0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1180
Okunma
Geçtim bütün saniyelerinden fütursuzca zamanın
Tam ortasında durdum tanrının bahşettiği hayatın
İlk göbek bağımın koptuğunu anımsarım anamdan
Ve ilk ayrılığı onda tattığımı yaşantımdan
Tam yirmi dört bin kez indi yeryüzüne sevdalarım
Tam yirmi dört bin peygamber suretinde
Nuh`ta tufan
İsa da acı
Musa da sadakat oldular
Ve ben kendimi bildim bileli
Zaman: güzel anlarda geçen birer kabustular
Tanrı yollarıma uzak….
Yollarım tanrıya
Hiçbir kapı açılmayacak
ve hiçbir sure inmeyecek avuçlarıma
kaç bin alem yaratılmıştı kendi toprağımdan
Daha kaç kehanet görecektim
Kaçında mucizelere dönüşecektim
Delikli hayatımın ortasından
Öptüm milim milim her zerresini yaşanmışlıklarımın
en utangaç kadınları en utanmaz haliyle
yaşadım hep
yaşattım da
aktım zamanın bütün coğrafyasından
üstelik tereddüt etmedim
israfta etmedim severken
şah damarım hep atıp durdu
o attıkça ben sevdim
ben sevdikçe o attı
hep usulsüz
hep kaçak
hep yasaktı
Dudakta söz
Dudakta sır
Dudakta bir fısıltı olarak kaldı
Geçtim yaşantımın üstünden alenen zamanın
Hiç yüzüm kızarmadı
Hiç arsızca sırıtmadım
Ben sadece sevdim...
Sevmelerim ki;
Canda ten
Ten de ter
Terde tuz olup aktılar…
Sevmelerim ki;
kabus zamanların korkaklığında
Göbek bağımla kendilerini astılar…
Ben sadece sevdim…
Ve de hala…
Hepsi bu!
(değil)
...