(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Melahat Çetinkaya Şiir: ÇİN SEDDİ Değerlendirildiği Salon: Dost Diye İçeri Alınanların Camı Çerçeveyi İndirip Gittiği, Kazılan Kuyulara İp Yetiştirilemediği ve Gönül Güvenliği İçin Çin Seddi İhalesine Çıkıldığı Salon
Melahat Çetinkaya’nın ÇİN SEDDİ şiiri RUSAMER’e ulaşınca Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Güven ve Dostluk Şubesinin kayıtlarını incelemeye aldı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Güvenci Galip, herkese ikinci bir şans verilmesini önerdi; fakat dosya ilerledikçe çıkar için çark edenler, kuyu kazanlar, imdatlarına koşulduğu hâlde camı çerçeveyi indirip gidenler ortaya çıkınca önergesini sessizce cebine koydu. Kalburabastî Efendi de son kıtadaki Çin Seddi’ni görünce meseleyi anladı: Melahat Hanım gönlün etrafına duvar örmüş evladım. Hem de bahçe duvarı değil; yaşananlara bakılırsa müteahhit doğrudan Çin’den çağrılmış.
Âşık Medeni Karataş – Mahmut Ağdak Köşesi
İlk kıta Âşık Medeni Karataş Köşesine ulaşınca Çarkçı Cevdet, Görünürde herkes yiğitti mertti / Özü sözü birdi, açıktı netti / Çıkarı olunca birden çarketti dizelerini önüne aldı. Şiirin çatışması daha başlangıçta açık: görünen insanla gerçek insan arasındaki fark. İlk iki dizedeki güven, üçüncü dizede çıkar sınavına giriyor ve dördüncüde Kime güvendikse ihanet etti hükmüne bağlanıyor. Çarketti sözcüğünün doğru yazımı çark etti olmalı. Cevdet çıkar görünce gerçekten çark etmeye kalkınca köşedeki sandalyesi sabitlendi.
Kul Köşger – İsmail Köşger Köşesi
İkinci kıta Kul Köşger Köşesine vardığında Kuyucu Kudret, Kazılan kuyular gayet derindi / İplerimiz kısa suyu serindi dizelerinde ölçüm yapmaya başladı. Burada halk söyleyişinin bilinen kuyu kazmak mecazı güzel biçimde genişletilmiş; yalnız kuyu yok, derinlik, kısa ip ve su da var. Bizi düşürenler hayli gerindi dizesindeki gerindi ise hoş bir alay taşıyor: kötülüğü yapanların rahatlığı tek kelimeyle gösterilmiş. Kudret kuyunun derinliğini görünce daha uzun ip istedi; Kalburabastî Efendi talebi reddetti. Bizi düşürmek için kazılan kuyudan su çıkarmak zorunda değiliz evladım; önce oraya düşmemeyi öğrenelim.
Manilerin Sultanı – Mine Erdoğan Dal Köşesi
Üçüncü kıta Manilerin Sultanı Köşesine ulaşınca İmdatçı İlyas, eski yardım kayıtlarını açtı: İmdat çığlığına yettiklerimiz / Birlikte ölüme gittiklerimiz / Gönlümüze buyur ettiklerimiz / Camı çerçeveyi indirip gitti. Şiirin bence en canlı kıtası burası. İlk üç dize dostluğun derecesini giderek yükseltiyor; yardım etmişiz, ölümüne beraber olmuşuz, gönlümüze almışız. Karşılığı ise beklenmedik biçimde camı çerçeveyi indirip gitmek oluyor. Bu gündelik deyim şiirin ağır ihanet havasını bir anda sert ve mizahî bir görüntüye dönüştürüyor. İlyas hasar tespiti için usta çağırınca Kalburabastî Efendi vazgeçirdi: Cam değişir evladım; asıl masraf güven yeniden takılırken çıkıyor.
Hacı Ahmet Ağa Köşesi
Son kıta Hacı Ahmet Ağa Köşesine vardığında Duvarcı Dursun malzemeyi hazırladı: İçimizde yanan ateşin közü / Üflerdi yüreğe hep sevgi sözü / Şaşıp yanılınca ah gönül gözü / Ördü çevresine büyük Çin Seddi. Başlık ancak burada bütünüyle anlam kazanıyor ve bu şiirin güzel tarafı. Çin Seddi gerçek bir yapı olmaktan çıkıp ihanetlerden sonra insanın gönlü çevresine ördüğü savunma duvarına dönüşüyor. Ancak İçimizde yanan ateşin közü / Üflerdi yüreğe hep sevgi sözü kuruluşunda özne ve anlam biraz bulanık. Közün sevgi sözünü yüreğe üflemesi zorlanmış bir kişileştirme. Buna karşılık gönül gözü / Çin Seddi bağlantısıyla final düşüncesi kuvvetli. Dursun duvarı üç metre hesaplayınca Kalburabastî Efendi projeyi geri verdi: Şiirin adı Çin Seddi evladım; üç metreyle bu kadar ihaneti tutamazsın.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Melahat Çetinkaya’nın ÇİN SEDDİ, dostlukta uğranılan hayal kırıklığının insanı giderek kendini korumaya ve gönlünün çevresine duvar örmeye götürmesini anlatan, halk şiiri söyleyişine yakın ve derli toplu bir şiir. Dört kıtanın güzel bir ilerleyişi var: önce insanların gerçek yüzü görülüyor, sonra kurulan tuzaklar anlatılıyor, üçüncüde yapılan iyiliğin karşılığı gösteriliyor, finalde bütün bunların psikolojik sonucu olan Çin Seddi yükseliyor.
