1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
84
Okunma

Sana ne zaman rastlasam onu kaybettiğim yere dönüyorum.
Oysa ben senden geçip gitmek istiyorum
Ben sana kavuşmayı beklerken, sen beni ayrılığınla karşıladın.
Söyle, insan gelişine sevindiği bir şeyin içinde nasıl terk edilir?
Sen, gelişini beklerken gidişine yakalandığım tek aydın.
Takvimde yalnızca otuz gündün;
içimde koca bir ömür sürdün.
Herkes Eylül’ü sararan yapraklarla anlattı.
Ben seni sustuğum yerlerle tanıdım.
İnsan birini söylemeden de her cümlesinde taşıyabiliyormuş.
Bunu senden sonra öğrendim.
Ağzımdan başka isimler çıktı, içimdeki bütün yollar yine sana vardı.
Eylül bana seni getirmedi.
Seni benden de götürmedi.
Daha ağırını yaptı: Yokluğunu yanıma oturttu.
Nereye gitsem benimle gelen, konuşmasam da ne düşündüğümü bilen bir özleme çevirdi seni.
O günden beri kalabalıklara karışıyorum; kimse fark etmiyor, yanımda görünmeyen bir eksiklikle dolaştığımı.
Seni nasıl sevdiğimi anlatamam.
Anlatırsam küçülecekmiş gibi geliyor.
Bazı duygular söze dökülünce hafifler; benim sana olanım, her sustuğumda biraz daha ağırlaştı.
Adını anmadım.
Yine de aldığım her nefes, seni benden önce söyledi.
Gidişine kızdım.
Ardından beklediğim için kendime daha çok kızdım.
İnsan gururunu ayakta tutarken umudunu nasıl diz çöktürür, işte onu öğrendim.
Dönmeyeceğini aklıma kabul ettirdim; içimde seni bekleyen o inatçı tarafı bir türlü ikna edemedim.
Belki senin için sıradan bir ayrılıktı bu.
Benim içinse bütün yönlerin birbirine karışmasıydı.
Sana gelmek istesem kendimden uzaklaştım, senden kaçmak istesem hatırana vardım.
Unutmaya çalıştıkça çoğaldın. Seni benden çıkarmaya uğraştıkça, kendimden eksildim.
Eylül boyunca hiçbir yere yağmur yağmadı belki; yine de içimde kuru kalan tek bir yer yoktu.
İnsan gözyaşı dökmeden de ıslanabiliyormuş.
İnsan bağırmadan da parçalanabiliyormuş.
İnsan, sevdiğini kaybettikten sonra yaşamaya devam edip yine de kaldığı yerden hiç devam edemiyormuş.
Sana söyleyemediğim ne varsa Eylül biliyor.
Yarım bıraktığım her cümleyi, sana doğru atıp geri çektiğim her adımı, senden haber gelir sanarak sebepsizce beklediğim o uzun anları…
Hepsini biliyor.
Bu yüzden Eylül bana hiçbir zaman yalnızca bir ay gibi gelmiyor.
Senin yokluğunun adımı ezberlediği zamandır o.
Şimdi biri bana “Eylül nedir?” diye sorsa,
“Sevdiğim kadının gittiği ay,” demem.
Eylül; o gittikten sonra bile içimden gitmediğini anladığım yerdir.
Sen beni hangi tarihte unuttun bilmiyorum.
Ben seni hâlâ aynı Eylülün içinde seviyorum. Üzerinden yıllar geçse de içimdeki takvim ilerlemiyor.
Sen benden gittin…
Eylül ise bende kaldı.
Asıl ayrılık da buydu zaten:
Sen yoktun, aşkın hâlâ buradaydı.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.