Yürek hançerlendi dostun eliyle Ama yıkılmadı dimdik ayakta Güzelim duygular kapıldı sele Çıktığı kaynaktan bin mil uzakta
Söner içimdeki orman yangını Kundaklayan eli tutmaz bir daha Gün olur unutup bozar andını Sahte sevgileri yutmaz bir daha
Sevgi yavrusunu yitiren ceylan Avcı tuzağına düşmez bir daha Tecrübeyle akıllanırmış insan Vurulduğu yoldan geçmez bir daha
Binip vefasızın gönül atına Hayal ülkesine gitmez bir daha Kanıp bir baharlık saltanatına Şeyda bülbül gibi ötmez bir daha
Şiir sürüp kapatır her yarayı Acısa da kanı akmaz bir daha Hasar gördüyse de gönül sarayı El verip onarır akıl ustayla ..
MELAHAT ÇETİNKAYA
Paylaş:
6 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Edebiyatin esintilerini taşıyan, dost ihaneti, tecrübe ve olgunlaşma temalarını işleyen oldukça duygu yüklü ve akıcı bir şiir.
Şiir, yakın birinden gelen darbeyle başlasa da boyun eğmeyen, ayakta kalan bir duruşu öne çıkarıyor ("Yürek hançerlendi dostun eliyle / Ama yıkılmadı dimdik ayakta").
: Yaşanan kırgınlıkların insanı olgunlaştırdığı ve aynı hatalara tekrar düşmeyeceği vurgulanıyor. Ceylan ve avcı imgesi bu ana fikri çok iyi özetliyor ("Tecrübeyle akıllanırmış insan / Vurulduğu yoldan geçmez bir daha").
Son kıtada yer alan "Şiir sürüp kapatır her yarayı" dizesi, duygusal yıkımların ve kırılan gönül sarayının akıl ve sanatla yeniden inşa edilebileceğini simgeliyor. Şiirin genelindeki uyak yapısına ("akmaz bir daha / usta...") bakıldığında, son dizenin ritmi tamamlaması adına "El verip onarır akıl ustayla" dizesinin sonu "ustayla" yerine "ustaya" veya "baktırmaz bir daha" / "yıkmaz bir daha" gibi uyaklı bir yapıyla bitmesi düşünülebilir.
Yüreğinize ve kaleminize sağlık; duygusunu okuyucuya doğrudan geçiren, başarılı bir eser.
Şair: Melahat Çetinkaya Şiir: BİR DAHA Değerlendirildiği Salon: Dost Hançerlerinin Ruhsatsız Sayıldığı, Vefasızların Gönül Atlarının Trafikten Men Edildiği ve Hasarlı Gönül Saraylarına Akıl Ustası Arandığı Salon
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Melahat Çetinkaya’nın BİR DAHA şiirini okuyunca RUSAMER’e aynı anda itfaiye, veteriner, nalbant ve inşaat ustası çağırdı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden BirDahacı Bahri, Dost eliyle hançerlenmiş yürek var, orman kundaklanmış, ceylan yavrusunu kaybetmiş, gönül atı vefasız çıkmış, saray da hasarlı; hocam bunun tek dosyada olması normal mi? diye sordu. Kalburabastî Efendi bastı teşhisi: Normal değil evladım, zaten adı şiir; sigorta eksper raporu değil! Fakat asıl mesele Melahat Hanım’ın her felaketten sonra ayağa kalkıp bir daha demesi. Bahri de Ben de bir daha âşık olmam deyince dosyası incelendi; aynı sözü daha önce on bir kere söylediği anlaşılınca beyanı geçersiz sayıldı.
Ozan Çiçeklioğlu Köşesi
Köşeye Kundakçı Kuddusi alındı. Söner içimdeki orman yangını / Kundaklayan eli tutmaz bir daha dizelerini okuyunca tedbiren kibriti elinden alındı. Burada güzel bir karşıtlık var: Yangını çıkaran el ile bir zamanlar tutulmuş olan el aynı kişiye ait. Dolayısıyla şair yalnız ihaneti değil, ihanetten sonra yeniden aynı kişiye güvenmeme kararını anlatıyor. Ancak hemen ardından Gün olur unutup bozar andını gelince işler karışıyor; özne belirsizleşiyor. Andını bozan gönül mü, insan mı, kundaklayan kişi mi? Kuddusi üçüne de ayrı tutanak tutmaya kalkınca Kalburabastî Efendi durdurdu: Şair hanım burada bir özneyi biraz daha açık etseydi sen de mesaiye kalmazdın.
