4
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
38
Okunma

yaprak, kuruyup düşeceğini bilmedi
o da ölümden habersizdi.
bilse, yeşerir miydi o dalda?
ya dal...
nereden bilsin sırtındaki yükün vebalini?
her kopan yaprakla
bir ölüme daha şahit oluyordu.
ağaç,
bir başka ağaca ne desin şimdi?
o bilseydi,
çeker miydi bu kadar yükü,
bu kadar çileyi?
ıstırap üstüne ıstırap...
acı üzerine acı
yaşıyordu her şey...
bulanık sular durulsun diye çok bekledim,
günlerce nefesimi tuttum...
her defasında yuttum kelimeleri,
aklıma gelince yutkundum.
ama beklemek yetmedi,
yaprak düştükçe,
su hep bulandı...
anlayacağın usta,
yük çok ağır...
bak, güneş çok yaktı tenimizi
yanık kaldı içimizdeki o çocuk...
yüreklerimizde,
dinmeyen bir sızı...
sevmeyi bile unutturmuşlar bize.
tende arzu arayanlar var artık, usta
hem de en çok onlar revaçta...
ben istedim ki, gözyaşlarım ölmesin,
o yüzden ağlamalarım
hep içime, içime aktı...
söyle usta,
belki sen bilirsin
hangi dağın, hangi tepenin sırrı var?
ben düzlerde kayboldum.
çatlamış bu dudaklar,
bir öpücüğe bile hasret kaldı.
kurumuş dalda yeşermeye çalışan bir yaprak…
incecik dala tutunan
kuş, ağırlığından habersiz.
dayanmaz o dal, çok sürmez...
unutma
ağaç olup kurumak da var,
dal olup kırılmak da.
öyle yeşil yeşil salınmak değil maharet,
yere düştüğünde birlikte savrulmaktı aşk,
usta...
dur artık.
bir dur...
alacaklı olan ayaklarımın
yol alacağı var daha.
yuttuğum nefeslerimden
geriye kalan zamanlarım var.
gel sen,
pınar ol, herkes önünde diz çöksün.
her dudak
seninle öpüşsün kana kana.
bak, herkes önünde eğildi .
resmim yüzüne yansısa da,
gölgem düşse de...
bil ki ölüm sende kalmayacak,
ama dirim,
hiç ölmeyecek.
unutma
bu beden,
daha çok yük taşır...
*
Mehmet Demir
20720
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.