Uyanık bir tek adam, uyuyan binlerce kişiden daha güçlüdür. s. carnot
İrfan Yılmaz
İrfan Yılmaz
VİP ÜYE

Ah Tamara Efsanesi

Yorum

Ah Tamara Efsanesi

( 12 kişi )

16

Yorum

7

Beğeni

5,0

Puan

3453

Okunma

Ah Tamara Efsanesi

Ah Tamara Efsanesi

AH TAMARA EFSANESİ:

Adı: Mihran olan, Müslüman genç bir çoban ile güzelliği dillere destan olan Tamara adındaki, bir rahip kızının dramatik efsanesidir ki; Van gölündeki en büyük ada olan Akdamar adası da adını bu efsaneden alır.
Yüz elli çeşit kelebeğin endemik olarak bulunduğu kelebek Cenneti diye adlandırılan görkemli Artos dağının eteklerinde sürülerini otlatan bir çoban olan Mihran, herkes gibi Tamara’nın büyüleci güzelliğini duymuş ve gönlünün dayanamayacağı bir merak duygusu içindedir. Ancak iki engel ile karşı karşıyadır: Ada, rahiplerin yaşadığı ve dışarıdan kimsenin girmesine izin verilmeyen bir inziva adasıdır ve güzelliği dilden dile dolaşan Tamara’ysa bir rahibin kızıdır. Nairi denizi ve çevresinde Tamara’yı duymayan, merek etmeyen genç yoktur.

Gümüş kanatlı kuşlar haber verdi Vestan’a
İnziva adasını mesken tutmuş bir afet
Büyüleyen gülüşü gamzelense destana
Ne mercanda renk kalır, ne incide zarafet
Siması dolunayda Süphan’ın şahikası
Gizemi çözülmeyen doyumsuz bir manzara
Menekşe gözleri ki; Nairi harikası
Kâlbi yangına atar bedeni tarumara
Dilden dile dolaşan rahip kızı Tamara

Adada, kesme andezit taşlarla inşa edilmiş, mevsimlere ve günün değişen saatlerine bağlı olarak renk değiştiren bir kilise vardır ki uzaktan büyülü manzarası ile, Mihran’ın gözlerine sürekli perdelenmekte ve merakını dayanılmaz boyutlara taşımaktadır.

Rivayet odur ki: Gece ile gündüzün eşitlendiği, güneşin gerçek doğu noktasında doğduğu gün olan yılın yirmi bir martının gece yarısında; Süphan dağından her yıl sadece aşk perisinin görebildiği bir aşk kıvılcımı uçar. Günümüzde sönmüş olan bu volkanın, derinliklerindeki lâvdan, sıçrayan bu firarî gece yarısının aşk kıvılcımı, aşkın perisi tarafından alınır. Ahlat’tan itibaren göl çevresi ve daha uzaklara taşınan bu aşk kıvılcımı kendisine iki beden arar.

Gece ile gündüzün eşitlenince şartı
Firarî bir kıvılcım uçtu Süphan dağından
İki gönül hedefler yılın yirmi bir martı
Aşkın afsız perisi sihirli sadağından
Hilat’tan yola çıkan efsaneler serisi
Firarî kıvılcımın mirasıdır gerisi
Ufkuna perdelense Tuşpa’nın az berisi
Göreceksin karlı dağ nasıl başlar işmara
Artos dumanlı başım, bekle beni Tamara

Çok iyi bir yüzücü olan Mihran, yenemediği merakı yüzünden bir gün erkenden yasaklı adaya doğru yüzmeye başladı, Nairi denizinin serin ve sodalı suları olanları sezmişti ki, bu yiğit çobanın kulaçlarına fazla direnmedi ve yol verdi. Mihran, yoğun sodalı suda yaşayan tek balık türü olan inci kefaller ile yarışarak adaya çıktı.

