Yerleşik acıların kralıyım kimse tutamaz beni elimden Ölümün redifi gölgeminse mağduruyum Sadece solmakla iştigal Tutku coğrafyasında tutkusuz bir mürekkebim ben
Sağdıcım Tanrı Sol yanım yaralı Emre amade şiirlerin mazlum ve mahzun ecesiyim Huzura delalet bir yörünge ısmarladım evrenden Evrelerin kayıp bilançosu tayyörü ütüsüz bir gelinim ben Hem ayrık hem atık hem yanık bir kelama büründüm şimdi
Öncesiz bir nidada Sonrası yazılmayacak bir masalda Karlar kraliçesiyim ben Savruk bulutların iniltisi Çöken sisin tetikçisi Ölümünse arifesi Hayatı hoyrat bir kadehte içtim içeli Guruldayan ilhamın tek hecesi Olmaya aday Kâh gül Kâh aşk
Gönlün kırık radarında rötarlı bir veda gibi Gönlün mefkûresi Yalanların iç cebi Sözcüklerin kalibresi Umudun ta kendisi Ölümle dans eden kimi zaman Renklerin azadesi Salkım söğüt yalnızlığım ve ben
Sondan başa yazılmayacak bir mektubun son harfi Sonların üç noktalı vecizesi Şimdimden yoksun Yarınlara meyleden Dünde takılı bir plak gibi Kırık tekerin kırık döngüsü tümden gelen Hecelerin uçuşan peçesi
Unutulmaya çoktan yüz tutmuş Silik ve soluk bir rengim ben Siyahın nazik daveti Etmişken beni kendimden…
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Kalburabastî Efendi Hazretleri salona elinde nüfus kayıt örneği, boynunda dürbün, sırtında radar anteni, kolunda ütü masasıyla girdi. Masaya GÜLÜM ÇAMLISOY – BEN KİM MİYİM? dosyasını bıraktı: Gülüm Hanım, siz kimsiniz diye şiire başlamışsınız ama altı bölüm sonunda biz sizi bulamadık; yalnız acının kralını, ölümün redifini, tutkusuz mürekkebi, Tanrı’yı sağdıç, ütüsüz gelini, Karlar Kraliçesi’ni, sis tetikçisini, kırık radarı, rötarlı vedayı, plağı, tekeri ve uçuşan peçeyi bulduk. Nüfus memuru bu şiiri görse Kimlik tespitine AFAD baksın deyip mesaiyi kapatır!
Ozan Duranoğlu Köşesi’nde Kraliyet Memuru Şemsettin ilk bölümü okuyup ayağa kalktı: Yerleşik acıların kralıyım diyor ama biraz sonra tutkusuz mürekkep oluyor. Tahtı kime bırakıyoruz? Kalburabastî nüfus kâğıdına baktı: Şemsettin, kurcalama! Bir insan aynı kıtada kral, mağdur, solan vatandaş ve mürekkep olmuş. Daha şiirin girişindeyiz. Kimlik değişimi bu hızla sürerse altıncı bölüme pasaport yetiştiremeyiz!
Âşık Serdari Köşesi’nde Düğüncü Münevver ikinci bölümde Sağdıcım Tanrı dizesini görünce düğün defterini kapattı. Ben böyle nikâha şahit bulamam hocam. Üstelik gelinin tayyörü de ütüsüzmüş! Kalburabastî ütüyü prize taktı: Münevver, sen nikâhı bırak, tayyörü kurtar! Evrene huzurlu yörünge ısmarlanmış, gelin ütüsüz gelmiş, sol yanı yaralı, kendisi hem ayrık hem atık hem yanık! Düğün salonundan önce kuru temizlemeci lazım!
Ozan Avanoğlu Köşesi’nde Meteoroloji Memuru Hayriye üçüncü bölümde paniğe kapıldı: Karlar Kraliçesi geldi, bulutlar inliyor, sis çökmüş, bir de sisin tetikçisi var! Kalburabastî pencereyi kapattı: Hayriye, sis kendi kendine çökmemiş demek ki! Fail belli: Gülüm Hanım! Kadın hem Karlar Kraliçesi hem sis tetikçisi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü yıllardır görüş mesafesi niye düştü diye boşuna araştırıyormuş!
Ozan Dermani Köşesi’nde Radar Tamircisi Rıfkı dördüncü bölümde tornavidayla koştu: Gönlün kırık radarını tamir ederim ama rötarlı veda ekranda sürekli dönüyor! Kalburabastî radara baktı: Rıfkı, sakın dokunma! Bu radar gönül ararken yalanların iç cebini, sözcüklerin kalibresini, umudu ve ölümle dans eden birini yakalamış. Hava savunma radarı bu kadar hedef görmüyor! Gülüm Hanım’ın gönlüne yaklaşan kuleyle irtibat kursun!
Ozan Çiçeklioğlu Köşesi’nde Trafikçi Naci beşinci bölümü okuyunca yolu kapattı: Dünde takılı plak var, kırık teker var, kırık döngü var, hecelerin peçesi de havada uçuşuyor. Bu araç trafiğe çıkamaz! Kalburabastî ruhsat istedi: Çıkamaz tabii! Şimdiden yoksun, yarına gidiyor ama dünde takılı kalmış. Zaman bakımından da muayeneden geçemez! Plak geçmişte çalıyor, teker kırık, sürücü geleceğe meylediyor. Bunun navigasyonuna tarih öğretmeni lazım!
