13
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
238
Okunma
Masamda duran kum saati
Sözlerine aldanıp durabilir mi?
Taş atıp gecenin zifiri karanlığına
Yıldızları avuçlarıma düşürebilir miyim?
Bir gölge gibi peşimde geçmişim
Nereye gitsem kaçamıyorum senden
Ben bu karşılıksız sevdayı seçmişim
Ruhum ayrılmak isterken bedenimden.
Hep imkansızları istedim bunca zaman
Aklım ermedi bir türlü bu çaresiz hallere.
Öyle garip bir duygu kapladı ki içimi
Sürükler beni bilinmez meçhullere
Söküp atmadım bir türlü kalbimden
Sızlar içimdeki o eski derin yara
Duy sesimi ne olur nefesim bitmeden
Bırakma beni bu karanlık zindanlara
Unutmak kolay mı sanıyorsun sanki?
Silinmedi kaldırımlarda senin ayak izlerin
Zamanı geriye döndürmek o kadar zor ki
Ruhuma kazınan o sahte bakışlı gözlerin
Susturulmuş duygulara göz yumdukça
Büyüdü içimdeki o açtığın derin yara
Yokluğunda yalnızlığa ağır ağır yaklaştıkça
Kaybettim gökyüzündeki masum yıldızı
Takvim yapraklarını tek tek kopararak
Geçip giden zamana anlamsız bakıyorum
İçimdeki umutları bir bir yakarak,
Kendi sessizliğimde kanıyorum
Yaşıyorum ben günlerimi böylesine
Bir yaprak misali rüzgarda savrulan
Yenildim bu ömrün amansız cilvesine
Bir ben kaldım arkanda külleri savrulan.
Şimdi gece daha bir karanlık, daha soğuk
Dışarıda fırtına, içimde bir yangın
Boğazımda düğümlenir sesim, kısık ve boğuk
Söyle, bu kaçıncı aldanışım, kaçıncı bozgun
Yüreğim çok yorgun, artık bana yabancı
Taşımıyor bu ağır, bu sessiz yükü
Uzaklardasın şimdi, duy sesimi yalancı
Yarım kaldı içimdeki o sevda öyküsü.
Sesim yankılanır bomboş odalarda
Hani o verdiğin tutulmaz ağır sözler
Kaldım tek başıma bu son durakta
Gözlerim yollarda hâlâ seni umutla bekler
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (22)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.