10
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1143
Okunma
Gözlerimizde başlar, aşkın ilk saltanatı ,
Sonra dörtnala kalkar, giderek sevda atı !
Bir kelebek hüznüyle, takılırken ağlara ;
Ya engin denizlere, ya vurur sarp dağlara...
Gönlünde bir kaynama, gözlerinde meneviş ,
Kim çıkmıştır bahtına, bilmez acemi derviş.
Ulaşmak için bir gün, açılacak kollara ,
Düşer bir kervan gibi, dizi dizi yollara...
Ne bilsin ki divane, hangi yol çıkar yare ,
Açık yarayla gezer, dökülür pare pare...
Bu uzun yolculukta, girerken haldan hale,
Büyür içinde boşluk, düşer gönlü melale...
Aklı askıda kalır, kanar onca yalana ,
Bir panayır yeridir, artık hazır talana.
Bir sevgili uğrunda, terk ederken yurdunu ,
Nerden hesap edecek, yediği ilk vurgunu !
Gönül oynak dümende, ya çöldür, yahut vaha ,
Onca bahane vardır, girmek için günaha.
Ufukta gözükmezken, bir teli sevgilinin ;
Dayanır sınırına, adresi kayıp ilin !
Harlanan ocaklara, ha bire taşır odun ,
Kara delikler çıkar, yollarına umudun.
Sayıklar gündüz gece, dudağında tek hece,
Çözdükçe uzaklaşır, aşk denilen bilmece.
Açık kalan gözleri, dönerken durgun göle ,
Atlar yangın yerine, her şeyi bile bile.
Hangi falcıya koşsa, çıkarırlar cinini ,
Her aşık son deminde, kaybeder bilincini.
Simsiyah gözlerinde, deniz nasıl çıldırır ?
İçimiz de kristal, bir gökyüzü kırılır !
Kaybederken yerini, hem devler, hem cüceler,
Dökülür sonsuzluğa, dilinden son heceler...
Aşka ulaşamadan, ayak direr ayrılık,
Aşıka ağız açar, dipsiz, deli karanlık...
En sonunda bir ömrü, verirken bir hediye ;
Bir türlü soramazsın, asla değer mi diye...
Hayrettin YAZICI
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.