0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
45
Okunma
Bir hâne yanar, kül savrulur, sînede âzâr kalır,
Dîvârı zaman alsa dahi, rûhta hisâr kalır.
Soy dedikleri sırma değil, cânı kuşatan bend olur;
Zencîr kırılır, tende yine gizli nice âsâr kalır.
Bir kökte zehir saklı ise dalda gül açsa ne çıkar,
Gonca güler âleme, özünde yine efkâr kalır.
Her sofra emân yeri değil, her çatı hâne sayılmaz;
Bâzan nice dost yüzü ardında koyu ağyâr kalır.
Şefkat diye uzanmış olan el seni hükme bağlarsa,
Altından olsa halka dahi boynunda zünnâr kalır.
Bir şah göçer, tahtı çöker, devri kapanır sanırsın;
Dilden dile geçmişse eğer hükmünde iktidâr kalır.
Zulüm de zaman içinde öğrenmiş yeni libâs giymeyi;
Hançer görünmez elde, fakat handede şerâr kalır.
Dün cebr ile susturduğunu bugün sitemle susturur;
Üslûp değişir, maksadın özünde aynı ısrâr kalır.
“Hayrın içindir” perdesi altında nice hüküm gizlenir;
Söz tatlılaşır, cânı ezen eski o âzâr kalır.
Mazlûmun sükûtunu sakın hükmüne rızâ sanma sen;
Dudak mühürlense de içinde bin figân u zâr kalır.
Bir tifl-i yetîm erken öğrenir cihânın bu sırrını:
Kalabalık eksilmez amma gönülde intizâr kalır.
Gurbet yalnız yabancı il, başka lisan, başka yol değil;
İnsan kendi kanı içinde de bâzan ağyâr kalır.
Menzil değişir, yollar uzar, yıllar sürer ardınca;
Kaçtığın eski gölgeden içinde bir gubâr kalır.
Bir gün dönersin menzil-i evvel sana başka görünür;
Sîmâ değişir, söz yenilenir; gözlerde tekrar kalır.
Virâneye dönmüş o mekân sessizce toprağa karışır;
Taşlardan eser kalmaz amma hâfızada cidâr kalır.
Zelzele damı yere serer, devrân kapıyı çürütür;
İnsanda kurulmuş bir saray varsa yıkmak düşvâr kalır.
Ecdâddan kalan her şeyi mîrâs diye yüklenme ey dil;
Altın diye sunulanın özünde nice zehr-i mâr kalır.
Kan yakın eder belki teni; gönlü esîr etmeye yetmez,
Hürriyeti olmayan yerde ülfetten ne yâdigâr kalır?
Bir ömrü başkasının çizdiği hudûtta tüketmektense
Tenhâ yürünmüş doğru yolun sonunda vakar kalır.
Gitmek her zaman korkunun hükmüyle yapılan firâr değil;
Bâzan bütün yollar kapanır, insanda bir ihtiyâr kalır.
Ne soy kaderin son sözüdür, ne hâne vatanın hudûdu;
Kendine varamayanın önünde bütün cihân dar kalır.
Ey dil, sana geçmiş diye her yükleneni saklama artık;
Her yâdı diri tutmakla gönülde yeniden âzâr kalır.
Bırak kimi isim toprağa, kimi hüküm kendi devrine;
Her ölüye taht kurarsan ardında yine hükümdâr kalır.
Bir ömür hâne aradım ben kapı kapı bu cihânda;
Anladım: emân yoksa saraydan yalnızca divâr kalır.
Yuva dediğin taş değildir, soy değildir, kalabalık değil;
İnsan kendisi olabiliyorsa orada bir bahâr kalır.
İlk gidişim gecenin koynunda korkuya verilmiş karardı;
İkinci gidişimden bana yalnız hükm-i ihtiyâr kalır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.