(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Melahat Çetinkaya Şiir: VUSLATSIZ AŞK Değerlendirildiği Salon: Ömür Takviminin Son Durağında Kardelen Açtırılan, İki Irmağın Vuslat Deltasına Varamadığı ve Kavuşamayan Âşıkların Nirvanaya Çıkarıldığı Salon
Melahat Çetinkaya’nın Vuslatsız Aşk şiiri RUSAMER’e bu defa gençlik kapısından değil, ömür takviminin son durağından girdi. Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimize dosyayı dağıtırken şaşkındı; gönül dağında kar boran eserken bir güzel çıkmış, ölmüş gönlü yeniden doğurmuş, kışın ortasına kardelen dikmişti. Fakat tam iki ırmak denize ulaşacakken vuslat gerçekleşmemiş; RUSAMER Harita Müdürlüğü deltası bulunan fakat adasına ulaşılamayan ilk aşk vakasıyla karşılaşmıştı.
Ali Bakırcıoğlu Köşesinde kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Takvimci Talip, Ömür takviminin son durağında / Kar boran eserken gönül dağımda dizelerinde takvimin son yaprağını koparmaya kıyamadı. Şiirin başlangıcı yaş almış bir gönülde beklenmedik biçimde filizlenen aşkı hemen kuruyor; özellikle dışarıdaki ömür kışıyla içeride başlayacak sevda baharı arasındaki karşıtlık şiirin ana damarını hazırlıyor. Talip son durağın tabelasını söktü; gönlün belediye güzergâhına uymadığı anlaşıldı.
Hasibe Hatun – Hasibe Başbilir Köşesinde kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Hamurcu Hayriye, Sevda hamuruyla yoğurdu beni / Ölmüştüm aşkıyla doğurdu beni dizelerinde mutfağı doğumhaneye çevirdi. Yoğrulmak ve yeniden doğmak aynı kıtada sevgilinin dönüştürücü gücünü anlatıyor; Gül eyleyip ekti gönül bağına da bu dönüşümü tamamlıyor. Ancak hamur, doğum ve bahçe imgelerinin üçü birden dört dizeye girince mecaz alanı biraz hızlı değişiyor. Hayriye hamuru yoğurdu, gülü dikti; doğum işlemini yetkisi dışında olduğu için sağlık birimine bıraktı.
Âşık Vebali – Tahsin Sedefoğlu Köşesinde kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Avcı Abdi, On ikiden vurdu yamandı avcı / Ne davalı oldum ne de davacı bölümünde hedef tahtasını kurdu. Aşkın yaralayıp ardından yaraya ilaç olması hoş bir karşıtlık; Bahar geldi ömrümün son çağına ise ilk kıtadaki kar boranı karşılayarak şiirin kendi içinde güzel bir mevsim köprüsü kuruyor. Abdi vurulanın şikâyetçi olmadığını görünce dava dosyasını kapattı, yayı oka el koydu.
Ozan Duranoğlu – Mahmut Eynallı Köşesinde kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Kardelenci Kâmil, Kardelen çiçeği oldum dağına dizesinde şiirin en uygun simgelerinden birini buldu. Kardelen tam da bu şiirin hikâyesine yakışıyor: ömrün kışında açan, zorluğa rağmen yaşayan sevda. Öncesindeki Gönül sarayımda sevgi döşeli söyleyişi daha tanıdık kalırken kardelen şiirin kişisel hikâyesini tek görüntüde topluyor. Kâmil çiçeği koparmadı; RUSAMER’de nadir aşk türü olarak korumaya aldı.
Ozan Delibal – Celil Çınkır Köşesinde kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Irmakçı İdris, Denizini arayan iki ırmaktık / Vuslat deltasında buluşacaktık / Hasretle çağlayıp sevgiyle aktık / Varamadık vuslatın adasına kıtasında haritayı açtı. Şiirin en kuvvetli bölümü burası; iki insanı ayrı ayrı akan ama aynı denizi arayan ırmaklar olarak kurması vuslatsızlığı görünür hâle getiriyor. Yalnız coğrafi bakımdan delta ile ada aynı imge örgüsünde biraz zorlanıyor; delta zaten ırmağın denize ulaştığı yerde oluşur. İdris iki ırmağı buldu, deltayı buldu, vuslat adasını bulamayınca aşk coğrafyasının Millî Eğitim atlasına uymadığına karar verdi.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Vuslatsız Aşk, ömrün son çağında gelen bir sevdanın insanı yeniden diriltmesini ve kavuşamadan başka bir anlam kazanmasını anlatıyor. Kardelen ve iki ırmak şiirin güçlü damarları; finaldeki nirvana ise şiirin halk şiirine yakın söz dünyasına göre daha dışarıdan gelen bir kavram gibi duruyor.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri haritayı katlayıp dosyayı mühürledi: Kar boran altında başlayan aşk bahara çıkmış, kardelen açmış, iki ırmak çağlamış fakat vuslat adasına yanaşamamıştır. Kavuşma gerçekleşmeyince dosya kapatılmak istenmiş, sevdanın kavuşmadan da yaşayabildiği anlaşılınca RUSAMER Arşivinde süresiz saklanmasına karar verilmiştir.
