7
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1281
Okunma
Bir, gurbet kuşu olsam
Açı versem kanatlarımı
Sarılsam gözlerimdeki mavi dünyana
Takılsam peşine, ıslansam yağmurlarla
Ve düşsem özlemlerimle ta oralara
Sarmalasam seni ruhumdaki gibi,
Fırtınaları yok eylesem, gelsem koynuna
Huzur dolarak…
Çeksem, çeksen nefesini, nefesime vererek
Volkanları yaksam sıkışan köşelerde
Vursam kalbime hasret nağmelerinden
Dökülsem toprağımdan şehrine
Yok olsam bilindiğim yerlere
Hayat verip sana, ben gitsem uzaklara
Ben yare doysam, yarda bana
Zevk alarak…
Ateşleri yakıp, kışları viran etsem
Güller açsam yarin koynunda
Arta kalsın zaman
Kıvırcık saçları okşasın yüreğinde ellerim
Virane gönle düşerken sığıntı mantıklar
Özgürlüğe vararak…
Kelepçeler çözülür dillerde
Derin koylarda şendir yatan
Demir alır ufuklar, şafaklarsa yakın
Seher vakti düşer elleri ellerime
Gül koyduğum penceremde
Mis kokarak…
Ey Zührem! bak; sana yakın mehtap
Hilalim kaşlarınsa, gönlündür güneşim
Yar derim Zührem, sensin benim eşim
Son olarak…
‘’’Her eş; gönle doğan bir yıldız gibidir, hayat yıldızlarla süslenir.’’’
04-06-2009 Hayrettin
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.