İnci balıklarıyla dost Nairi Deniz’i
Yol verirken sevdama sesi dindi rüzgârın
Kendiliğinden sildi sular geriden izi
Ulaştığım adada beklenmez oldu yarın
Uzaklardan duyduğum şarkının hatırası
Göz göze geldiğimiz o anın ihtirası
Süphan dağından uçan kıvılcımın mirası
Gözlerinden gönlüme süzülürken damara
İksir dediğin ne ki... Bilemezsin Tamara

Badem ağaçları ile örtülü yasak adaya ayak basan Mihran, yıllarca uzaktan süzdüğü kiliseyi bir de yakından süzdükten sonra adanın içlerine doğru ilerledi. Islak elbiselerinin, öğle güneşinin altına serip kurumasını beklerken; uzaktan gelen bir şarkının sesine kulak kabarttı. Şarkı söyleyerek gelen genç kız Tamara’ydı ve badem toplamaktan dönüyordu. Arada bir gözlerini kapatıp etrafında döne döne, şarkı söyleyerek Mihran olduğu tarafa, biraz sonra olacaklardan habersiz geliyordu.

Mihran, gözleri kapalı yürüyen kıza doğru ayağını uzatınca, takılıp düşen Tamara; Nairi denizinden gizemini alan gözlerini şaşkınlıkla açınca, bileğinden tutup kaldıran gençle göz göze geldi ve geldiği anda da, Süphan dağından uçan firarî aşk kıvılcımı aradığı iki bedeni bulmuştu! Gördüğü güzelliğin karşısında gözlerine inamayan gencin elinden bileğinini kurtarıp eteğini silkelereken, artık hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağından da habersizdi. Şaşkınla açılan gözlere, sevgi bakışları yerleşince saatlerin dakika hızında akıp gidişini anlayamadılar!

Genç kız, babasının gelmekte olduğunu sezince; adanın yasak olduğunu ve gence bir daha gelmemesi gerektiğini söyledi. Ne var ki dilinin söylediğini, gözleri ve kâlbi onaylamıyordu. O gece yarısı duyduğu sesle dışarı çıktığında genç çobanın tekrar geldiğini gördü.

Artık sevgili olmuşlardı. Genç çoban gece karanlığında yüzerken adayı bulmanın ne kadar zor olduğunu belirtince; Tamara sevgilisine gece adada el ayak çekildikten sonra kıyıdan bir fener yakarak ışıkla işaret vereceğini söyledi. Daha sonraları gece yarısına doğru adadan gelen ışığa doğru yüzen genç kolaylıkla sevdiğiyle buluşuyordu.

Gece, yıldızlarını gök kubbeye serpince
Sevincini duyardım güldeki kelebeğin
Bir ışık hüzmesi ki; suya yansır ipince
Beni adaya çeker kalırdım fecre değin
Saatler, saniyede akıp giden zamandı
Şafakların sökümü gülümseyen simandı
Senin damla sevincin yüreğimde ummandı
Vuslatın rüyasıyla baş vurdum her umara
Neden mutluluğumuz kısa sürdü Tamara

Uykuyu gözlerden silen bu gece yarısından sonraki buluşmalar; Tamara’nın sırrını başrahibin kızına söylemesi ile ne yazık ki sonun başlangıcı hazırlayacaktı. Tamara’nın sırrını başrahibin kızı saklayamadı ve kıskançlıkla babasına açıkladı. Yasaklı adayı Müslüman bir aşığın her gece ziyareti, başrahibin asla kabul edemeyeceği bir durumdu ve konuyu Tamara’nın babasına anlatarak ne önlem gerekiyorsa almasını istedi.

Rahip kızını bu sevdadan caydırmaya ne kadar uğraşsa da, kızı ile âşığının buluşmasını önleyemedi.

Yüzdüğümü sanırken yine vuslat koyuna
Yalçın kayalıklara tuzak kurulmuş meğer
Bir fener ışığından gelmezdim bu oyuna
Sırrımızı kimseye söylemeseydin eğer
Bilemezdin; gizlilik, aşkın ilkin yasası
Tutulmayan sırrından kâlbe düşer tasası
Adı sevdadan yana nasipsizler masası
Heyhat ki aşkımızı yatırırlar kumara
Üç kişinin bildiği... Sır değildir, Tamara

Baş rahip bu işe kesin bir çözüm arayışındaydı. Beklediği fırsat fırtınalı bir gece ile ayağına kadar geldi. Fırtınalı ve karanlık bir gece Tamara sevgilisinin adaya gelmesini istemediğinden Feneri yakmadı. Kızına göz kulak olması için babasını Tamara’nın yanına gözcü bırakan başrahip, bir fener yakarak kendisi adanın kıyısından işaret verdi.

