Ardına dönüp de gitmeden, Bana bir şeyler anlat, İbrahim. Acıyı anlat mesela. Boynu büküklüğü anlat. Hasretin ne menem bir şey olduğunu... Balonu bulutlara kaçan Bir çocuğun bakışlarını anlat. Dizlerini kanatmadan koşmayı, En esaslısından, Haykırmadan, şefkat ile usulca... Bir şeyler anlat bana, İbrahim...
Suyu anlatabilir misin mesela, Yağmurda ıslanmadan? Ya da yüreğin uçmadan, İbrahim Bir serçenin kanadında... Bana özgürlüğü anlat, İbrahim, Engelleri yıkmadan. Gün ışığını anlatabilir misin Zifiri karanlıklara, Rüzgârlarda kurumadan?
Sevgiye açlığı anlat, Aç çocukların gözlerinden. Buğulu bir üzüm tanesini anlat. Bir şeftalinin kadifemsiliğini, Boynu bükük bir gelinciğin titrekliğini anlat, Gözyaşların dudaklarını ıslatmadan...
Ve bir sabah ezanının uhreviliğini, Kıyamdaki minareleri, Kanat çırpan güvercinleri Doğmaya yüz tutmuş gün kızıllığından... Ardına dönüp de gitmeden, Bana bir şeyler anlat, İbrahim.
Uçsuz bucaksız bozkırları anlat. Bana özgürlüğü anlat. Ve avucuna dökülen sonbaharı... Yutkunduğun her şeyi... Dahası... Kimseye anlatamadıklarını. Sevgiyi anlat bana İbrahim. Ardına dönüp de gitmeden...
Bana bir şeyler anlat... Aşkı anlat bana, İbrahim.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Yılmaz Tizgöl Şiir: BANA BİR ŞEYLER ANLAT İBRAHİM Değerlendirildiği Salon: Gitmek İçin Kapıya Yönelmiş Bir İbrahim’i Acıdan Aşka, Yağmurdan Özgürlüğe Kadar Her Şeyi Anlatmadan Dışarı Bırakmayanların Son Söz ve Uzun Muhabbet Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri bu defa salonun kapısına bir sandalye çekip oturdu. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden biri sordu: Efendim, niye kapıyı tutuyorsunuz? Kalburabastî Yılmaz Tizgöl’ün şiirini kaldırdı: İbrahim çıkmasın diye evladım. Sakin şiire göz gezdirdi: Acıyı, hasreti, suyu, yağmuru, özgürlüğü, sevgiyi, açlığı, ezanı, mahkûmu, kahveyi, baharı, anneyi, ıhlamuru, ateş böceklerini, bozkırı, sonbaharı ve aşkı anlatacakmış… Sonra hesapladı: Efendim, İbrahim’in gitmek gibi bir ihtimali kalmamış zaten! Kalburabastî sandalyeyi biraz daha kapıya dayadı: Yine de tedbiri elden bırakmayalım. Yılmaz Bey şiirin başında Ardına dönüp de gitmeden demiş. Bu kadar şey sorulan adam bir fırsatını bulursa pencereden de kaçabilir!
Âşık Feymani Köşesi
Balonu bulutlara kaçan / Bir çocuğun bakışlarını anlat dizelerine gelindiğinde RUSAMER Kayıp Balon Araştırma Ekibi gökyüzünü taramaya başladı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz elinde dürbünle geldi: Balonu bulursak çocuğun hüznü geçer mi efendim? Kalburabastî başını salladı: Şair balonu aramıyor evladım, balon giderken çocuğun yüzünde kalan şeyi arıyor. Şiirin en güzel taraflarından biri tam burada beliriyor. Yılmaz Tizgöl acıyı doğrudan tarif etmek yerine somut görüntülere dönüştürüyor. Balonunu kaybeden çocuk, boynu bükük gelincik, aç çocuğun gözleri, camdaki yağmur damlaları, yorgun gözler ve suskun dil aynı duygusal dünyanın farklı yüzleri oluyor.