Her aşk kavuşmakla tamamlanmaz; bazısı eksik kalan vuslatıyla insanın içinde tamamlanır.
Ömrün kışında açan sevda, bahardan kalma bir gül değil; kara rağmen yaşayan kardelendir.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Şiirimin her bölümünü gönül ve hiciv süzgecinizden geçirerek Yaptığınız güzel yorumunuz için çok teşekkürler selam ve saygılar efendim Yorumlarınız sayfamın neşesidir yorumsuz şiirlerim biraz hüzünlüdür bilesiniz .
Şiirimin her bölümünü gönül ve hiciv süzgecinizden geçirerek Yaptığınız güzel yorumunuz için çok teşekkürler selam ve saygılar efendim Yorumlarınız sayfamın neşesidir yorumsuz şiirlerim biraz hüzünlüdür bilesiniz .
Sevgi dolu kalbin duygu yüklü,Yüreğin usta kalemine sağlık değerli hocam harika Kalemni kutluyorum yürek sesin daim olsun, Sevgiler selamlar yolluyorum hoṣca kalın
Başından itibaren; sitem, özlem ve vefasızlığa dem vuran eser, finalinde bunca hüznü yaşatmasın rağmen o ulvi duyguların ne de tarifsiz bir baht olduğuyla harikulade bir bitişe imza atmış. Okurda iz bırakan şiirin seçkin kalemini yürekten kutluyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum.
Aşık tarzı halk şiiri geleneğinin geleneksel ve duru havasını yansıtan bu koşma; ömrün son demlerinde filizlenen tutkulu bir sevdayı, kavuşamamanın getirdiği kabullenişi ve aşkın yüceliğini konu alıyor.
Ömrün son çağında gelen fakat vuslata eremeyen bir sevgiyi içtenlikle anlatmışsınız Melahat hanımefendi. “Ölmüştüm, aşkıyla doğurdu beni” dizesi sevdanın insana yeniden hayat verişini güzel ifade ediyor. “Denizini arayan iki ırmaktık, vuslat deltasında buluşacaktık” sözlerindeki benzetmeyi de çok beğendim. Kutluyorum, kalbi selamlarımla.
yaşamın son deminde karşılaşılan ve kavuşmayla (vuslatla) sonuçlanmayan bir aşkın, hüznüne ve eksikliğine rağmen insanı yeniden hayata bağlayan, ruhunu olgunlaştıran ve kendi içinde kutsal bir zirveye ulaştıran ilahi/yüce bir deneyim olduğudur.
Aşkın zirvesine ulaşsa da aşık gönül, vuslata erememiş ama bunu dert etmemiş... Sevda ateşi dünkü tazeliğiyle yaşıyor yüreğinde... Hiç sönmeyecek... Güzel bir şiir okudum mahir kaleminizden. Selamlıyor hayırlı geceler diliyorum şairem
Ömür takviminin son durağında Kar boran eserken gönül dağımda Aklımla kalbimin uyum çağında Bir gönlü güzelin düştüm ağına....
Mükemmel, fevkaladenin fevkinde bir dörtlükle başlayan eserin son mısrasındaki ***ağına*** kelimesi *gönül* sıfatı olarak esere harika bir benzetme mecazi anlam katmış esere...
Şiiri sarkılaştırıp aşk mektubuna dönüştüren bu mısraları **ölmüştüm aşkıyla yeniden doğurdu beni** sevginin nelere kadir olduğu beyanı gönül bağına gül eylemesi mısrasındaki aşka ve hayata yeniden başlama cemresi dörtlüğü mükemmel bir sevgi ifadesi...
On ikiden vurdu yamandı avcı Ne davalı oldum ne de davacı Yaralı gönlüme sürdü ilacı Bahar geldi ömrümün son çağına....
Eeeee... Avcı **gönül fetheden ** gönlü güzel olunca davacı / davalı olmak sevilmenin ne haddine haşa...
