1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
32
Okunma

Aşk dedikleri,
yalnız iki yüreğin işi değilmiş meğer.
İçinde Adapazarı’nın yıkılışı saklı;
Sakarya susmuş o gün,
dağıtılmış bir meydanın
yetim kalan sessizliği çökmüş şehrin üstüne.
Sen çıktın gittin.
Ama ardında
duvarlara çarpan sesini bıraktın.
Ben o sesi susturamadım.
Gözlerim seni değil,
sende kaybettiğim insanı arıyor şimdi.
Çık diyorum,
kaburgalarımın arasından çık.
Kanıma karışmış adını söküp atayım.
Olmuyor.
Çünkü bazı yaralar
etten değil,
ruhtan açılıyor.
İlk günkü yangını istiyorum.
Elini değil...
Tenini değil...
İnsanı ayağa kaldıran
o büyük kıvılcımı.
Varsın bedenin uzak kıyılarda kalsın.
Rüzgâr alsın,
toprak örtsün,
zaman eskitsin.
Ben ruhunu isterim.
Çünkü ruh,
ne zincir tanır
ne sınır.
Ve ben bilirim;
aynı acıyı omuzlayanlar,
aynı göğün altında
aynı türküyü söyler.
Ey içimdeki isyan!
Bugün seni de seviyorum,
senden kurtulmak isteyişimi de.
Çünkü insan,
en büyük savaşını
kendi yüreğinde verir.
Bir gün
bu acının küllerinden
yeniden doğrulacağım.
Ve o gün
adını değil,
kendimi haykıracağım gökyüzüne.
Çünkü aşk,
yalnız sevmek değil;
yanıp da
küle boyun eğmemektir.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.