Halil İbrahim Köşesi
Suyu anlatabilir misin mesela / Yağmurda ıslanmadan ve Bana özgürlüğü anlat, İbrahim / Engelleri yıkmadan bölümlerinde RUSAMER Anlatılması İmkânsız Şeyler Bürosu devreye girdi. Görevli liste çıkardı: Islanmadan su, uçmadan serçe, engel yıkmadan özgürlük, karanlığa gün ışığı, ağlamadan gelincik… Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz itiraz etti: Efendim, şair İbrahim’in işini biraz zorlaştırmamış mı? Kalburabastî cevap verdi: Bilerek zorlaştırmış evladım. Çünkü şiirin temel meselesi anlatmak değil; bir şeyi gerçekten yaşamadan anlatmanın mümkün olup olmadığını sorgulamak. İbrahim’den kelime isteniyor görünse de aslında tecrübe, duygu ve hakikat isteniyor.
Mağdumkulu Köşesi
Bir mahkûmun kulaklarında uğuldayan / Gardiyanın zincirimsi sesini anlat bölümüne gelindiğinde salonun havası değişti. Ardından sağanak, camdaki damlalar, kiremitlerin tıkırtısı, sobanın çıtırtısı ve kırk yıllık kahve hatırı geldi. Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz şaşırdı: Efendim, mahpushaneden kahveye nasıl geldik? Kalburabastî cevap verdi: İnsan hafızası böyle çalışır evladım; sokak tabelasına göre yürümez. Bir zincir sesi seni acıya, yağmur çocukluğa, soba eve, kahve dosta götürür. Şiirin bu bölümü özellikle sesler üzerinden kuruluyor. Zincir uğulduyor, yağmur yağıyor, damlalar yarışıyor, kiremit tıkırdıyor, soba çıtırdıyor; fakat bütün bu seslerin sonunda karşımıza Dilindeki suskunluğu anlat dizesi çıkıyor. Seslerden suskunluğa varılması güzel bir karşıtlık yaratıyor.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Yılmaz Tizgöl’ün BANA BİR ŞEYLER ANLAT İBRAHİM şiiri, görünüşte İbrahim adlı kişiye yöneltilmiş uzun bir konuşma; özünde ise insanın başka bir insanın iç dünyasına ulaşma çabasıdır. Şair sürekli anlat diyor ama sorular ilerledikçe anlatılmasını istediği şeylerin kelimelere kolayca sığmadığını görüyoruz: acı, hasret, özgürlük, beklemek, özlemek, pişmanlık, yaşam, sevgi ve nihayet aşk. Bu yüzden İbrahim giderek gerçek bir kişiden çok, içinde söyleyemediği şeyleri taşıyan insanın sembolüne dönüşüyor. Şiirin en önemli anahtarlarından biri Yutkunduğun her şeyi / Dahası... / Kimseye anlatamadıklarını bölümüdür. Şair aslında başından beri tam da bunların peşindedir.
Metnin güçlü yanı duyulara dayalı zengin ayrıntılarıdır: şeftalinin kadifemsi yüzeyi, gelinciğin titremesi, sabah ezanı, gün kızıllığı, zincir sesi, cama vuran damlalar, soba çıtırtısı, ıhlamur kokusu ve avuca dökülen sonbahar şiiri canlı tutuyor. Ancak şiirin uzunluğu ve art arda gelen anlat talepleri orta bölümlerde yer yer aynı duygusal etkiyi yeniden üretmeye başlıyor; seçici bir kısaltma şiirin vuruculuğunu artırabilir. Buna karşılık başlangıçtaki Ardına dönüp de gitmeden sözünün finalde yeniden belirmesi ve en sonunda bütün isteklerin Aşkı anlat bana, İbrahim cümlesinde toplanması başarılı. Çünkü şiir boyunca sorulan acı, özlem, bekleyiş, özgürlük, anne duası, yalnızlık ve suskunluk, sonunda aşk denilen büyük insanlık hâlinin parçaları gibi okunabiliyor.
