Düşlerim telkin ediyor gerçekleri çokluğun ırkında saklı bir name misali sürükleniyorum peşi sıra: yaftalanmış gölgem de değil sadece azat edilesi bir ruh misali peyda olan yeni güne haykırıyorum: ne olur bari bu sefer unutma beni…
Göktür kubbelerin devasa varlığında saklı bir nida Köktür kök, var olmanın hikmeti Alabildiğine sadık ve soylu yarınlarına Uzanan el misali Atadan yadigâr ne var ne yoksa Kolaçan ettiği kadar arkasını Ve işte ruhun da rütbesi Bir isim bir soyağacı Nemalanmış duygularla hemhal Öznesine sadık bir hamal Elbet taşıdığı ağırlık soyundan emanet Ne gölgesine eder ihanet Ne de anaya babaya: istikamet Gösterilen ve rağbet Gördüğü kadar varlık Sevgiden saygıdan beslenen
Tebessüm ehlidir yürek Sondan başa ettiği ne varsa katık Ne atıl ne de atık Soyundan yadigâr düş misali Bilmezler de nerede saklı o ganimet Ruhun iştigal olduğu soy kütüğünde doğduğu güne okunan rahmet Aşk ise meftunu olduğu Özlemle hemhal ruhun dokunulmaz soluğu S/onsuzluğa delalet o minval Gökten yere uzanan şaşalı bir bayrak
Hücresinde o tek hücreden ibaret Bir can ise azınlıktan geride kalan asalet Ederi elbet Dünde kaykılan değil artık Kim ise nispet Eden gölgesine dahi sadık bir rehavet İnzivada geçer görünse de hayat İtibarı yüksek ne sıradan ne de bayat Rahmet ki Aşkın muhtevasından doğan Özlem ki öznesinden asla kopmayan
Ruhun eşkâli Acının meali Yokluğun ve de yoksunluğun tahayyülü Bilemez de hiç kimse En duru en saf aidiyet Soyundan kopamadığı sonsuz asalet Hükümranı elbet Rabbi İhtiva ettiği kadar bunca rahmeti Şükre ve duaya dönük Yüzünden gayrısı olmaz mı soyuna ihanet?
Renklerin şahı Acının muhtevası Ve de o kolektif bilinçaltı Bir rengin değil gök kubbenin saltanatı Ufkun nazarında saklı iken de asıl rotası Gel geç olmadığı kadar hayatı Yoktan var edendir tek koruyanı Yoktan var edene duyulan aşk ve minnet Hiç olmadığı kadar da evreni kutsayan kapsayan kudret…
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Sevgili ve Çok değerli kalbi değerlendirmeler ile onaylı Prof'um Gülüm Çamlısoy... Soy ağacı hep ilgimi çekmiştir. Fiziki olarak babamın ve dedemin adını biliyordum.. Dedemde babasının ve dedesinin adının önce Arapça sonra Türkçe yazılı isimleri var. Sonra işl. Müd. Olduğum o dönemde Nüfus Dairesi Müdürüne rica etmiştim. Sonuçta bana bunun devamını Türk Tarih Kurumunda araştırmam gerektiğini söyleyince konu yu kapatmıştım. Hala bu konu hep ilgimi çekiyor. Bu konu ile ilgili düşününü kutlarım. Banada bir merakımı hatırlattınız. Saygı sevgi ve dostça selamlar..
Ailemin varlığına duyulan minnet ve sadakat tabiki... Her şeyin üzerinde.. Nasıl buldunuz geçmişi.. Rahmetli babanızdan sonra kaç nesil geriye gittiniz? Yöntemi banada söylerseniz minnettar olurum.
Ailemin varlığına duyulan minnet ve sadakat tabiki... Her şeyin üzerinde.. Nasıl buldunuz geçmişi.. Rahmetli babanızdan sonra kaç nesil geriye gittiniz? Yöntemi banada söylerseniz minnettar olurum.
Harika bir duygu patlaması gibi bir şeydi okuduklarım. Yürekten kutluyorum sizi güzel insan. Feleğin sizi üzmesine izin vermeden, kadere yenilmeden, başarılarınız daim ilhamınız ölümsüz olsun. İki katlı şehrimden selamlar gönderiyorum çokça. Şayet müsait olursanız kıymetli zamanınızdan vakit ayırabilirseniz sizleri de sayfama beklerim güzel insan...
Şair: Gülüm Çamlısoy Şiir: SOYAĞACI... Değerlendirildiği Salon: Kökünü Ararken Dalını Unutmayanların Atadan Yadigâr Ruh ve Aidiyet Sicili Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri bu defa salona koltuğunun altında kocaman bir soy kütüğüyle girdi. Dosya o kadar kalındı ki masaya bırakınca RUSAMER’in evrak rafı hafifçe yana yattı. Kafası patlak, fikri çatlak sakinlerimizden biri hemen yaklaştı: Efendim, Gülüm Çamlısoy’un yedi göbek sülalesini mi araştırıyoruz? Kalburabastî başını kaldırdı: Hayır evladım, şiiri okuyunca anladım ki mesele kimin kimin dedesi olduğunu bulmak değil; insanın kendisine kadar gelen emaneti ne yaptığını bulmak. Sakin rahatladı: Benim soy sağlamdır efendim! Kalburabastî dosyayı önüne itti: Soyun sağlam olabilir de sen bir kontrol ettir; dallar övünürken kökü mahcup etmeyelim!