Bu fırtınalı gecede, çok önemli bir sebep olmadan Tamara’nın adadan işaret vermeyeceğini düşünen Mihran, merak ve Tamara’yı görme arzusu ile düşünmeden Nairi’ni dalgalı ve serin sulara kendini atıverdi. Çok iyi bir yüzücü olmanın güvencesi ve gönlündeki sevdanın gücüyle adaya doğru yüzmeye başladı. Ancak kendisini sevgili Tamara’sına kavuşturan fener ışığının, zalim yargıçların kararıyla bu kez acımasız bir infaza çektiğinden habersizdi.

Adaya yaklaştıkça ışığın sürekli yer değiştirmesine bir türlü anlam veremedi. Adanın yalçın kayalıklarla kaplı batı kısmında ışık sürekli yer değiştiriyordu. Mihran da her seferinde yeni bir umutla yorgun kulaçlarıyla ışığın geldiği yöne tekrar yöneliyor ve azgın dalgalarla boğuşuyordu.

Vebal yüklü ışıkla çekilirken tuzağa
Sandım ki kulaçlarım azgın suları yener
Ben ışığa yöneldim, ışık benden uzağa
Anlamadım bir türlü; kimin elinde fener
Seyyah kesilmiş böyle ta gecenin fecrine
Zalim yargıç elinde bîtap düştüm tecrine
Canım adanmış diye bu sevdanın ecrine
Hangi şeytanî zekâ çeker böyle numara
Yüklenilmez vebali kim yüklendi Tamara

Genç çobanın anlayamadığı fener, başrahibin elindeydi ve yüklenilmez vebali yükleniyordu. Baş rahip gece boyunca elindeki fenerle adanın kayalıklarında koşuştururken, Mihran da gittikçe gücü tükenen kulaçlarıyla sürekli yer değiştiren ışığın peşinde nafile dolanıp durdu.

Sabaha yakın artık kollarında derman kalmamıştı. İnsan boyundaki dalgalar savunmasız aşığı keskin kayalıklara savururken çobanın geceyi yırtan çığlığı duyuldu:
’’ Ah, Tamaraaaa!’’
Bu çığlık talihsiz, çobanın hayatla bağlantısını kesen ve sevgili Tamara’sından ayıran, ömrünün son cümlesiydi!...

Tamara sevgilisinin çığlığını duymuştu. Atına atlayarak kayalıklara doğru koşturdu. Sevgilisinin suda boğulduğunu anlayınca, atıyla beraber tereddütsüz azgın dalgalara atladı; gerçek sevgiyi aşkın düşmanlarının suratına bir tokat gibi çarparak, sevgiliyle aynı akibeti paylaşarak bu dünyadan göçüp gitti!

Fırtınalı son gecem kopan tufan talimi
Göz gözü görmez oldu, su zifirî karanlık
Kör tuzağa çekerken rahiplerin zalimi
Kulaçlarım kesildi, gafil düştüm bir anlık
Böyle dilememiştir bence kader yazarı
Bilmem ki sevdamıza kimin değdi nazarı
Dalgalar insan boyu, kurulan can pazarı
Beni teslim ederken buz gibi bir şamara
Çığlık düştü geceye; Tamara, ah Tamara

*
AÇIKLAMALAR:
Efsanenin geçtiği yıllarda:
Vestan: Van’ın, Gevaş ilçesi.
Nairi Denizi: Van gölünün yöredeki ismi.
Tuşpa: Van ili.
Hil’at: Bitlis’in Ahlat ilçesi,
Artos: Van gölüne manzaralı 3537 metre yüksekliğindeki dağ,