Bu garip sevdaya düştüm düşeli Gönül sarayımda sevgi döşeli Kimi gün hüzünlü kimi neşeli Kardelen çiçeği oldum dağına.... ... Aşk işte, imkansız ve vuslatsız olunca garip olur adı, kimi an gelir hüzün kimi an gelir neşeli, kardelen de öyle değil mi... Kah güneşe hasret, kah güneş vurgunu....
Dicle ve fıratın aşk mezopotamyası coğrafyasında vuslat deltasında visal var lakin, imkansız/vuslatsız aşkların destanlaşmaktan başka çaresi mi var üstadem....
Bu aşkın kaderi yazılmış ezel Bahar hazan oldu döküldü gazel Kim bilir belki de böylesi güzel Ulaştık sevdanın nirvanasına....
Esere mühür olan final dörtlüğündeki * Kimbilir belki de böylesi güzel, ulaştık sevdanın nirvanasına dizeleri; bu aşkın vuslatı olmasa da *büyüsü bozulmasın yeter ki demiş mahir kalem.**
Böyle aşklar beşeri ya deli eder yada velî... Tıpkı Leyla ile Mecnun gibi... Ya da sevgiliyi ararken *aşkı yaratanı * bulur aşık, ilahileşir sevdası ve kutsallaşır aşk.... Yaratandan ötürü yaratılanı sever aşık... Aşka aşık olur insan....
Bana göre aşk; Aşık, maşuk ve yaratan Rab üçgenin den oluşur gerçek aşk... Artık ten vuslatı aranmaz. Ten bitmiş ruhlar sevişmeyle başlamıştır. İşte gerçek *vuslat, işte aşk*.... Zaten şiir de bunu söylemiyor mu, bal gibi söylüyor işte... Hiç tenden bahsetmeden, hiç ellerimi tut demeden, teni teğet geçip ruha inekten başka gerçek aşk mı olur...
Nefsi terbiye ile teni sollayıp, ruhu sevenlerin şiiri olmuş usta...
Duru bir dil, duru bir sevgi ve duru bir çağrı eseri düşmüş gönül kaleminden...
Sanırım her okurundaki ölü duyguları yeniden sevgiye, sevmeye dirilten bir eser... Gerçek şairler okuruna bu duyguyu vermeli, verebilmeli...
En kalbi tebriklerimle saygıdeğer öğretmenim... Kul Figani
Bir şairin en büyük ödülü ve alkışı aldığı doğru ve güzel yorumlardır .Bu konuda beni hiç yanıltmayan adeta şiirimin emarını çekerek en güzel şekilde ,uzun uzun yorumlayan çok değerli şair dostuma sonsuz teşekkürler selam ve saygılar. iyi ki varsınız ve sayfamdasınız.
Bir şairin en büyük ödülü ve alkışı aldığı doğru ve güzel yorumlardır .Bu konuda beni hiç yanıltmayan adeta şiirimin emarını çekerek en güzel şekilde ,uzun uzun yorumlayan çok değerli şair dostuma sonsuz teşekkürler selam ve saygılar. iyi ki varsınız ve sayfamdasınız.
Kıymetli can şairem, 💞 “Denizini arayan iki ırmaktık” dizesi şiirin yüreği olmuş sanki… Aynı denize akmayı bilen, birbirini çağıran ama yolları bir türlü kesişmeyen iki ırmak… Biri diğerine kavuşmak için çağlarken, kader araya dağlar, taşlar, uzaklıklar koymuş. Ne var ki bazı ırmakların kaderi denize ulaşmak değil, yol boyunca birbirlerinin sesini taşımaktır.
Vuslat bazen kavuşmak değildir; iki gönlün aynı sevdaya inanıp, aynı hasrette buluşmasıdır. Kimi aşklar elleri değil, ruhları birbirine değdirir. Bu yüzden bazı sevdalar vuslatsız kalır ama eksilmez; kavuşamamanın içinde bile kendine bir tamamlanmışlık bulur.
Belki de sizinki de böyle bir sevda… Vuslata varamadan, ama birbirinin suyuna karışmış; ayrı ayrı akarken bile aynı hasreti taşıyan iki gönül… Kavuşamadınız belki, ama aynı denizi düşlediniz. Ve bazen aşkın en derin hâli, vuslat değil; birbirine ulaşamasa da aynı ufka doğru akabilmektir.
