2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
45
Okunma

İçimde sustuğunu sandığım ne varsa,
gece olunca yeniden konuşuyor.
Sesleri yok...
Ama yankıları, bütün ömrümü dolduruyor.
Ben insanlardan korkmayı seçmedim.
Hayat, güvenin ne kadar kolay öldüğünü gösterdi bana.
O yüzden bir el uzandığında,
önce parmaklarının arasındaki karanlığa bakıyorum.
Kimse bilmez...
Bazı insanlar yaş aldıkça büyümez;
sadece yaralarını daha iyi saklamayı öğrenir.
Ben de öğrendim...
Gülmeyi...
Ama kahkahamın altına kırık camlar döşeyerek.
Sevmeyi...
Ama her sevginin ardında gelecek bir yıkımı bekleyerek.
İnanmayı...
Ama inancımı her defasında kendi ellerimle toprağa gömerek.
İçimde herkese karşı dinmeyen bir öfke var.
Çünkü bazen tek bir kötülük,
yüzlerce masum yüzü bile şüpheli göstermeye yetiyor.
Ne zaman biri yaklaşsa,
geçmiş omzuma dokunuyor.
"Buna da güvenme..." diyor.
Ben de susuyorum.
İnsanlar beni güçlü sanıyor.
Oysa güç dediğiniz şey,
defalarca yıkılıp,
kimsenin görmediği yerde sessizce kendini toplamaktır.
Bazen boğulacak gibi oluyorum.
Nefesim değil daralan...
İçimde yıllardır çıkacak bir kapı arayan çığlıklar.
Ve en acısı da şu...
Beni yaralayanlar çoktan unutmuştur belki.
Ama onların bıraktığı gölgeler,
benimle birlikte büyüdü.
Yine de bir gün,
o gölgelerin benden daha büyük olmadığını göreceğim.
Çünkü beni kıran her şey,
beni öldüremedi.
Sadece kalbime,
kimsenin okuyamayacağı kadar derin bir sessizlik yazdı.
Funda Yılmaz
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.