3
Yorum
9
Beğeni
0,0
Puan
69
Okunma

yazmazsam olmazdı...
telaşlı bir eylül kapısı aralıyorum...
hazan diyor yüzüme üfleyen rüzgâr
bir elma düşüyor dalından
bir ceviz çırpma meselesi havada...
tam da yüreğimin yükünü devirme dergâhındayım
ay süzülüyor
güneşin terk ettiği akşamlardan.
tüm gürültüler örgütlü bir yalnızlığın içine savruluyor
ben düş tezgâhında sevda dokuyorum ilmik ilmik...
kalem kalem sayılmış hüzünler var renklerinde,
düğümleri gizlenmiş bir masal ön yüzünde.
ışığını kaybetmeye hazır bir mevsimin içinden geçiyorum usulca
renklerin vedasında yaşlanıyor boynumdaki o ince halka...
sarılıyorum, içinde gücünü düşlerinden ayıran o hazin nağmelere...
kuğu dansına ev sahibi bir gölün üzerine dökülüyor damlalar
ve sen geliyorsun
en uzak köşesinden yokluğunun.
birkaç mevsim daha diyoruz
sabır çiçeklerinin boy verdiği baharlara tüm dileğimiz...
bir yelkenli hevesi var kursağımızda, hayal bu ya...
rüzgâr okşarken saçlarını, kapat gözlerini;
nehir senin, göl senin...
dağlar kımıldamazken...
gidilen yollara döküyorsun
nefesindeki son düşü.
bir ıslık yerleşiyor dudaklarına,
öyle sanki ateşin içinden usulca geçmiş gibi...
göğüs kafesinde yer yok,
olsa daha çok seveceksin yaşamayı...
bir mendilin ucunda saklarken tuzunu vedanın
krizantemler yığılacak üzerine...
sen sevmeye devam ederken
bu güzelim dünyayı...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.