1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
21
Okunma
Dünya, avuçlarının içinde dönen bir taş sadece.
Ona dokunmuyorsan, soğukluğunu bilmiyorsan,
Adımların toprağı ezmiyor, sadece yürüyorsan;
Sen bu hayatın neresindesin?
Bir yağmurun sesini duymak yetmez yalnızlığa.
Teninde ürperen o ilk damlayı saklayacaksın.
Gözlerini kapattığında gürleyen o fırtınayı,
Göğsünün tam ortasında ağırlayacaksın.
Kelime dediğin, ağızdan çıkan kuru bir gürültü.
Bakışların arkasındaki o uçurumu görmüyorsan,
Sustuğunda bir insanın kalbindeki sarsıntıyı,
Kendi sessizliğinde tartmıyorsan, eksiksin.
Acı da bir duraktır, sevinç kadar gerçek.
Kaçmayacaksın sızlayan yerlerinin çığlığından.
Kanarken de yaşadığını fısıldar insan ruhu,
Yaralarını sevmedikçe, iyileşemezsin.
Gece çöktüğünde odanın o koyu sessizliğine,
Sadece karanlığı değil, zamanın süzülüşünü izle.
Her nefes, parmak uçlarından kayıp giden bir nehir,
Akıntıya karşı durma, bırak ruhun da yürüsün geceyle.
Çünkü hissetmek, uyanmaktır derin bir uykudan.
Et ve kemikten fazlası olduğunu hatırlamaktır.
Şimdi aç gözlerini ve göğsündeki o ritme bak,
Yaşamak sadece nefes almak değil, baştan aşağı titremektir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.