0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
28
Okunma
Bir kentin yetim kalmış dar sokaklarında bıraktık çocukluğumuzu,
Bir avuç nemli toprağa gömdük en saf, en temiz umudumuzu...
O zamanlar kapılar kilit tutmaz, gönüller sınır tanımazdı.
Komşunun ocağında tütse buram buram bir çorba kokusu,
Tüm mahalleye bereketiyle yayılırdı nasibimizin en doğrusu.
Nerde o ekmeği bölen, hüzne gözyaşıyla ortak olan dostluklar?
Nerde o sırtını gözün kapalı yasladığın ulu dağlar?
Ah ulan ah, söylesenize hangi çağda kaybettik o masumiyeti?
Nerde o lekesiz sadakat, nerde o içten sevdalar...
Nerde ulan, nerde o eski günler?
Akrabalık dedikleri, öyle bayramdan bayrama kuru bir selam değildi;
Kan bağıyla değil, özden gelen candan bir bağla kenetlenmiş kaleydi.
Birimizin canı yansa, hepimizin ciğeri tutuşurdu gece yarıları.
Güven denilen o duygu, kağıtlara, soğuk imzalara sığmazdı ki!
İki dudak arasından çıkan tek bir namus sözüydü her şey.
Bir bakışla anlaşır, bir el sıkışmayla ölüme giderdik.
Şimdi herkes yabancı, herkes bir diğerine sinsice tuzak...
Hangi ara böylesine taşlaştı bu yürekler?
Hangi insafsız rüzgar savurdu o güzelim insanlığımızı?
Ya o zamanın sevdaları... O hesapsız, o masum aşklar?
Şimdiki gibi bir tıkla başlayıp, tek bir mesajla çöplüğe atılmazdı.
Bir çift gözü görebilmek için karlı yollar kat edilir,
Kuytularda saklanan oyalı mendillere sarılırdı en büyük yeminler.
Ayrılık bile bir adaba, bir hürmete tabiydi o vakitler;
Giden, asilce çekip giderdi sevdalının hayatından,
Kalan ise bir ömür o hüzünlü hatırayı bağrında kor gibi taşırdı.
Ne bir leke sürülürdü geçmişe, ne de bir laf ettirilirdi adına.
Aşk dediğin, utangaç bir tebessüm, kutsal bir emanetti...
Şimdi bir köşede tek başıma sönüp giden bir sigara gibiyim,
Dumanı gözüme kaçıyor da, gözyaşımı ondan sanıyor el alem...
Sokaklar insandan geçilmiyor ama şehirler bomboş, şehirler yetim!
İçimde tam şuramda, sol yanımda hiç durmayan bir sızı var.
Gidiyorum işte, arkamda kurumuş bir yaprak gibi bıraktım gençliğimi.
Son bir defa dönüp bakıyorum da o karanlık, o buz tutmuş sokağa;
Gözlerimde süzülen sessiz damlalar, boğazımda düğüm düğüm bir ah...
Geceye haykırıyorum son nefesimle, duyanın ciğeri yansın diye:
Nerde o insanlık, nerde o yürekteki o pak yangınlar...
Nerde ulan, nerde o eski günler?!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.