2
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
3251
Okunma

Uzun kış gecelerine benzeyen karanlıkların ağırlığı
Abanmış üzerime
Bir zamanlar anlamını var saydığım bütün şeylerin
Aslında hiç bir şey olduğuna inanmak istemeyen gönlümde
Deli deli esiyor rüzgar …
İstanbul suskun bugün
İstanbul karla karışık …
Mecalsiz bir bekleyişin bu son bulduğu yorgun günlerin
Koyu bir zencefilli çay tadı deminde
Son dakikalarından arta kalan, arabesk zamanları yaşıyor gönlüm.
Kim bilir şimdi nerede acı acı soluklanıyor düşlerim
Beyoğlu berduşları gibi nerde geziniyor
Kim bilir kaç şiir daha ölüyor benden habersiz.
İstanbul’a kar yağıyor
Örtüyor gölgesini günahların
Meramımı anlatamayan düşünceler fırtınada savruluyor
Bu gün ecel, palyoça gülümseyişlerle ölüme ara veriyor.
Ah İstanbul !...
Kaşına gözüne kurban olduğum yar
Hüküm verilmiş,kalemi çoktan kırılmış bir suçlu gibi üzgün,
Hiç yok yere azarlanmış bir çocuk kadar suskunsun bugün.
Ne oldu sana ?
Uçurum kenarında bıraktığın canların ahımı tuttu seni
Sonu olmayan masalların sonumu yuttu
Yoksa gidenin ardından yaptığın nazirelerin acılarını
Mutluluk diye yüzüne sürdüğün yüzünün karası mı aktı,
Nedir bu sessizliğin, bu çaresizliğin ?
Bak ;
Sokaklarında sarhoş rüzgarlar naralar atmakta
Kıyılarına acımasızca dalga dalga vurmakta denizin
Ayazın dondurmakta
Nedir bu şehrin tüm sokaklarını sarmış şuursuzca ayaklanma,
Nedir bu kan çanağı gözler
Bu içten içe sızlayış kime
Kime bu aşağılanmış bir gururla diz çöküş
Bu kaçıncı hiç’lere bölünüp bölünüp dirilişin ?
Ah İstanbul !...
Ah benim güzel yarim,
Sen farkında değilsin !
Sen !
Vefasızların aynalarda yüzlerinden tükürerek çıkardıkları maskeler yüzünden
Daha rahme düşmeden ölen
Masum bir sevgilisin.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.