32
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
2711
Okunma

Şafak sökerken gecenin matemli perdesi,
Çırılçıplak kalır ruhumun yalnızlığı.
Bir ince sızı gibi çöker içime sessizlik,
Ve günle birlikte başlar hasretin saltanatı.
Yakamozlar ağlar Boğaz’ın mahzun sularında,
Ay, gecenin koynuna yaslanır sessizce.
Deniz yıldızlarında kaybolan düşlerim,
Bir eski masal gibi sürüklenir derince.
Bir gemi ayrılır rıhtımdan ağır ağır,
Sisler içinde kaybolur uzak ufuklara.
Ardından bakarken yorgun gözlerim,
Bir ömürlük özlem düşer hatıralara.
Bir yabancı gelir, çalar hayallerimi,
Gönlümde sakladığım en mahrem türküyü.
Masum bir sevda ağlar kemanın sesinde,
Gece dinler gözyaşlarımın sessiz büyüsünü.
Hüzünlü bir nağme yükselir uzaklardan,
Kaybolmuş yılların derinliklerinden.
Bir zamanlar benim olan mutluluklar,
Geçer gölgeler gibi hatıraların içinden.
Şafak sökerken karanlığın ardından,
Yine aynı yalnızlık çöker gönlüme.
Ve ben, eski bir İstanbul sabahında,
Bir hayalin peşinde dönerim kendime.
Sanki biri durur zamanın kıyısında,
Maziden uzanır sessiz bakışları.
Ne gelir yanıma ne de tamamen gider,
Yüreğimde yaşatır yarım kalmış aşkları.
Bir rüya gibi geçer ömrün güzelliği,
Bir vapur dumanı gibi dağılır yıllar.
Lakin bazı sevdalar vardır ki sevgili,
Ölmez... yalnızca hatıralarda yaşarlar.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.