1
Yorum
5
Beğeni
4,8
Puan
28
Okunma
Kalbimde üşüyen kuş...
Zamanın yaprak yaprak döküldüğü,
Göğün kurşuni bir örtü gibi ruhun üzerine serildiği
O tanıdık eşik…
İçimi kaplayan hüzün.
Peki, neydi seni böyle dilsiz bırakan?
Neydi kirpiklerinin ucunda salınan, seni uzak ufuklara savuran o rüzgâr?
Sahi, neydi zihninin dehlizlerinde dolaşıp seni ince ince oyalayan?
Hangi zamandı o?
Hangi unutulmuş ânın kırıntısıydı ruhuna, o buğulu bakışlarına bir anlığına da olsa sığınacak bir sükûnet ve derin bir huzur veren?
İçinde, kaynağını ve sebebini bir türlü çözemediğin o birikmiş ağlamak...
Sanki yağmayı çoktan unutmuş ağır bir bulut gibi duruyor göğsünün tam ortasında.
Ne gözlerinden taşabiliyor, ne de içinden çekilip gidiyor.
Çıplak dallarda salınan bir sonbahar yankısı,
Işığın çatladığı o ince, o kırılgan çizgide,
Neydi seni uçsuz bucaksız boşluklara daldıran?
Hangi yitik kokuydu genzini yakan,
Hangi sesin gölgesiydi bakışlarına çöken?
Neydi seni boynu bükük kelimelerle düşündüren?
Sahi, hangi zamandı o?
Ruhunun fırtınalarını dindiren,
Gözlerine o duru, o derin sükûneti veren
Hangi vaktin esintisiydi?
Bir çocuk saflığıyla sığındığın o huzur,
Hangi takvim yaprağında unutuldu?
Şimdi nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde,
Yıkılmış bir kentin sokaklarına yağan sessiz bir yağmur gibi.
Ne kadehi dolduran bir keder bu, ne de adı konulmuş bir sızı...
Sadece birikmiş bir ikindi gölgesi,
İçimde kırılan bir aynanın sessizce yüreğime batışı.
Ağlamak...
Geceye uzanan yalnız bir nehrin denize varma çabası belki,
Belki de kendine geç kalmış bir ruhun
Sessizce kendi omzunda can verişi.
Şimdi mevsim hüzün,
Ben, adı konmamış bütün gözyaşlarının sürgünüyüm.
Kalbimde üşüyen kuş,
Kanatlarında yarı kalmış vedalar.
30.10.2014
5.0
75% (3)
4.0
25% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.