2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
69
Okunma

Dün yine bir yer yanmış,
haberlerde üç dakika sürmüş.
Bir spiker üzgün bakmış ekrana,
sonra hava durumuna geçmiş.
Sen de çayını karıştırmışsın,
"Yazık olmuş..." demişsin.
Ardından eklemişsin:
"İyi ki bizim mahalle değil."
Ne güzel rahatlık şu bizimki...
Yangın uzaktaysa dert değil,
açlık kapı komşundaysa mesele değil.
Yeter ki bizim perdeler temiz kalsın,
bizim koltuklara kül konmasın.
Ama hayat dediğin,
hesap defteri tutar kardeşim.
Bugün başkasının kapısına dayanan duman,
yarın senin bacandan çıkar.
O zaman bağırırsın:
"Komşular yetişin!"
Bakarsın komşular da meşgul...
Çünkü sen dün onların sesini duymamışsındır.
Bizim memlekette garip bir huy var;
Haksızlık bize uğramayınca
adalet yerinde sanıyoruz.
Birinin hakkı yenirken susuyoruz,
sonra kendi hakkımız gidince
meydanlarda adalet arıyoruz.
Vicdanı da ertelemeye alıştık.
Sanki yarın açılır bir dükkân,
gidip biraz vicdan alırız.
Bir kilo cesaret,
iki kilo merhamet...
Borcu da aya yazdırırız.
Sessizlik var ya...
En çalışkan işçidir memlekette.
Gece gündüz çalışır.
Önce dilleri bağlar,
sonra gözleri kapatır.
Sonra bir bakarsın,
herkes görür ama kimse bilmez.
Herkes bilir ama kimse konuşmaz.
Ne güzel düzen değil mi?
Yangın çıkınca itfaiye çağırırız,
ama ateşi büyüten odunu
kim attı diye sormayız.
Çünkü sormak zahmetlidir,
susmak kolay.
Ama unutmayın;
kül, sahibini tanır.
Duman, yolunu bulur.
Bugün başkasının evine düşen kıvılcım,
yarın senin çatına konar.
O zaman gökyüzüne bakıp
"Bu duman da nereden çıktı?" deme.
Dumanın adresi yoktur kardeşim.
Ama her zaman bir sebebi vardır.
Ve bazen o sebep,
vaktiyle "Bana ne..." diyenlerin
kendi sessizliğidir.
Hikmet Metin Çavdar
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.