14
Yorum
1
Beğeni
4,9
Puan
2354
Okunma

çocuktum
her çocuk
çocuktu bir/az
her kadın
bir(az) anne
her baba
bir(az) adam
olduğu kadar
insandık işte
otlardan
bir labirent yapmıştık
gazi mahallesinde
kaybolmuştuk
ufacık bedenlerimizle
komşunun köpeği
zavran vardı
simsiyah
acıklı gözleriyle
mahsun mahsun bakardı
kuyruğunu pıstırıp
gelirdi peşimize
gözleme yapardı annem
beş çayında misafire
soba da kömür
üzerinde kestane
sene seksenler
dört çocuklu bir aile
elimde emanet oyuncak
fakirdik zannımca
aslını al(a)mazdı babam
yakan top oynardık hep
çin çan derdik, bildiğin ip
en sevdiğim oyun tombik
çocuktum
dilimde hep o şarkı
karamela sepeti
terazi lastik
CiMNaSTiK
sormadı kimse fikrimi
-ister miy(d)im büyümek-
sonra birden büyüdük
arka sokaktaki istasyondan
geçerken bıraktığı düdük sesini
duymadı kimse trenin
bıraksalar demiryolunda
binecektim o trene
hiç büyümeyeceğim kentlere
yol alacaktım
büyümeyecektim
ağla(ma)yacaktım
çocukça bir yaramazlıkla
sevinç içinde şımaracaktım
büyüdüm
büyüdük
’ve kirlendi dünya’
-biz kirlendik, belendik, yeniden yeşermek için bir avuç toprakta
içten içe filizlendik gaddar çamurlarda-
/leke tutmasın diye gelecekteki ümitlerimiz,
saydam düşlere kurban verdik çocukluğumuzu/
fulya/aralık2010
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.