8
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
267
Okunma

Tut dileklerimi Mim,
ellerim gökyüzüne fazla geliyor.
Bir yıldız kaymamakta direniyor
hangi dileğimi içine gömdüysem.
Gün ölümlü.
Bunu kuşlardan sakla.
Her kelime çıkarcı zaten,
bir ağız bulunca kendini söylüyor.
Ben sustukça
harflerimin sırtında kara bir su büyüyor.
Karanlık kol geziyor notalarımda,
beyaz bir şarkı yok.
Bir kemanın boğazında unutulmuşuz,
yay çekilse
ikimizden biri kanayacak.
Bugün gitme Mim.
Uzun duvakların saçlarıma karışsın,
biraz gelin olsun ölüm,
biraz dul kalsın dünya.
Gitmek kaybolmak değil nasılsa.
İnsan en çok
kalanın içinde kayboluyor.
Fırtına var şiirlerde.
Dizlerimin kapaklarını kilitlemişim,
düşersem dua sanacaklar beni.
Oysa ben
hiçbir kıbleye yetişemedim.
Kırlangıçlar tedarikçim Mim;
kokundan çalıyorlar biraz,
göğsünün kuytusundan biraz yaz,
sonra getirip
gözbebeklerimin orta yerine bırakıyorlar seni.
Ne büyük kaçakçılık.
Artık hiçbir şarkının
nakaratından çıkamazsın.
Mızrabı benim tellerin,
tokmağı da.
Vurdukça içimde
bir kapı kendini kapatıyor.
Kim çıkacak bilmiyorum.
Kim kalacak
onu hiç bilmiyorum.
Bir otopsi defteri tutuyorum Mim.
Kalemin gıcırdadığı
mekânsız, süresiz bir boşluk var.
Oraya seni yazıyorum.
Harflerin çoğalınca
gelmene yakındır diyorum.
bazı insanlar gelmez Mim,
yalnızca yokluklarının
yerini değiştirirler.
Başka nasıl bulaşırız
yaşamın bir yanına?
Nasıl birbirimize değeriz
tenimizi ürkütmeden,
fırtınamızla devrilmeden?
Belki dünya dediğimiz
yanlışlıkla açık bırakılmış bir kapıdır.
Sen bir yanında,
ben öbür yanında.
Ve aramızda
meleklerin bile üşüyebileceği
uzun bir gece.
Tut dileklerimi Mim.
Bu gece yıldızlar
ellerimden korkuyor.
Sakın dileme beni.
Gerçekleşirsem
ikimiz de eksiliriz.
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.