0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
53
Okunma
Bastığım yerlerin dili olsaydı eğer,
Cümle alem durup toprağın sesini dinlerdi.
Sen sadece yürümüyorsun bu yeryüzünde;
Her adımında zamana mühür vuruyor,
Balçığı, kayayı, tozu mana ile temizliyorsun.
Senin ayak izlerin, toprağın göğsüne yazılmış
Henüz harfleri bulunmamış en derin alfabedir.
Çünkü kimse bakmaz gidenin arkasında bıraktığı çukura,
Kimse bilmez o oyuklar da kaç fırtınanın dinlendiğini,
Kaç sessiz çığlığın o çamurda katılaşıp kaldığını.
Ama ben gördüm;
Senin topukların yere her çarptığında,
Arzın kalbinde uykuda olan kökler uyandı.
Sıradan bir yolcu bir iz bırakır, rüzgar gelir siler;
Senin ayak izlerin ise toprağın hafızasına kazınan
Silinmez birer duadır, birer kırık kasidedir.
Sol adımın bir geçmişi taşır, ağır ve mağrur,
Sanki üstünde kırık seramikler, unutulmuş şehirler var.
O izde çocukluğun yalınayak koştuğu yollar saklı,
Büyürken incinen dizlerin, yarıda kalan uykuların ağırlığı var.
Sağ adımın ise istikbale doğru atılan bir kehanet;
Toprağa basmıyor da sanki yarını şekillendiriyor,
Korkunun üstüne basıp onu bir toz bulutuna çeviriyor.
Yürüdüğün yollardaki taşlar, senin ağırlığından değil,
Sırtında taşıdığın o görünmez dünyaların azametinden titrer.
İnsanlar sanır ki yol sadece bir mesafe işidir,
Oysa sen yürüdükçe haritalar yeniden çizilir.
Yağmur yağar, senin ayak izlerin birer minyatür göl olur;
O göllere geceleri en tenha yıldızlar düşer,
Kuşlar gelip senin adımlarının çukurundan su içer,
Kanatlarına senin geçtiğin yolların cesaretini sürer.
Güneş açar, o izler kurur, kurudukça çatlar;
Her çatlak, toprağın senin gidişine yaktığı bir ağıttır.
Rüzgar esse, başka herkesin tozunu savurur da
Senin bastığın yeri kutsal bir sır gibi saklar altına.
Bak, kaldırım taşlarının arasındaki o daracık boşluklara;
Oradan fışkıran cılız otlar tesadüf değildir.
Onlar senin topuğunun dokunduğu sıcaklıktan beslenir,
Senin bastığın yerde ölüm bile bir anlığına duraksar,
Çünkü senin izin, yaşamın en çıplak, en mağrur kanıtıdır.
Kimse yazamaz bu şiiri, çünkü kimse senin gibi basmadı bu dünyaya.
Kimse yürürken kendi gölgesini böyle ağır bir yük gibi taşımadı,
Kimse her adımında toprağa bu kadar derin bir veda etmedi.
İzlerin, gidişinin değil, bu dünyadan bir fırtına gibi geçtiğinin kaydıdır.
Yol biter, patikalar tükenir, ayakkabılar eskir ve kaybolur;
Ama senin ayak izlerin, bu yeryüzünün göğsünde
Aşktan, acıdan ve mağrur bir var oluştan mülhem
Sonuna kadar okunacak en uzun, en ebedi destan olarak kalır.
Ufuk Güney
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.