Şiirin en başarılı bulduğum yanı başlığı son kıtaya kadar saklaması. Okur önce ihaneti yaşıyor, duvarın neden örüldüğünü öğrendikten sonra Çin Seddi’yle karşılaşıyor. Kazılan kuyular gayet derindi / İplerimiz kısa, Bizi düşürenler hayli gerindi ve özellikle Gönlümüze buyur ettiklerimiz / Camı çerçeveyi indirip gitti şiirin karakterli söyleyişleri.
Kalburun eleğinde ise iki husus kalıyor. Kime güvendikse ihanet etti duygusal olarak anlaşılır fakat oldukça kesin bir genelleme. Şiirin kırgınlığı bunu söyletiyor; hayatın tamamı için hüküm saymamak gerekir. Son kıtanın ilk iki dizesi de anlam bakımından biraz daha berraklaştırılabilir. Ayrıca çarketti → çark etti biçiminde düzeltilmeli.
Şiirin asıl ironisi ise şurada: İnsan kendisini ihanetten korumak için Çin Seddi örerse kötüyü dışarıda bırakabilir; fakat duvarı fazla yükseltirse iyinin de içeri gireceği kapı kalmaz. Bu nedenle gönlün ihtiyacı surdan önce sağlam bir kapı ve o kapıda akıllı bir nöbetçidir.
Andırın Söz Yurdu Yazın Sitesinde inceleme sonunda Çarkçı Cevdet’in çarkı durdurulmuş, Kuyucu Kudret’in kazması alınmış, İmdatçı İlyas camcıyı geri göndermiş, Duvarcı Dursun’a ise Çin Seddi projesinde mutlaka bir kapı bırakması emredilmiştir.
İhanet gönle duvar ördürür; hikmet ise o duvarda kime kapı açacağını öğretir.
Her güven kırılması insanı biraz korur, biraz eksiltir; mesele korunurken sevgiyi içeride hapsetmemektir.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Güvenin kırılışını ve dostluğun nasıl duvarlara dönüştüğünü çok güzel anlatmışsınız. Özellikle “Çin Seddi” benzetmesi şiire güçlü bir final olmuş. Yüreğinize sağlık hocam..
Onsekizbin alem içinde yaratılmışların en üstünü insanoğlu olarak sıfatlandırılsa da, insanoğlu kadar karmaşık, ne zaman ne yapacağı meçhul,güven sınırı bıçaksırtı, maskeli balo şovalyesi, keser gibi kendine yontucu, içi dışına zıt, hatta yeri gelince kendine kendine bile ihanet eden başka bir yaratık yoktur. Nokta. Eser çağımıza manidar bir mesaj içeriyor... En kalbi tebriklerimle kutluyorum duyarlı yürek iyi ki varsın şiir dünyasında saygın insan. Kul Figani
Aynen öyle oldu hocam. Güzel olan ve yüreklerde barınan tüm insani değerleri Çin setleri örüldü, maalesef.. Anlamlı ve düşündürücüydü. Şiir yüreğinize gam keder değmesin dileğimle, hayırlı huzurlu geceler...
"ÇİN SEDDİ" şiiriniz; kelimenin tam anlamıyla hayatın hırpalayıcı hayal kırıklıklarına, maskeli dostluklara ve çıkar uğruna çark eden vefasızlıklara karşı vurulmuş çok güçlü, bilgece bir edebi şamar olmuş. İyilik yapılanların ilk fırsatta camı çerçeveyi indirip gitmesini ve güvenilen insanların arkadan kuyu kazmasını o kadar duru, akıcı ve sarsıcı bir dille mısralara dökmüşsünüz ki etkilenmemek elde değil.
Özellikle "Kime güvendikse ihanet etti" dizesindeki o haklı çıplak gerçeklik ve finalde gönül gözünün uyanışıyla çekilen o "Çin Seddi" mührü, gerçek bir kalem ustasının ayak izleridir. Aldığı her yarayı edebi birer cevhere dönüştüren ve kalbini sahteliklere kapatıp asaletle kendi içine sığınan o bükülmez kaleminize, arif yüreğinize sağlık. Kelamınız daima var, ilhamınız daim olsun. Selam ve saygılarımla.
Merhaba değerli dost kalem Güzel bir şiir okuduk mahir kaleminizden Kutladım yürekten, yalansız ve riyasız Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal, hoşça kal
Melahat Çetinkaya imzasıyla sunulan bu sarsıcı koşma; sadakatsizlik, dost kazığı ve insan ilişkilerindeki çıkar odaklı çürümeyi merkezine alan güçlü bir taşlama ve hayal kırıklığı muhasebesi. Şiir, aşıklık geleneğindeki "sitem" damarını çağdaş ve somut kırılma noktalarıyla besleyerek, hayal kırıklığının insanı nasıl dış dünyaya kapatıp kendi içine bir savunma mekanizması (Çin Seddi) örmeye zorladığını anlatıyor
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.