Gümüş kanatlı kuşlar haber verdi Vestan’a
İnziva adasını mesken tutmuş bir afet
Büyüleyen gülüşü gamzelense destana
Ne mercanda renk kalır, ne incide zarafet
Siması dolunayda Süphan’ın şahikası
Gizemi çözülmeyen doyumsuz bir manzara
Menekşe gözleri ki; Nairi harikası
Kâlbi yangına atar bedeni tarumara
Dilden dile dolaşan rahip kızı Tamara

Gece ile gündüzün eşitlenince şartı
Firarî bir kıvılcım uçtu Süphan dağından
İki gönül hedefler yılın yirmi bir martı
Aşkın afsız perisi sihirli sadağından
Hilat’tan yola çıkan efsaneler serisi
Firarî kıvılcımın mirasıdır gerisi
Ufkuna perdelense Tuşpa’nın az berisi
Göreceksin karlı dağ nasıl başlar işmara
Artos dumanlı başım, bekle beni Tamara

İnci balıklarıyla dost Nairi Deniz’i
Yol verirken sevdama sesi dindi rüzgârın
Kendiliğinden sildi sular geriden izi
Ulaştığım adada beklenmez oldu yarın
Uzaklardan duyduğum şarkının hatırası
Göz göze geldiğimiz o anın ihtirası
Süphan dağından uçan kıvılcımın mirası
Gözlerinden gönlüme süzülürken damara
İksir dediğin ne ki... Bilemezsin Tamara

Gece, yıldızlarını gök kubbeye serpince
Sevincini duyardım güldeki kelebeğin
Bir ışık hüzmesi ki; suya yansır ipince
Beni adaya çeker kalırdım fecre değin
Saatler, saniyede akıp giden zaman
Şafakların sökümü gülümseyen simandı
Senin damla sevincin yüreğimde ummandı
Vuslatın rüyasıyla baş vurdum her umara
Neden mutluluğumuz kısa sürdü Tamara

Yüzdüğümü sanırken yine vuslat koyuna
Yalçın kayalıklara tuzak kurulmuş meğer
Bir fener ışığından gelmezdim bu oyuna
Sırrımızı kimseye söylemeseydin eğer
Bilemezdin; gizlilik, aşkın ilkin yasası
Tutulmayan sırrından kâlbe düşer tasası
Adı sevdadan yana nasipsizler masası
Heyhat ki aşkımızı yatırırlar kumara
Üç kişinin bildiği... Sır değildir, Tamara

Vebal yüklü ışıkla çekilirken tuzağa
Sandım ki kulaçlarım azgın suları yener
Ben ışığa yöneldim, ışık benden uzağa
Anlamadım bir türlü; kimin elinde fener
Seyyah kesilmiş böyle ta gecenin fecrine
Zalim yargıç elinde bîtap düştüm tecrine
Canım adanmış diye bu sevdanın ecrine
Hangi şeytanî zekâ çeker böyle numara
Yüklenilmez vebali kim yüklendi Tamara

Fırtınalı son gecem kopan tufan talimi
Göz gözü görmez oldu, su zifirî karanlık
Kör tuzağa çekerken rahiplerin zalimi
Kulaçlarım kesildi, gafil düştüm bir anlık
Böyle dilememiştir bence kader yazarı
Bilmem ki sevdamıza kimin değdi nazarı
Dalgalar insan boyu, kurulan can pazarı
Beni teslim ederken buz gibi bir şamara
Çığlık düştü geceye; Tamara, ah Tamara

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (12)

5.0

100% (12)

Ah tamara efsanesi Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Ah tamara efsanesi şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ah Tamara Efsanesi şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
ABDULKERİM KAYA
ABDULKERİM KAYA, @abdulkerimkaya
9.10.2017 11:54:20
İnci balıklarıyla dost Nairi Deniz’i
Yol verirken sevdama sesi dindi rüzgârın
Kendiliğinden sildi sular geriden izi
Ulaştığım adada beklenmez oldu yarın
Uzaklardan duyduğum şarkının hatırası
Göz göze geldiğimiz o anın ihtirası
Süphan dağından uçan kıvılcımın mirası
Gözlerinden gönlüme süzülürken damara
İksir dediğin ne ki... Bilemezsin Tamara

