1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1212
Okunma

Nefes!
Tükeniyorsun…
Zerre zerre dolaşırken kapıları yolcular
Büyük adımlarla bir gölge!
Hiddetini hissettirip,
Çömeltmek istiyor dizlerine
Boyun bükmek olmazdı ya
Eski; hırçın, saf-cesur gidişlerde
Bu sefer öyle değil!
Nefes!
Tükeniyorsun…
Sıcak düşlerini sonsuz bir ayaza miras bırakarak
Savsak adımlarla
Topallıyor, kırık dizlerin
Annenin sakladığı gözyaşlarında,
Görebildiğin sonlarda
“Turp gibiyim ya” deyip
Hâlâ birilerinin tesellisindesin
Ve uyurken dağ, taş, umursamaz sevgili!
Neyin kırıklığıyla kaçıyor uykuların?
Yaşlarını gören olmasın
Gizlice hıçkır!
Nefes!
Tükeniyorsun…
Hadi bu son feryadın!
Yolculuk bir gece vaktine denk
Düşlerinin kırıklığıyla, soğuk ellerin
Ayakların buz…
Ölüme bir kala;
Arıyor gözlerin, sevdiğine son bakışı
Belki de ilk olamadan…
Her gece buluşurdun ya onunla
Kurduğu, dolambaç rüzgârında
Esti işte,
Nefes buldu teninde
Giderken, hayatın içine
Unuttuğu bir şey var
Ve Bunu hiçbir zaman öğrenemeyecek!
Nefes!
Tükeniyorsun…
Oysa solurken şükürsüz, fani
Şükrün nizamına erişmek…
Halime Erva Kılıç
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.