11
Yorum
66
Beğeni
5,0
Puan
1270
Okunma

Ben geldim..
Güleç ama üzgün kadın..
Yollarda kaybolan, evlerde saklanan, yarınlarda savrulan..
Unutup geldim bildiğim acıları
Gitmediğim yolculuklardan dönüp geldim..
Çeyizimi sandığa gömüp toprak attım üzerine
Ben artık iflah olmam, faili oldum ümitlerin
Nakış gibi işledim bu kimsesiz suçu derime
Bir yumru ellerimi sımsıkı tutuyor, yanındayım diye
Huzursuzluk abidesi dikilecekse yüksek bir tepeye
İşte o benim, başkası değil, böyle biline..
Öyle küsmüşüm ki kelimelere
Ne söylersem affedip bağrına basacak kağıt
Fosilleşmiş imla kurallarına
Filtresi ıslak sigaranın kül tablasındaki somurtkanlığına
Ve çok sulayıp çüruttüğüm kaktüslerin cesedine
Çok önemli bir şey anlatacakmış gibi başlıyorum söze..
Geri dönüşsüz, tek biletlik çaresizlikle
Kimse olmayan odalara anlattıklarım duvarlardan bana dönerken
Nerede yanlış yaptığımı biliyorken üstelik
Kendi kendime delirmemek için
Hayat telaşından sığınacak bir köşe aradım
Suçlayacak kimse yok
Keşke konuşabilseydin diyorum kedime
Kedimden başka kimse yok iki lafın belini doğrultacak
Şöyle okkalı bir sövseydik dünyanın gelmişine geçmişine
Bu adaletsiz dünya artık beni şaşırtmıyor, ne gam
Aman ne büyük gam, ama anlamaz kimse
İnanır mısın öyle yağmurlar yağdı ki bu aralar
Sellere karıştı yarım aklım o yağmurlarla birlikte
Kalbimden şemsiyeler yapıp döndüm evime
"Öldüğünden beri beni aramadı" diyor bir kadın
Ben ölsem mutlaka bir defa arardım seni..
’’Neden?’’ derdim belki..
Neden bir hayal kırıklığısın avuç içimde?
Senden sonra çok naftalinledim kalbimi
Her şeyi saklayamayacağımı neden sonra anladım
Dolaptaki irmik kurtlanmasaydı helva yapardım
Bütün ölülere ve dirilere
’Telafisi olmayanın izahı da olmaz’
Ne çok kalbimi kırdım, kendimi incittim
Yok yere bedeller ödeye ödeye
-Ki derdin de hayırlısı makbul
Bıktım geçim derdinin de geçeceğini anlatmaktan kendime
Yaşam sanatından bir tablo daha yaptım hiç kimselere
Süt içmem, meyva almam eve
Ama kahvenin hatrı da, hüznün hatrı da büyük bu evde
Çiçekler yetişmese de biz bu evden razıyız
İnsan balkon olmadan da yaşarmış
Gökyüzünü görmeden de..
Bahçe katı bir evde..
Yılları devirdik bu evde öyle sessizce..
Serüvenler, yolculuklar, dönüşler, gidişler..
Ama sonunda hep bu evde bitti hikayeler..
Gök gürültüsünden korktuğumuz gecelerde
Kedimle sarılıp sabahladığımız
Kimsenin görmediği, duymadığı, anlamadığı sancılarla ne çok sabah oldu..
Her şeye öfkeli babam gibi, kızgınım bende
Biraz da dargınım olmak istediğim yerlere
Olamayışlarımı her yere götürmekten yoruldum
Kırmızı güller beni bekliyor bahçede
Her gün ama her gün nefesim daralıyor
Dostlarımı da özlemez oldum artık
İzlerimi silmek istiyorum büyük bir silgiyle
Unuttuğum, unutulduğum, ah unutulmuşluğum neredeydi unuttum..
Çalmayan kapıları açıyorum, olmayan kalabalıkları kucaklıyorum
Tüller içinde gelin misali savruluyorum oradan oraya
Sonra çeyizimi sandığa gömdüğüm geliyor aklıma
Yüzyıl geçse de geçmeyecek yalnızlığıma
Ne bir söz, ne bir insan çare olamayacak
Kaç mevsim geçti bu evde kaç sene soldu gitti
Hâlâ
Sabahların sessizliğini susturamıyorum
Gücüm güçsüzlüğümü tam alt edecekken
Kırık dişleriyle gülümsüyor tüm yenilgilerim..
İşten dönüyorum
Eve dönüyorum
Yaşadığımı kimseye söylemiyorum..
haziran2024
5.0
100% (31)