1
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
57
Okunma

Sana kavuştuğum gün,
seni ne kadar uzun zamandır kaybettiğimi anladım, Firuze…
İnsan hiç tanımadığı birini özler mi?
Ben özledim.
Adını duymadan sesine,
yüzünü görmeden bakışına,
ellerine dokunmadan sıcaklığına hasret kaldım.
Sanki sen, ömrümün benden sakladığı en güzel sırdın.
Ben seni aradığımı bilmeden yıllarca eksik dolaştım.
Güldüm…
Konuştuğum da oldu, sustuğum da.
Yine de içimde, kime ait olduğunu bilmediğim boş bir yer taşıdım.
Sonra sen geldin.
Tam da mutluluktan vazgeçtiğim yerde karşıma çıktın.
Geç kaldığını düşündüm önce.
Meğer sen geç kalmamışsın;
ben sana ulaşabilmek için bütün yanlış yollardan geçmek zorundaymışım.
Firuze…
Senin adın yalnızca bir isim değil benim için.
Mavinin yeşile emanet ettiği bir sır gibi…
Bakınca içimi ferahlatan,
uzaklaşınca bütün renkleri solduran bir şey.
Seni sevmek güzel…
Sana bu kadar geç rastlamaksa ağır geliyor insana.
Yanımdayken bile özlüyorum seni.
Sesini duyarken susuşunu,
gözlerine bakarken benden ayrı geçirdiğin yılları düşünüyorum.
İşte benim aşkımın en büyük çelişkisi bu:
Sana kavuştukça hasretim çoğalıyor.
Seni sevdikçe, sensiz geçen ömrüme daha çok kırılıyorum.
Neredeydin Firuze?
Ben hangi acının içinde adını bekliyordum?
Sen hangi uzaklığın kıyısında bana doğru yürüyordun?
Aynı göğün altında yaşayıp birbirimize bu kadar geç rastlamak,
kaderin bize yaptığı en güzel haksızlık olmalı.
Belki erken gelseydin seni böyle sevemezdim.
Belki yaralarım bu kadar derin olmasaydı,
sesindeki şefkati tanıyamazdım.
Ben seni hazır olduğumda bulmadım;
seni bulduğumda hazır oldum.
Şimdi bana mutluluk nedir diye sorsalar,
adını söylerim.
Özlem nedir deseler,
yanımdayken bile sana duyduğum o tarifsiz sızıyı anlatırım.
Aşk nedir diye üstelediklerinde,
ömrümün gecikmiş bütün sevinçlerini sana emanet ettiğimi söylerim.
Korkuyorum Firuze…
Seni kaybetmekten çok,
senden önceki hâlime dönmekten korkuyorum.
Seninle öğrendiğim huzuru unutmak,
yokluğuna yeniden alışmak,
mutluluğu bir kez bulmuşken tekrar onsuz kalmak ağır gelir bana.
O yüzden sana “geç kaldın” diyemiyorum artık.
Bazı insanlar erken gelince harcanır,
tam vaktinde gelince sıradanlaşır,
geç geldiğinde ise ömrün bütün eksik parçalarını tamamlar.
Sen benim geç kalmışlığım değilsin, Firuze…
Bunca bekleyişin boşa geçmediğini kanıtlayan en güzel cevapsın.
Şimdi anlıyorum:
Ben yıllarca mutluluğu beklememişim.
Seni beklemişim.
Sen geldin…
Özlemim bitmedi; yalnızca sahibini buldu.
Acılarım silinmedi; yalnızca susmayı öğrendi.
Ömrüm uzamadı; yalnızca yaşamaya değecek bir anlam kazandı.
Sana kavuşmak bütün bekleyişlerimin sonu sanmıştım.
Meğer sana kavuşmak, seni özlemenin en güzel başlangıcıymış.
Geç geldin Firuze…
Yine de tam yetiştin.
Ben hayattan vazgeçerken,
sen bana geç kalan mutlulukların da insanı hayata döndürebileceğini öğrettin.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.