1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
40
Okunma
Kırık plağın cızırtılı nağmeleri,
Zamanın unuttuğu bir odada yankılanır usulca.
Toz tutmuş anılar, eski bir pencerenin camına
Yağmur damlası gibi birikir sessizliğin kıyısında.
Her dönüşünde aynı şarkıyı söyler kader,
Her dinleyişte başka bir yara açılır içimde.
Ses değil yalnızca yükselen
Bir ömrün eksik kalmış cümleleri dolaşır havada.
Kimi zaman çocukluğun gülüşü karışır ezgilere,
Kimi zaman ayrılık, ince bir sızı gibi çöker geceye.
Cızırtılar, kelimelerin söyleyemediğini anlatır.
Suskunluk, en ağır mısra olur dudakların kıyısında.
Bir köşede bekleyen solgun fotoğraflar,
Işığını yitirmiş yıldızlar gibi bakar geçmişe.
Ellerim uzanır eski günlerin sıcaklığına,
Dokunduğum her hatıra avuçlarımda kül olur.
Rüzgâr perdeyi araladıkça
Gecenin koynundan dökülen ay ışığı,
Kırık plağın yorgun yüzüne vurur.
Zaman, sanki kendi yaralarını seyretmektedir.
Hiçbir şarkı bütünüyle bitmez,
Yarım kalan umutlar bir yerlerde yeniden çalmaya devam eder.
İnsan, en çok sustuğu yerde konuşur kendiyle.
En derin acılar, en sessiz ezgilerde filizlenir.
O cızırtılı nağmelerin arasında kaybettiğim mevsimleri tek tek sayarım.
Her nota, ömrümden eksilen bir baharı fısıldar.
her sessizlik, yeniden doğmayı bekleyen bir sabahı saklar.
Sonunda plak yavaşça durur, oda yeniden sessizliğe gömülür.
Fakat kalbimde dönmeye devam eden o görünmez iğne,
hatıraların çizdiği izleri silmeye razı olmaz.
Bazı şarkılar kulaklarda değil,
ömrün en derin yerine kazınır.
Bazı cızırtılar, insanın ruhuna en temiz melodiden daha uzun süre eşlik eder.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.