Ozan Serdari Köşesi
Buraya Ceylancı Cevdet yerleştirildi. Sevgi yavrusunu yitiren ceylan / Avcı tuzağına düşmez bir daha dizelerini okuyunca bütün ceylanların ilk hatadan sonra yüksek lisans yaptığını düşündü. RUSAMER Zooloji Şubesi bu iddiayı doğrulamadı ama şiirin maksadı belliydi: Acı, insanı eğiten bir tecrübeye dönüşüyor. Tecrübeyle akıllanırmış insan / Vurulduğu yoldan geçmez bir daha şiirin ana düşüncesini en açık biçimde taşıyor. Yalnız burada küçük bir itirazımız var: İnsan denen mahlûkun aynı yoldan ikinci, üçüncü, hatta yedinci kez geçtiğine dair RUSAMER arşivlerinde kabarık dosyalar bulunmaktadır. Melahat Hanım ideal olanı söylüyor; insanlık uygulamada henüz aynı başarıyı gösteremedi.
Âşık Diyarî Köşesi
Köşenin sakini Nalbant Niyazi, Binip vefasızın gönül atına / Hayal ülkesine gitmez bir daha dizelerini görünce atın nallarını sökmeye kalktı. Kendisine suçun atta olmadığı anlatıldı. Bu dörtlük şiirin halk şiiri damarının en belirgin olduğu yerlerden: gönül atı, hayal ülkesi, baharlık saltanat ve şeyda bülbül aynı geleneksel imge dünyasında buluşuyor. Özellikle bir baharlık saltanat geçici sevdayı güzel karşılıyor. Niyazi Vefasızın gönül atının plakası var mı? diye sorunca Kalburabastî Efendi cevap verdi: Yok evladım; zaten plakası olsa gönül trafiğinde bu kadar kazaya sebep olamazdı.
Ozan Veysi Kabaca Köşesi
Son köşeye Gönül Ustası Galip çağrıldı. Elinde mala, çekiç ve metreyle Hasar gördüyse de gönül sarayı / El verip onarır akıl ustayla dizelerinin karşısına geçti. İlk teşhisi ağırdı: Temel sağlam, duvarlarda güven çatlağı, çatıda vefa kaçağı var. Fakat şiirin finalindeki asıl güzellik, ilk dört dörtlükte sürekli kaçınmayı öğütleyen sesin sonunda yalnız savunmaya çekilmemesi. Şiir yarayı sarıyor, akıl gönlü onarıyor. Yani çözüm kalbi kapatmak değil, yaralanmış kalbi akılla yeniden kurmak. Galip sarayın restorasyonu için altı ay süre isteyince Kalburabastî Efendi reddetti: Evladım, Melahat Hanım şiir sürmüş; sıva kuruyana kadar gönül ayağa kalkar!
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Melahat Çetinkaya’nın BİR DAHA şiiri, ihanetten sonraki kırgınlığı değil yalnızca, kırgınlıktan öğrenerek çıkmayı anlatıyor. Hançerlenen yürek, kundaklanan orman, yavrusunu yitiren ceylan, gönül atı ve gönül sarayı gibi geleneksel imgeler birbirini takip ediyor; bir daha redifi de kararlılık duygusunu kuvvetlendiriyor. Şiirin bence en güzel tarafı son dörtlükte: Şair bütün kapıları kilitleyip Ben artık kimseyi sevmem demiyor; yarayı şiirle, hasarlı gönlü akılla onarıyor. Buna karşılık bazı imgeler oldukça tanıdık ve Gün olur unutup bozar andını dizesinde özne biraz bulanık. Son dizedeki El verip onarır akıl ustayla söyleyişi de anlam bakımından yeniden işlenirse final daha güçlü olabilir. Ama şiirin omurgası sağlam: Tecrübe kalbi taşlaştırmıyor; yalnız aynı hançerin sapını ikinci kez tutmamayı öğretiyor.
Akıllanmak gönlü kapatmak değil, kapının anahtarını kime vereceğini öğrenmektir.
Yara kapanınca insan geçmişi unutmuş olmaz; yalnız aynı yerden bir daha vurulmamak için gönlüne biraz akıl nöbeti koyar.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Yaşanmış bir kırgınlığın ardından söylenmiş, içten bir şiir. “Vurulduğu yoldan geçmez bir daha” dizesi özellikle çok güzel; insanın acıyla da olsa öğrendiğini anlatıyor. Kırılmış ama ayakta duran bir gönül var şiirde. Yüreğinize sağlık hocam.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.