Gece, yıldızlarını gök kubbeye serpince
Sevincini duyardım güldeki kelebeğin
Bir ışık hüzmesi ki; suya yansır ipince
Beni adaya çeker kalırdım fecre değin
Saatler, saniyede akıp giden zamandı
Şafakların sökümü gülümseyen simandı
Senin damla sevincin yüreğimde ummandı
Vuslatın rüyasıyla baş vurdum her umara
Neden mutluluğumuz kısa sürdü Tamara

Çok güzeldi Üstadım,burada sevgiliyi methetmek,özlem ve onun onun güzellliklerini anlatmak da var,kutluyorum,Dua ve selamlarımla.
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ, @ismailoglumustafayilmaz
24.1.2017 12:43:38
İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur…… İBNİ HALDUN


Çok Beğendim.
……………………………… Saygı ve Selamlar…
akasyameral
akasyameral, @akasyameral
27.3.2014 15:01:14
5 puan verdi
merhaba önce öyküyü sonra yazdığınız şiiri okudum
yürek yakan dalgalarda ben de boğuldum
muhteşem dizeler
inanın şiir okumadım adeta öyküyü yaşadım
buruk sevdalı tamara

yüreğinizden dökülen şiirinizi kutlarım saygılar...

neneh.
neneh., @neneh-
5.9.2011 12:05:07
Muhteşem bir Yer'e muhteşem bir şiir.Bilgilendirici ve bir o kadar da akıcı...Var olsun yazan yürek efendim.Saygılarım sonsuz...
RIZA YILDIRIM
RIZA YILDIRIM, @rizayildirim
4.8.2011 01:50:12
ÇOK GÜZEL VEDE ANLAMLI BİR ŞİİRDİ... ÜSTADIM KUTLARIM.. SAYGILARIMLA..
FARQİN2101
FARQİN2101, @farqin2101
29.5.2011 16:38:25
5 puan verdi
Yüzdüğümü sanırken yine vuslat koyuna
Yalçın kayalıklara tuzak kurulmuş meğer
Bir fener ışığından gelmezdim bu oyuna
Sırrımızı kimseye söylemeseydin eğer
Bilemezdin; gizlilik, aşkın ilkin yasası
Tutulmayan sırrından kâlbe düşer tasası
Adı sevdadan yana nasipsizler masası
Heyhat ki aşkımızı yatırırlar kumara
Üç kişinin bildiği... Sır değildir, Tamara

Çok duygulu ve kurala bağlı kalarak yazmışsınız yüreginize sağlık saygıllarımla
ummueytem
ummueytem, @ummueytem
29.5.2011 08:53:47
5 puan verdi
hem bilgilenme hem şiir fevkaladeydi....bu efsaneyi senelerdir şiirleştirmeyi düşünüyordum...en sevdiğim illerin başında gelir van...onda gizem gizlidir...hele o gölün rengi sadeliği temiz ve saflığı..selvi ağaçlarıyla eski toprak evleri ..bahçeleri insanlarının sevgi ve misafirperverliği mükemmeldir...rüzgarı tarih kokar...geçen sene nasip oldu
aktamar adasına gitmek..büyülü gibiydi..hakkını vermek için şiir yazacağım diye kendi kendime söz vermiştim..
çok ama çok güzeldi...saygılarım tebriklerimle...
gulayhancer
gulayhancer, @gulayhancer
26.5.2011 17:41:53
5 puan verdi
Mükemmel ötesi bir şiir ne yazacağımı daha doğrusu yeterli gelebilecek kelimeleri bulamadım.Kutluyorum herşey gönlünüze göre olsun,saygılarımla.
Seyit Kazım
Seyit Kazım, @seyitkazim
12.5.2011 10:08:02
5 puan verdi
Gümüş kanatlı kuşlar haber verdi Vestan’a
İnziva adasını mesken tutmuş bir afet
Büyüleyen gülüşü gamzelense destana
Ne mercanda renk kalır, ne incide zarafet
Siması dolunayda Süphan’ın şahikası
Gizemi çözülmeyen doyumsuz bir manzara
Menekşe gözleri ki; Nairi harikası
Kâlbi yangına atar bedeni tarumara
Dilden dile dolaşan rahip kızı Tamara
,,,,,,
SELAM CANDAN HURMET EDERİM BİLGE YUREĞİNİ
ALLAHA DAHİM ETSİN
ŞAİİR DOST UMUTS EVGİ
EMEK İLE KUTLARIM EFENDİM ,,,,,,,,,,,,,
Mehmet Çobanoğlu
Mehmet Çobanoğlu, @mehmetcobanoglu
9.5.2011 18:04:47
Yüzdüğümü sanırken yine vuslat koyuna
Yalçın kayalıklara tuzak kurulmuş meğer
Bir fener ışığından gelmezdim bu oyuna
Sırrımızı kimseye söylemeseydin eğer
Bilemezdin; gizlilik, aşkın ilkin yasası
Tutulmayan sırrından kâlbe düşer tasası
Adı sevdadan yana nasipsizler masası
Heyhat ki aşkımızı yatırırlar kumara
Üç kişinin bildiği... Sır değildir, Tamara

