1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
88
Okunma
doğaya bak
ve evrene.
neden sevmez köşeleri bu kadar
ya insan neden sever köşeleri
köşeleri, kırmızı çizgileri, üçgen gezegenleri
simit görünce aklına çaydan önce gelen üçgen peyniri
ne zaman evreka evreka desek yediğimiz hayatın çelmesini
görmekten tiksindiğimiz bol emojili günaydın Murphy’sini
bakkaldan alınan o ucuz gofretin ambalaj rengini
iştahla yerken piyanoya dönen dişlerini
ve hatta
kedisini, köpeğini, dolaptaki ceketini
pabucunu, terliğini, duvardaki resmini
dur Nazan abla şarkının sırası değil şimdi.
ruhunun derinliklerindeki kozmik sessizliğini
ve bunun aslında bir çığlık olduğunu
bir gün batımında batanın sadece gün olmadığını
bir gün doğumu sancısında henüz peydahlanmamış acısını
düşünürken düşeyazdığın düşlerini
düşüne düşüne gün içinde geçirdiğin panik atak silsilesini
ki eminim unuttun bunun sayısını
birini varoluşsal sancılarımın gülü diye sevdiğini
belki de sırf gülü dediğinden varoş’sal sancılarına evrildiğini
şeffaf bir jelatin kağıdıyla süslediğin çıplak hislerini
neden hatırlar durup dururken insan, söylesene Nazan abla
hem hayata zarifçe anlam arama çabamız
hoyratça darmadağın olmuşken,
insan bilinci bu entelektüel tsunamiye nasıl dayansın?
dayanamıyor da zaten.
Jung, Rilke, Pessoa, Cioran derken
(pardon! ama)
ebemizin bilincini gördük tersten.
ee ne demişler; at binenin, kılıç kuşananın
iğneyi kendine batır da çuvaldızı sat, parası sende kalsın
malum zor zamanlardayız
kuşan kalemini ve
kuşan hayallerini, kurması güzel ama bozuk bir saat gibi
at demişken,
güneş yok artık çıkarabilirsin gözlük’lerini
görüyor musun karşındaki uçlu bucaklı heybetsiz serseriyi
medeniyet işte, hâlâ ayakta dolanıyor
sanırım bulamamış oturacak yer
olmamış bu, yenisini yapın hadi
daralıyor vaktimiz cancağzım
tam da hitaba kadar kendimi bir antik çağ filozofu gibi hissetmişken...
MAHALLE SAKİNLERİNE DUYURULUR, KASTAMONU, TAŞKÖPRÜ SARIMSAK GELDİ. KİLO 25 LİRA.
sen de nereden çıktın be sarımsak adam!
ne işi var senin sarımsağının benim bu varoluşsal estetiğimde?
görmüyor musun,
burada hayatın gizli kodlarını çözmeye çalışıyorum,
sen gelmiş hoparlörden dünyamı sarsıyorsun!
bırak lila rengi bulutlarımı, kirletme penceremi...
nerede kalmıştım?
dünyayı yedi aile yönetiyor
yok yok bu değildi,
evet, bulutlar diyordum, tül gibi hani
gökyüzü bugün sanki mavi bir mürekkep hokkası
içine batırıp kalemimi, tarihin en hüzünlü cümlesini kuracağım
insanlık diyorum, ne büyük bir yanılgı...
YEMEĞİNE, CACIĞINA, TURŞUNA, ÇORBANA. SARIMSAK GELDİ. KİLO 25 LİRA.
sanırım bu sesler eşliğinde şiir yazmaktı en büyük yanılgı
git artık, yalvarırım git be adam!
şiirimde ne işi var sarımsağın? git yalvarırım!
ben burada insanlığın ortak acılarından merhem yapıyorum,
sen gelmiş "cacığına, turşuna" diye kafiye uyduruyorsun!
böyle şiir mi baltalanır, böyle sanat mı sabote edilir?
git diyorum sana, yoksa aşağı inip o megafonla kafanı kıracağım!
diyordum ki
oysa hayat ne kadar zarif bir kırılma noktası,
hayat da böyle hızlıca geçmiyor mu
kafa kırmalardan zarif kırılma noktalarına
ben hiç şahit olmadım
hayatın bir konuyu üzerinden geçerek,
tekrar ederek anlattığını
bu yönüyle herkesin en sevmediği hocasına benzemez mi biraz
yine de usanmadan anlatan şeyler de olmuyor değil, mesela
kaldırım taşlarının arasındaki otlar bile bir şey anlatıyor anlayana
biz o otların yeşilliğinde bir umut ararken,
bakmadan basıp geçiyor insanlar
ki insan mı-lar
katlettik sizin yüzünüzden Türkçe’yi, iyi mi
gölgesinde oturduğumuz ağaç kirayı kimden alır
Kapalıçarşı’da bir kilimci dükkanının kapısından girip
boyut atladığım doğrudur
şu an dördüncü boyuttan yazıyorum bunları
belki beş
anlaşılmama endişesiyle, endişelerden hırkamı giymek istiyorum
ama bu sıcakta ne mümkün
sonuç olarak
dünya dönüyor, mevsimler vites değiştiriyor hızla
dön bakalım hızlı ve öfkeli dünya.
hiç benlik film değil bu arada
çorba mı demiştin?
dur bir saniye, ocakta çorba vardı!
mercimek miydi, tarhana mıydı?
bakıp geliyorum hemen, yanmasın şimdi...
(baktım, altını kıstım, kapağını da aralık bırakıp geldim)
çorba dedim ya, demez olaydım!
beynimin kıvrımları hemen o kokuyu yakaladı işte,
sokaktaki ses sanki mutfağımdan içeri sızıyor,
mısralarımın arasına sinsice sokuluyor, yapma bunu bana
karnım acıkıyor...
canım da bir sarımsak çekti ki şimdi of
kaç kez dedim sana katıl şu sarımsak güzeli yarışmasına
vampirim ben dedin, üstelemedim
of sarımsak offf…
KASTAMONU, TAŞKÖPRÜ KIŞLIK SARIMSAK GELDİ. KİLO 25 LİRA. YENİ MAHSUL KIŞLIK SARIMSAK GELDİ. KİLO 25 LİRA. KİLO 25 LİRA.
yahu hakikaten kışlık sarımsak mış bu...
hem de yeni mahsul diyor...
yazda mıyız şu an kışta mı
gerçi, amaaan neyse.
25 lira da hiçbir şey değil şu zamanda, markette ateş pahası.
tamam be adam, bağırma, sen kazandın!
şiiri de burada bitiriyorum zaten, tadı kaçtı.
dur, cüzdanı kapıp koşuyorum merdivenlerden aşağı.
mecbur bu şiiri sarımsaklayıp da saklayacağız şimdi
zaten başka türlüsü ne mümkün!..
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.