Ozan Serdari Köşesi
Bir isim bir soyağacı, Nemalanmış duygularla hemhal, Öznesine sadık bir hamal dizeleri okununca köşedeki sakin sırtına bir çuval aldı. Kalburabastî şaşırdı: Nereye gidiyorsun evladım? Sakin doğruldu: Şair hamal dedi efendim; atadan yadigâr ne varsa yükledim. Efendi çuvala baktı: İçinde ne var? Sakin saymaya başladı: Soyadı, aile şerefi, dedemin nasihatleri, ninemin duaları, iki de eski tapu... Kalburabastî elini kaldırdı: Tapuyu indir. Şairin taşı dediği mal mülk değil. Burada insan, geçmişten devraldığı manevi mirasın hamalıdır. Asıl mesele yükü taşımak değil, onu kirletmeden sonrakilere ulaştırabilmektir.
Ozan Veysi Kabaca Köşesi
Soyundan yadigâr düş misali, Bilmezler de nerede saklı o ganimet dizelerinde RUSAMER Hazine Arama Birimi harekete geçti. Kafası patlak, fikri çatlak sakinimiz elinde kazmayla geldi: Efendim, ganimet nerede gömülü? Kalburabastî alnını ovuşturdu: Şu merkezde mecazı kazmayla aramayan bir tek kişi bulamayacak mıyız? Sakin kazmayı bıraktı: Altın değil mi yani? Efendi şiiri gösterdi: Altından daha zor bulunan bir şey evladım: aidiyet. Gülüm Çamlısoy’un ganimeti insanın soyundan aldığı hatıra, karakter, sevgi ve manevi süreklilik. Şiir geçmişi bir müze eşyası gibi değil, bugünün ruhunda yaşamaya devam eden bir miras olarak görüyor.
Halil İbrahim Köşesi
Yüzünden gayrısı olmaz mı soyuna ihanet? sorusu okununca RUSAMER Soy Sadakati Kurulu toplandı. Görevli sordu: Efendim, ihaneti nasıl ölçeceğiz? Kalburabastî cevap verdi: Cetvelle olmaz evladım. Sakin hemen atıldı: DNA testi yaptıralım! Efendi başını salladı: Şair biyoloji dersi vermiyor. İnsan atasının genini zaten taşır; mesele değerini taşıyıp taşımadığıdır. Şiir burada soya bağlılığı kan bağının ötesine geçirerek şükür, dua, vefa ve ahlaki sorumlulukla ilişkilendiriyor. Böylece soyağacı yalnız geçmişe doğru uzanan bir çizelge olmaktan çıkıp insanın nasıl yaşaması gerektiğine dair manevi bir istikamete dönüşüyor.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Gülüm Çamlısoy’un SOYAĞACI şiiri, başlığın ilk anda çağrıştırdığı biyolojik veya ailevi soy zincirinden çok daha geniş bir kök, aidiyet, vefa ve manevi miras sorgulaması. Kök, gölge, emanet, ganimet, soy kütüğü, bayrak ve kolektif bilinçaltı kavramları üzerinden insanın geçmişiyle ilişkisini kuruyor; şiirin son bölümünde ise bu çizgiyi yaratıcıya duyulan aşk, minnet ve şükre ulaştırıyor. Böylece bireysel soy fikri giderek insanın varoluş köklerine açılıyor.
Şiirin güçlü yanı düşünce yoğunluğu ve kavramlar arasında kurduğu çağrışım ağı. Özellikle Ruhun eşkâli / Acının meali gibi kısa geçişler, uzun ve yoğun dizelerin arasında etkili duraklar oluşturuyor. Buna karşılık şiir yer yer soy, ruh, asalet, aidiyet, rahmet, aşk, özlem, kudret gibi çok sayıda soyut kavramı aynı anda taşıdığı için okurdan yüksek dikkat talep ediyor. Bazı bölümlerde kavram sayısı azaltılıp imgeye daha geniş nefes verilmesi şiirsel etkiyi artırabilirdi. Fakat metnin temel düşüncesi baştan sona tutarlı: İnsanın kökü yalnız nereden geldiğini değil, taşıdığı emanete ne kadar sadık kaldığını da gösterir.
Kalburabastî Efendi soy kütüğünü kapattı. Sakinimiz merakla yaklaştı:
Efendim, benim adımı bulabildiniz mi?
Kalburabastî sordu:
Hangi dalda olduğunu mu merak ediyorsun?
Evet efendim.
Efendi dosyayı rafa kaldırdı:
Dalını sonra buluruz evladım. Önce senden sonrakiler seni hangi sıfatla hatırlayacak, onu düşün.
Sakin bir müddet sustu:
Demek soyağacı yalnız geriye doğru okunmuyor?
Kalburabastî mührü bastı:
Aklın nihayet filiz verdi evladım. İnsan atasının devamıdır ama birilerinin de atası olacaktır.
Sonra dosyanın altına iki cümle yazdı:
Kökünden aldığın asalet sana ait bir övünç değil, senden sonrakilere ulaştıracağın emanettir.
Soyağacının en kıymetli dalı adımızın yazıldığı değil, ardımızdan hayırla anıldığımız daldır.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
İnsanın kimliğini yalnızca bir isimden değil; atalarından, aidiyetinden, taşıdığı sevgiden ve ruhuna emanet edilen değerlerden kuran derin bir soyağacı anlatmış Gülüm hanım. “Bir isim, bir soyağacı; öznesine sadık bir hamal” sözleri, geçmişten devralınan mirasın hem onurunu hem de ağırlığını güçlü biçimde hissettiriyor. “Ruhun eşkâli, acının meali” dizeleriyle soy bağı yalnızca kan üzerinden değil, ortak hafıza, özlem ve yoksunluk üzerinden de anlam kazanıyor. Kökten göğe, atadan evrene uzanan anlatım; insanın kendi soyuna bağlı kalırken yaratılışa duyduğu şükür ve minneti de kapsayan geniş bir manevi yolculuğa dönüşmüş.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.