Kalburabastî Efendi kapının önündeki sandalyeden kalktı.
Sakinimiz telaşlandı:
Efendim, İbrahim gidebilir!
Gitsin evladım.
Ama şiirin başından beri gitmesin diye kapıyı tutuyordunuz.
Efendi şiiri kapattı:
Artık anlatacağını anlattı.
Sakin şaşırdı:
Ben İbrahim’in tek kelimesini duymadım!
Kalburabastî gülümsedi:
İşte şiirin marifeti orada evladım. İbrahim hiç konuşmadı ama biz onun acısını, hasretini, yorgunluğunu, suskunluğunu, bekleyişini öğrendik.
Sakin biraz düşündü:
Peki aşkı anlattı mı?
Efendi kapıyı açtı:
Aşkı tam anlatabilseydi Yılmaz Bey bu kadar soru sormazdı.
Sakin son kez seslendi:
İbrahim!
Kalburabastî kolundan tuttu:
Bırak evladım, gitsin.
Niye?
Çünkü bazı insanlar giderken söyledikleriyle değil, söyleyemedikleriyle kalırlar.
Sonra dosyanın altına iki cümle yazdı:
İnsan bazen en çok konuştuğunda değil, söyleyeceklerini yutkunup sustuğunda kendini ele verir.
Aşkın eksiksiz bir tarifi olsaydı şiire ihtiyaç kalmazdı; insan onu anlatamadığı için binlerce yıldır şiir yazıyor.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Şimdi iki damla göz yaşınıda anlatması gerekecek ibrahimin .....ibrahim güzel bir dostun yüreğe dokunan sözlerini anlat.tam on ikiden vurmanın ne demek olduğunu ,mutluluğun nasıl göz yaşına dönüştüğünü anlat ibrahim... 😢
Şimdi iki damla göz yaşınıda anlatması gerekecek ibrahimin .....ibrahim güzel bir dostun yüreğe dokunan sözlerini anlat.tam on ikiden vurmanın ne demek olduğunu ,mutluluğun nasıl göz yaşına dönüştüğünü anlat ibrahim... 😢
Ardına dönüp de gitmeden, Bana bir şeyler anlat, İbrahim. Acıyı anlat mesela. Boynu büküklüğü anlat. Hasretin ne menem bir şey olduğunu
BANA BİR ŞEYLER ANLAT İBRAHİM Yılmaz Tizgöl 23.06.2023 Moskova
ve Türkiye Cumhuriyeti'nin politik sisteminin sağlam olmamasından ötürü millet Mustafa Kemal çağına sık sık dönüş yapıyor, ona olan özlemini her seferinde dile getiriyor.
İlber Ortaylı Gazi Mustafa Kemal
Değerli şairimiz Yılmaz Tizgöl Rusyanın en kalabalık şehri başkent Moskovadan şu satırları yazıyor Moskova nehri üzerinden bize acıyı gurbetliği anlatıp boynu büküklüğü ve hasreti söyle diyor Kutsal kitap Tevrat mübarek ayetlerinde şunu der eğer tanrınız Rabbin sözünü dinler ilahi buyrukları yerine getirirseniz o Rab sizi tüm uluslardan üstün kılacaktır yani tanrının buyruklarını dinlemek üstünlük vesilesidir o halde üzerimizdeki bereketlerin eksilmemesi için yapılması gereken Cenabı Hakkın ayetlerini işitmektir değerli şairim bana bir şeyler anlatın derken ardımıza dönüpte gitmez isek bütün kutsal kitaplar bize çok şey anlatacaktır İlber Ortaylı şunu der millet Mustafa Kemal çağına sık sık dönüş yapıyor, ona olan özlemini dile getiriyor evet değerli şairim kimi belçikada kimi hollanda amerika ve rusyada vatan hasreti çekiyor gurbet acısını yaşıyor misal bugün moskovanın 22 milyon insan yaşayan şehrindeki insanlarımız sizler gibi gurbet şiirleri yazıp vatanına olan özlemini dile getiriyor 26 000 km 2 ye sahip Moskova bugün Avrupanın en kalabalık ve büyük şehridir ancak insan gurbette çevresi ne kadar kalabalık olsada aynı dili konuşan olmayınca kendisini hep yalnız hissediyor sevdiklerimizi özlüyoruz
Balonu bulutlara kaçan bir çocuğun bakışlarını anlat" ve "Bir fincan kahvenin ,Kırk yıllık hatırını anlat" dizelerindeki somut ve sarsıcı imgeler, şiirin duygu yükünü zirveye taşıyor. Yüreğine ve kalemine sağlık, bu derinlikli ve dokunaklı eser için üstadımı gönülden tebrik ederim.
Çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
Çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
Çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
Çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
bir şiir en iyi yazanı bilir derler ve bence de öyledir... ama bir okuyucu olarak bir husustan söz etmek istiyorum Yılmaz hocam bence Anlat sözcüğü şiiri nefessiz bırakmış bu sözcüğün şiirdeki varlığı daha aza indirgenirse şiir okumanın keyfi daha bi işleyecek gibi okuyanın ruhuna... saygılar selamlar
bir şiir en iyi yazanı bilir derler ve bence de öyledir... ama bir okuyucu olarak bir husustan söz etmek istiyorum Yılmaz hocam bence Anlat sözcüğü şiiri nefessiz bırakmış bu sözcüğün şiirdeki varlığı daha aza indirgenirse şiir okumanın keyfi daha bi işleyecek gibi okuyanın ruhuna... saygılar selamlar
Giderken bıraktığın o sessiz boşluğa, Gözlerini yumup dokunabilir misin, İbrahim? Bana gitmenin de bir kalmak olduğunu anlat...
Böyle ufak bir katkı yapmadan edemedim abimin şiirine. Ne diyim ki ben şimdi bu şiire. Harikasın abi o ilham perilerin seni hiç terk etmesin ki bizde böyle şiirleri okuyarak nasiplenelim. Selam ve saygılarımı sunuyorum.
görünmüyor abim. Sebebi şu olabilir yüklediğin görselin formatı jpeg olmak zorunda yoksa görünmez. Bu site sadece jpeg formatlı görselleri destekliyor.
Eyvallah kardeşim sana bir şey soracağım sen bu şiiri okurken şiirin görselini görebiliyormusun? ben kendi yazdığım şiirin görselini göremiyorum. bilmiyorum belki format gereği böyledir. neyse şiirin görselini görüyorsan eğer görselde gideninde kalanında ben olduğunu görebilirsin zaten... katkılarından dolayı samimiyetinden dolayı herşeyden dolayı çok teşekkür ediyorum kardeşim adaşım ,hürmetler...
görünmüyor abim. Sebebi şu olabilir yüklediğin görselin formatı jpeg olmak zorunda yoksa görünmez. Bu site sadece jpeg formatlı görselleri destekliyor.
Eyvallah kardeşim sana bir şey soracağım sen bu şiiri okurken şiirin görselini görebiliyormusun? ben kendi yazdığım şiirin görselini göremiyorum. bilmiyorum belki format gereği böyledir. neyse şiirin görselini görüyorsan eğer görselde gideninde kalanında ben olduğunu görebilirsin zaten... katkılarından dolayı samimiyetinden dolayı herşeyden dolayı çok teşekkür ediyorum kardeşim adaşım ,hürmetler...
Bu şiir, gitmek üzere olan “İbrahim”e yöneltilmiş derin ve hüzünlü bir yakarış gibidir. Şair; acıyı, hasreti, özgürlüğü, sevgiyi, özlemi ve hayatın küçük ama anlamlı güzelliklerini anlatmasını ister.