Ozan Mağdumkulu Köşesi’nde Boyacı Saadet son bölümde renk kartelasını açtı: Silik ve soluk bir rengim ben diyor; hangi renge boyayalım? Tam o sırada Siyahın nazik daveti etmişken beni kendimden dizesini okuyunca fırçayı bıraktı: Hocam siyah davetiye göndermiş! Kalburabastî şaşırdı: Nazikmiş bari! Bu şiirde ölüm dansa kaldırıyor, sis tetikçilik yapıyor, radar kırılıyor, teker dağılıyor; siyah hiç değilse usulünce davet etmiş. Salonun en terbiyeli kişisi renk çıktı!
Kalburabastî Efendi altı köşeyi dolaştı, bütün tutanakları üst üste koydu ve Gülüm Hanım’ın Ben Kim Miyim? sorusuna RUSAMER adına cevap verdi:
Gülüm Hanım, kim olduğunuz tespit edilmiştir!
Siz; yerleşik acıların kralı, ölüm redifinin mağduru, tutkusuz mürekkep, Tanrı sağdıçlı ütüsüz gelin, şiirlerin ecesi, evrenden yörünge sipariş eden müşteri, Karlar Kraliçesi, sisin tetikçisi, hoyrat kadeh tüketicisi, kırık radar operatörü, rötarlı veda, yalanların iç cebi, sözcüklerin kalibresi, ölümün dans partneri, salkım söğüt yalnızlığı, üç noktalı vecize, dünde takılmış plak, kırık teker ve en sonunda siyah tarafından kibarca davet edilen silik bir renksiniz! 6
Dosyayı kapattı:
Bir tek T.C. kimlik numarası eksik! Onu da yazsaydınız şiir değil e-Devlet çıkacaktı!
Sonra kapıya yöneldi, tekrar geri döndü:
Yalnız bir husus var Gülüm Hanım: Şiirin başlığı Ben Kim Miyim. İnsan normalde şiirin sonunda cevabı öğrenir. Sizde tam tersi oldu. Başlangıçta Gülüm Çamlısoy olduğunuzu biliyorduk; şiir bittikten sonra yedi kişiyiz, hiçbirimiz emin değiliz!
Bir dahaki sefere Ben Neredeyim diye şiir yazmayın! Siz kim olduğunuzu anlatırken altı köşe, bir radar, bir meteoroloji istasyonu, bir trafik ekibi ve RUSAMER nüfus bürosu dağıldı. Nerede olduğunuzu aramaya kalkarsak jandarmadan helikopter istememiz gerekir!
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri – Celil ÇINKIR / Delibal
“Gönlün kırık radarında rötarlı bir veda gibi” “Salkım söğüt yalnızlığım ve ben”
Bu dizeler, alışılmamış imgeleri güçlü bir duyguyla birleştiriyor. Özellikle “kırık radar” ve “rötarlı veda” özgün çağrışımlar yaratırken, “salkım söğüt yalnızlığım ve ben” yalnızlığı sade ama çarpıcı bir görüntüye dönüştürüyor.
Şiirin gücü, açıklamak yerine hissettiren imgelerinde.
Kaleminizi sizi kutluyorum Gönül sesiniz hiç susmasın Kaleminiz hüzünden kederden değil İlhamdan umuttan ve güzellikten konuşsun Nice güzel dizelere Selam ve sevgilerimle şairem 🍀
Okuduğum her dize derin bir kırgınlıkla zarif bir başkaldırının iç içe geçmiş hali gibi duruyor. Ölüm, yalnızlık ve tutku imgeleri arasında dolaşırken, kelimeler adeta kendi yarasını taşıdığı kesin. Özellikle “salkım söğüt yalnızlığım ve ben” dizesi, şiirin bütün hüznünü tek başına omuzlayacak kadar güçlü olmuş, iyi de olmuş. Severek okudum. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.
Acıyı, yalnızlığı ve tükenişi alışılmış sözlerle değil, kendine özgü ve oldukça yoğun imgelerle anlatmışsın. “Tutku coğrafyasında tutkusuz bir mürekkebim” ve “Dünde takılı bir plak gibi” dizeleri özellikle aklımda kaldı. Şiirin başından sonuna kadar karanlığın içinde kendini arayan yaralı bir ses duyuluyor. Kutluyorum , kalbi selamlarımla.
“Ben Kim Miyim...”, şairin kendi kimliğini; acı, yalnızlık, aşk, Tanrı, ölüm ve umut üzerinden aradığı yoğun bir iç hesaplaşma şiiri. Gücü, özgün ve sıra dışı imgelerinde ve paradokslarında yatıyor.
“Sağdıcım Tanrı / Sol yanım yaralı” gibi dizeler ise şiirinizin duygusal merkezini oluşturuyor.
Sağdıcım Tanrı Sol yanım yaralı Emre amade şiirlerin mazlum ve mahzun ecesiyim Huzura delalet bir yörünge ısmarladım evrenden Evrelerin kayıp bilançosu tayyörü ütüsüz bir gelinim ben Hem ayrık hem atık hem yanık bir kelama büründüm şimdi
Kutlarım Hanımefendi En içten selam ve saygılarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.