0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
113
Okunma

III. BÂB
Sanem sanırdık evvelâ seng ü sîmden yapılanı,
Meğer en çetin put imiş nefsin kurduğu tahtgâh.
Yıkıldı Lât u Menât, devrildi nice sûretler;
Ben putu dimdik durur, çağlar değişse bî-günâh.
Bir tâc için eğrilen baş secdeyi bilse ne çıkar?
Hakka varmayan inkıyâd, kulluğa açmaz sabâh.
Kürsîyi emânet bilen azaldı dehr içinde;
Mansıbı mülk eyleyen çoğaldı her dergâh.
Altın elinde zincir olur hırs ile tutanlara;
Kanaat ehlinin avcu dardır, gönlü pâdişâh.
Hak sözüne yüz çevirip methi rehber eyleyenin,
Aynasında kendi sûreti, ufkunda yok nigâh.
Bir ömür alkış devşirir, adını ebed sanır;
Rüzgâr çekilince kalır sessiz bir dergâh.
Mîzânı nefsin eline teslim eden akıllar,
Kendi hükmüne mahkûm olur, bilmez bu iştibâh.
Dünya bir menzil iken saray kurar hevâsına;
Ecel kapıyı çalınca sığmaz ona bir penâh.
Gölgesine meftûn olan güneşi inkâr eder;
Kendi dumanın gören ufku karanlık sanır âh.
İzzet, yüksek kürsülerde aranan bir ziynet değil;
Doğruyu yalnız söyleyen dilde açan bir gülzâr.
Kimi cübbe ile büyür, kimi kisveyle görünür;
Libâsın erişmediği yere varır ancak vakar.
Şöhret deniz köpüğüdür, dalga çekilse kaybolur;
İhlâs ise umman olur, çağlar geçer eksilmez.
Kale burçtan yıkılmaz, kapısı içerden açılır;
Bir kavmi fetheden evvel gönlündeki inkisâr.
Nefis, her gün yeni bir put diker gönül meydânına;
Balyoz değil, ihlâs gerek yıkmağa ol hisâr.
Taştan sanem devrilse de dâvâ tamam olmaz;
Ben putu kırılmadıkça mîzân kıyâm bulmaz.
Erol Kekeç/29.07.2026/Sancaktepe/İST
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.