Şiirin en güçlü yanı, soyut duyguları somut ve etkileyici imgelerle anlatmasıdır: balonu kaçan çocuk, aç çocukların gözleri, yağmur damlaları, soba çıtırtısı, anne duaları, ezan ve güvercinler…
Genel olarak şiir, “gitmeden önce bana hayattan, sevgiden ve insana dair anlatamadığın ne varsa anlat” duygusunu çok samimi ve şiirsel bir dille vermektedir. Sonundaki “Aşkı anlat bana, İbrahim” sözü ise bütün şiirin duygusal özeti gibidir
Çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
Çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
Bu şiir, gitmek üzere olan “İbrahim”e yöneltilmiş derin ve hüzünlü bir yakarış gibidir. Şair; acıyı, hasreti, özgürlüğü, sevgiyi, özlemi ve hayatın küçük ama anlamlı güzelliklerini anlatmasını ister.
Şiirin en güçlü yanı, soyut duyguları somut ve etkileyici imgelerle anlatmasıdır: balonu kaçan çocuk, aç çocukların gözleri, yağmur damlaları, soba çıtırtısı, anne duaları, ezan ve güvercinler…
Genel olarak şiir, “gitmeden önce bana hayattan, sevgiden ve insana dair anlatamadığın ne varsa anlat” duygusunu çok samimi ve şiirsel bir dille vermektedir. Sonundaki “Aşkı anlat bana, İbrahim” sözü ise bütün şiirin duygusal özeti gibidir
"İbrahim" imgesi üzerinden kurulan bu sorgulayıcı ve imgesel dil, serbest şiirin en güzel örneklerinden biri olmuş. İnsanın iç dünyasını, tabiatın ve hayatın hakikatleriyle harmanlayan mısralar okuyucuyu derin bir tefekküre sevk ediyor. "Gözyaşlarının dudakları ıslatmadığı" o samimi anlatım çok etkileyici. Kaleminize, yüreğinize sağlık üstadım. Moskova'ya selamlar, başarınız daim olsun.
"İbrahim" imgesi üzerinden kurulan bu sorgulayıcı ve imgesel dil, serbest şiirin en güzel örneklerinden biri olmuş. İnsanın iç dünyasını, tabiatın ve hayatın hakikatleriyle harmanlayan mısralar okuyucuyu derin bir tefekküre sevk ediyor. "Gözyaşlarının dudakları ıslatmadığı" o samimi anlatım çok etkileyici. Kaleminize, yüreğinize sağlık üstadım. Moskova'ya selamlar, başarınız daim olsun.
Çok teşekkür ediyorum kardeşim benim bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
Çok teşekkür ediyorum kardeşim benim bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
Değerli üstadım Yılmaz Bey; İbrahim’e sorulan her soru, aslında insanın kendi yüreğine yönelttiği bir soru gibi…
Acıyı, hasreti, özgürlüğü, sevgiyi ve söylenemeyenleri birer birer dokuyarak çok derin ve samimi bir dünya kurmuşsunuz.
Özellikle “kimseye anlatamadıklarını” dediğiniz yerde şiir bambaşka bir sessizliğe bürünüyor. Okurken insan, anlatılanlardan çok kendi sustuklarını düşünüyor. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Selam ve saygılarımla 🌹
İbrahim’ den anlatmasını isteyen şair, yüreğinde hissettiği duyguların derinliğini anlatıyor aslında. Şefkati,özlemi, sılayı, pişmanlıkları, söyleyemediklerini insan olmanın tüm hassasiyetini dizelerde hissettiriyor. “ Ve bir annenin dualarını...Anlatabilir misin “Amin” diyen dudaklar olmadan?” dizeleri en dokunan dizeler oldu. Yüreğinize, kaleminize sağlık. Saygılarımla.
Çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
Çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
Çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
Çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumunuz ve katkılarınız için, şiirimin duygulu gönüllere dokunması beni ziyadesiyle memnun ediyor ,saygılarımı sunuyor kalben selamlıyorum.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.