23
Yorum
58
Beğeni
5,0
Puan
683
Okunma

çocukluğunu unutan bir adamım
ceplerimi yokluyorum her akşamüstü
paslı salıncakların sesi b/ulaşıyor kulaklarıma
hatıralarımı giyiyorum her gece
öyle uyuyorum
annem, karanlık çökünce
göğün sabrını örterdi omuzlarıma
o vakit ninniler süzülürdü saçlarımın arasından
yuva kurmuş serçelerin duasına benzerdi avlumuz
diz çökerdi ay penceremin önünde
sonra
karanlığı katlayıp yastığımın altına bırakırdı ben uyurken
nasırlı mevsimler taşırdı eve babamın elleri
avuçlarını açınca yağmur görünürdü gözlerinde
yeryüzü ayakta kalmayı öğrenirdi
bana her güldüğünde
şimdi hangi sokağa çıksam,
benden önce geçiyor karşıya çocukluğum
kaldırım taşları unutmamış yerini dizimdeki yaranın
her akşam ismimle çağırıyor beni eski bir şarkı
zaman desen
anılarımı saklayan koca bir ihtiyar
bir uçurtmam vardı,
ipini kalbime bağlamıştım, hatırlıyorum
bulutlardan bir parça eksildi sanmıştım kaybettiğimde.
çok sonra anladım göğün eksilmediğini
içimde çocuk kalabilen son maviliğin ardından ağlarken
oyuncaklar kaybolmaz
büyüyen eller terk eder onları
kilerimin kuytu yerinde bekleyen tahta atım
bahçeme doğru kişniyor.
her gece rüyalarımdaki ahırdan kaçıp
annemin "üşürsün" diyen sesini giyiyorum üşüdüğümde.
eski bir battaniye gibi örtüyor üzerimi bu aralar.
hiçbir kış
annemin telaşındaki ateşi söndüremiyor
ben kuşları gökte sanırdım
oysa kanat çırpan bir serçe var sol tarafımda
korktuğumda avuçlarına uçuyor annemin
babamın omzuna konuyor sevindiğimde
bir ceviz ağacımız vardı
gövdesi dedemin alnı gibi kırışık
bayram sabahları kadar genişti dalları
şimdi sadece gölgesi duruyor oyunlarımda.
meğer
kesilince değil
unutulunca devriliyormuş
bazı ağaçlar
bazen eski bir sınıf oluyor, geceyarısı
ayışığı tahtaya yazıyor adımı ’gelmedi’ diye
kalemimin ucunda kaybolan yıllar
ve
kurumuş papatyalar defterimin arasında
hiç olmayacak bir sevgili için saklanan
insan
oyuncaklarının adını değiştiriyor büyüyünce
misket, umut oluyor
tahta kılıç, gurur,
uçurtmaya gelecek diyor.
sonra bir gün,
hepsinin aynı fırtınada savrulduğunu öğreniyor.
şimdi hangi aynaya baksam,
bir çocuk beliriyor karşımda
gözlerinde çamur lekeli bir akşam,
ceplerinde beş taş, bir gökyüzü bir sürü hayal...
yaklaştıkça uzaklaşan kandiller gibi oluyor hatıralar
bir gün
içine alacak ayak izlerimi usulca toprak
deli bir sonbahar kuru yapraklara bölecek adımı.
karanlığın cebinde unuttuğum misketler gibi,
gecenin avucunda birbirine değecek içimdeki yıldızlar
artık biliyorum;
çocukken yarım bıraktığım bir oyuna döneceğim
ölünce
üzerimi örtecek gökyüzü
annem gibi her gece
...
TEMMUZ, 2026 / URFA
5.0
100% (23)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.