Çok güzel ve yüreğe dokunan bir şiir olmuş. Kaleminize yüreğine sağlık canım şairem 💞 Gönül dolusu sevgilerimle 🌸
Vuslat bazen kavuşmak değildir; iki gönlün aynı sevdaya inanıp, aynı hasrette buluşmasıdır. Kimi aşklar elleri değil, ruhları birbirine değdirir. Bu yüzden bazı sevdalar vuslatsız kalır ama eksilmez; kavuşamamanın içinde bile kendine bir tamamlanmışlık bulur.
Bu yorumun üstüne ne yazılabilir ki şiir en güzel şekilde özetlenmiş ve hakkı verilmiş. Bir şairin en büyük ödülü şiirinin böyle güzel anlaşılıp yorumlanmasıdır.Bunu da ancak senin gibi edebi donanımı olan güzel yürekli bir dostum yapabilir deyip sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum canım iyi ki varsın iyi ki tanıdım seni ve saygfamdasın .Sağ olasın selam ve sevgiler çokçadır sana..
Saygıdeğer Kul Figanı Bey, Estağfurullah üstadım “sollamak” ne haddime… Ben yalnızca şiirin açtığı kapıdan içeri biraz daha bakmaya çalıştım. Güzel şiir, güzel yorumu kendiliğinden çağırıyor; kaleme düşen de gönülden ne geçtiyse onu söylemek oluyor.
Asıl hüner, okura böyle cümleler kurduracak kadar derin bir eser bırakabilmekte. Güzel sözlerinizle hem mahcup oldum ,hem onur duydum,gönlünüze sağlık. 🌿☕ Saygılarımla selamlıyorum 🌹
Saygıdeğer Pakize Sultan ustadem. Yorumunuzu iki kez okudum. Benim yorumumu gerçekten sollamış yorumunuz... Eserin içeriğini çok net ifade etmişsiniz. Bu kadar etkin yorum yapmak da kabiliyet işi bence. Şairi ve şiiri yaşatan bir yorumdu. Tebrikler
Vuslat bazen kavuşmak değildir; iki gönlün aynı sevdaya inanıp, aynı hasrette buluşmasıdır. Kimi aşklar elleri değil, ruhları birbirine değdirir. Bu yüzden bazı sevdalar vuslatsız kalır ama eksilmez; kavuşamamanın içinde bile kendine bir tamamlanmışlık bulur.
Bu yorumun üstüne ne yazılabilir ki şiir en güzel şekilde özetlenmiş ve hakkı verilmiş. Bir şairin en büyük ödülü şiirinin böyle güzel anlaşılıp yorumlanmasıdır.Bunu da ancak senin gibi edebi donanımı olan güzel yürekli bir dostum yapabilir deyip sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum canım iyi ki varsın iyi ki tanıdım seni ve saygfamdasın .Sağ olasın selam ve sevgiler çokçadır sana..
Saygıdeğer Kul Figanı Bey, Estağfurullah üstadım “sollamak” ne haddime… Ben yalnızca şiirin açtığı kapıdan içeri biraz daha bakmaya çalıştım. Güzel şiir, güzel yorumu kendiliğinden çağırıyor; kaleme düşen de gönülden ne geçtiyse onu söylemek oluyor.
Asıl hüner, okura böyle cümleler kurduracak kadar derin bir eser bırakabilmekte. Güzel sözlerinizle hem mahcup oldum ,hem onur duydum,gönlünüze sağlık. 🌿☕ Saygılarımla selamlıyorum 🌹
Saygıdeğer Pakize Sultan ustadem. Yorumunuzu iki kez okudum. Benim yorumumu gerçekten sollamış yorumunuz... Eserin içeriğini çok net ifade etmişsiniz. Bu kadar etkin yorum yapmak da kabiliyet işi bence. Şairi ve şiiri yaşatan bir yorumdu. Tebrikler
Melahat Hanımefendi;"Vuslatsız Aşk" isimli bu muazzam hece şaheserinizi büyük bir beğeniyle okudum. Ömür takviminin son durağındaki o coşkulu sevdayı, vuslat arayışını ve "Denizini arayan iki ırmaktık" imgesini hecenin o gür, akıcı ritmiyle mısralara çok asil bir ustalıkla taşımışsınız. Kelimelerin hislerle yoğrulduğu bu samimi ve lirik kaleminiz daim olsun. Yüreğinize, emeğinize sağlık. Selam ve yüksek saygılarımla.
Duygusu güçlü, akıcı ve içten bir şiir. Özellikle “Ölmüştüm aşkıyla doğurdu beni” ve “Denizini arayan iki ırmaktık” dizeleri çok etkileyici. Hüzünle umudu, vuslatla yarım kalmışlığı güzel harmanlamışsınız. Yüreğinize sağlık.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.