Merhaba İrfan hocam güzel bir eserdi kaleminizden zevkle okudum. Yürek sıcaklığınız ve aydınlık dolu bakışınız dizelere akmış, ayrışa şiir tekniğiniz mükemmel anlatım etkili , başarınız daim olsun.Gelevceğiniz daima aydınlık olsun efendim...
Saygılarımla
Bandırmalı
Bandırmalı, @bandirmali
9.5.2011 11:42:45
5 puan verdi
Yine harika bir şiir,başından sonuna kadar akıcı ve sürükleyici çok güzeldi.Üstadım.Saygılar selamlar daim kalın..
KNİSK
KNİSK, @knisk
9.5.2011 11:08:31
İNSAN AKDEMİSYEN OLUNCA ETRAFINI İRŞAD ETMEYİDE ÇOK İYİ BİLİYOR..ŞİİRİN HİKAYESİ İYİ OLDU..YARIM YAMALAK BİLGİLERİ TAMAMLADIK ...ÇOK FAYDALANDIK SAĞOLUN HOCAM.. ÇOK GÜZEL VEDE ANLAMLI BİR ŞİİRDİ...YÜREĞİNİZ VEDE KALEMİNİZ DERT GÖRMESİN ...KUTLUYORUM EMEĞİNİZİ
muhacir bozkurt
muhacir bozkurt, @muhacirbozkurt
9.5.2011 00:39:17
Akademik seviyede bir çalışma.. Şiir de hikâyesi de ders konusu yapılacak kadar zengin..
Muhterem Hocamı tebrik ediyorum..
Sıhhat, selâmet, huzur ve bereketli bir ömür diliyorum..
(Mustafa Çetiner)
(Mustafa Çetiner), @mustafa-cetiner
8.5.2011 19:34:44
Hikâye de şiir de çok güzeldi.
Kutlarım.
Selam ve Sevgimle.
halilşakir
halilşakir, @halilsakir
8.5.2011 13:00:52
5 puan verdi
SİZİN ŞİİRLERİNİZİ OKUMAK BİR AYRICALIK VE ERİŞİLMESİ ZOR BİR ŞANS...
ANLAM VE ANLATIMI FEVKALADENİN FEVKİNİN DE FEVKİNDE
ŞİİR TEKNİĞİ ZİRVE YAPMIŞ,EMEK YOĞUN VE ÖZENLİ DİZELER.
KUTLUYORUM TÜM KALBİMLE...SAYGILARIM BİTİMSİZ.PUANIM TAM...HŞT
Murat Çakır (şeker29)
Murat Çakır (şeker29), @muratcakir-seker29-
8.5.2011 12:37:47
GÜZEL BİR YÜREK SESİ OLMUŞ..YAZAN YÜREĞİ KUTLUYORUM SAYGIMLA........
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL