3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
76
Okunma
gece,
kurşuni bir mürekkep gibi sızarken
ahşap zemin fısıltılarına.
masanın köşesinde biriken ışık
yokluyor kalbimi
ben,
avuçlarıma gömüp başımı
o katı ve geçilmez duvarların arasında.
gülün kırılganlığını düşünüyorum
bir göl esintisi inceliyor şakaklarımda
ve dudağımda mırıldanmalar
inşirâh
ben bu çorak yalnızlığın içinde
solduğuna tanık oldum umut çiçeklerinin
ama sert kirpikleri yumuşatan
tatlı öpücüklere aldanıp
seviştiğimi gördüm yağmur altında
gece üç sularında uykumda
uykunun sarhoşluğundan sıyrılıp
baktım odanın boşluğundan
yağmur, hâlâ aynı ritimle dövüyor asfaltı,
kuşlar tünemiş yuvalarına
düşündüm
eşyanın kalbine inen bir af gibiydi o öpücük
bütün çorak toprakları bereketli kılan
pencereleri sonsuzluğa açılan evlerde
bütün kilitli kapıları ardına kadar açan
düşündüm
göğsümde kıvıl kıvıl açılırken yeni bir evren
belki de biri
rüyasında öptüğünü görmüştür beni
uyandırmayın beni
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.