aslında betimleme/çağrışım güzel. Belki şöyle bir kurgu:
eklerken kendimizi dün kokan satırlara başta ve sonda aynı yanılgı yaprakların kurumuş damarlarında çimen sabahlara uyanmalıyız yeniden -- Son dizedeki (sadece ve sadece) vurgusu da düzyazıya yaslamış sanki; onun yerine "yeniden", daha anlamlı olurdu belki. Dün kokan satırlar ve gömülmüş günlüklerin canlanması için. **
şimdi ölelim D(üzgün) şimdi (bilmelisin ki) bugünün ölüsü yarının ölüsünden daha diri yoksa bu sepia rüzgar bizim ovamızda sınayacak kendini ve küllerimizi aynı eylüle savuracak -- Bu bölüm için öneriler:
şimdi ölelim D(üzgün) şimdi (bilmelisin ki) bugünün ölüsü yarının ölüsünden daha diri -- İkinci dize (bilmelisin ki) ye gerek yok, bence. Bu türden seslenişler (duymalısın, anlamalısın, görmelisin... vb) "fazlalık" oluşturur şiirde çoğu kez. Zaten, 'bilmesi' gerekeni, süreğindeki dize(ler)de söyler şair. -- "yoksa bu sepia rüzgar" Güzel bir buluş ama Türkçe-leşmiş yazımı > 'sepya' biçiminde. (sepya rüzgâr) -- ve küllerimizi aynı eylüle savuracak -- Son iki dizeyi tek dizede birleştirmek daha akıcı olabilir:
've küllerimizi aynı eylüle savuracak' ya da
've küllerimizi savuracak aynı eylüle' biçiminde.(bence, bu biçimi daha çarpıcı) **
Sevgili Şair,
Niyetim, elbette "büyüksü" sözler etmek değil, bir pencere açmak şiir adına. Siteye ilk geldiğim günden bugüne, burasının 'sosyalleşme alanı' ndan çok, bir 'şiir atölyesi' olması için çaba harcadım. Arada, üzüm yemek yerine bağcıyı dövmeye çalışanlar... çıkmadı değil ama değerbilenler her zaman daha fazla oldu. İyi ki de öyle oldu.
80'li yıllardan Veysel Öngören Ustamızın o işaretfişeği sözü hep yolumuzu aydınlattı: "Her şair, şiiri eleştirerek şair olur" **
"Yüreğine sağlık!" diyerek, okuyup geçmek yerine, böyle bir selam uçurmak istedim.
"başka zamanlar bulmalıyız D(üzgün) başka solgun eylüller"
Şeyh Galip '' Şiir ne önce bulunmuş mazmunlar, ne mustalah tabirler, ne arapça ibare, ne ağdalı eda, ne belagat kaidelerine uygunluk, ne manaca ilgili lafızları biraraya toplayabilme hüneri, ne çehre güzelliğinden bahsetme, ne herkes tarafından beğenilen söz, ne de ehli dışında başkalarına da açık bulundurulan bedahattir.Şiirin en büyük meziyeti, daha önce söylenmemiş bir söz olmasındadır.'' demiş.
Özgün ifadelerle bezeli güzel bir şiirdi.Kutlarım değerli şair.
Başka diyarlara gitmeli...başka havayı soluyup ciğerlermize çekmeli... şimdi tam da bu şiiri okumuşken ve henüz vakit varken şimdi...
Merhaba Jir aramıza hoşgeldin...
eylülü sevmem ama bu şiiri ayrı sevdim... artık Düzgün Baba'yı çağrıştırmasından mı bana yoksa eylüle muhalif olmaktan mı bilmiyorum ama bildiğim yürek sesinin sıcak ve güzel oluşuydu...
Çok teşekkür ederim Sevgili Yaralım, hoşbuldum. Der ki şair; "Hangi şair yoktur ki; eylüle şiir yazmasın." Biz sanırım bu aya farklı bakanlardanız ve bu ayı farklı görenlerden. Size "Eylül" adlı kısa öykümü de okumanızı tavsiye ederim. O zaman aynı şeyi gördüğümüze bir kez daha tanık olacaksınız. Katkınızdan dolayı tekrar teşekkür ederim. Çok naifsiniz. Saygımla.
Çok teşekkür ederim Sevgili Yaralım, hoşbuldum. Der ki şair; "Hangi şair yoktur ki; eylüle şiir yazmasın." Biz sanırım bu aya farklı bakanlardanız ve bu ayı farklı görenlerden. Size "Eylül" adlı kısa öykümü de okumanızı tavsiye ederim. O zaman aynı şeyi gördüğümüze bir kez daha tanık olacaksınız. Katkınızdan dolayı tekrar teşekkür ederim. Çok naifsiniz. Saygımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.