0
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
78
Okunma
Nâr-ı Ağustos ile yandı bugün dağ u bağ,
Sustu âb-ı serin, inler sana mahzûn ırmağ,
Şeb çökünce kararıp kaldı bütün şem‘ ü çerâğ;
Ey gonca-i ömrüm, sana ağlar dil ü cân.
Gonca-i ömrün açılmaksızın oldu târümâr,
Dest-i gaddâr-ı ecel bağrımıza vurdu şerâr,
Sana ağlar bu hazân, sana yanar fasl-ı bahâr;
Ey gonca-i ömrüm, sana ağlar dil ü cân.
Mâderin zülf-i perîşânı gece, âhı seher,
Pederin sînesine çöktü sükût-ı keder,
Hâne sensiz ne nefes aldı ne verdi bir haber;
Ey gonca-i ömrüm, sana ağlar dil ü cân.
Câme-i yâdın asılmış duruyor bir duvara,
Kokun emanet olup sinmiş o mahzûn diyâra,
Her eşik göz kesilip yollarını sormada hâlâ;
Ey gonca-i ömrüm, sana ağlar dil ü cân.
Sanma hâk içre yitip gitti o nâzik bedenin,
Bir bahâr oldu gönüllerde müebbed eserin,
Her duâ yükselir ardınca misâl-i nefesin;
Ey gonca-i ömrüm, sana ağlar dil ü cân.
Ravza-i rahmete varsın diye açıldı semâ,
Sana Kevser sunsun ol sâkî-i bezm-i ukbâ,
Bize firkat düştü, sana vuslat-ı dârü’l-bekā;
Ey gonca-i ömrüm, sana ağlar dil ü cân.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.