0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
123
Okunma
Güneş henüz bölüşmemişken göğün payını,
Bir sessizlik birikir odanın kuytusunda.
Eski bir kelime arar insan, unuttuğu o kadim sesini,
Zamanın ağır aksak yürüyen uykusunda.
Ne geçmiş bir yük şimdi, ne gelecek bir vaat,
Sadece iki nefes arası bir durak burası.
Pencerelerden sızan o ilk ürkek aydınlık,
Karanlıkla şafağın en ince ara yüzü.
Bir söz verilir bazen, rüzgara bırakılan,
Bir niyet serpilir ömrün kurak toprağına.
Biz sadece izleriz hayatı, sakin ve derinden,
Bir yaprağın usulca düşüşü gibi dalından.
Adımlar yorulur da yollar bitmez derler ya,
İçimizde büyüyen o uzak şehirlerin yankısı.
Her sabah yeniden kurulan bu yorgun dünyaya,
Bırakılan en güzel miras, kalbin duru şarkısı.
Kuşlar uçuşur göğün en tenha yerinde şimdi,
Kanatlarında taşırlar dünden kalan ne varsa.
Bir dost selamı iyileştirir kırılan tüm yanları,
Yeter ki insan insana duymaktan yorulmasın.
Ve nihayet gün döner, gölgeler çekilir evine,
Umut, bir tohum gibi çatlatır vaktin kabuğunu.
Biz bu altı kıtalık ömrün tam ortasında,
Sessizce selamlarız hayatın o gizemli yolunu.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.